Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2025/1691 · K. 2025/4543
10. Ceza Dairesi 2025/1691 E. , 2025/4543 K. "İçtihat Metni" Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca; "..... Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan yürütülen soruşturmada, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. TCK'nın 191. maddesinin 9. fıkrasında , "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır." hükmüne, CMK'nın 171. maddesinin 2. fıkrasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz edilebileceği belirtildikten sonra itiraz usulüne ilişkin aynı kanunun 173. maddesine atıf yapıldığı, CMK'nın 173. maddesinde ise, "Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir." hükmüne yer verilmektedir, buna göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan yürütülen soruşturmada TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, başvurulacak kanun, yolu merci ve sürenin belirtilmesi ve kararın şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, TCK'nın 191. maddesinde belirtilen unsurları içermeyen, itiraz merci, süresinin gösterilmediği veya usulüne uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki sonuç doğurmayacağı, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali nedeniyle TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrası uyarınca ya da TCK'nın 191. maddesinin 6. fıkrası uyarınca doğrudan açılacak kamu davalarında kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle mahkumiyet kararı verilemeyeceği, bu durumda durma kararı verilerek dosyasının taşıması gereken zorunlu unsurları ihtiva eden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi, verilen kararın usulüne uygun şekilde tebliği, karar kesinleştikten sonra, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin beklenmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerekmektedir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. ve 15. Ceza Daireleri arasında çözümü gereken uyuşmazlık, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Cumhuriyet Savcısınca şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olup olmadığına ilişkindir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 20.05.2024 tarih ve 2024/1361 esas, 2024/744 karar sayılı kararıyla, Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2021 tarih, 020/604 E. ve 2021/697 K. sayılı kararının, "İstinafa konu 12.05.2020 tarihli eylemin 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince davaya konu edildiği ve iş bu dava bakımından dava şartı mahiyetinde olup aynı Kanunun 191/4. maddesi gereğince davaya konu edilen 23.01.2018 tarihli diğer bir eyleme ilişkin 16.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, 11.02.2018-20.11.2018 tarihlerinde kapalı ceza infaz kurumunda bulunmakta olup karar kendisine 18.10.2018 tarihinde ceza infaz kurumu kanalıyla tebliğ edilen sanığa 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan kanun yolu başvuru ihtaratı ile birlikte tebliğ edilmemesi karşısında, iş bu kararın usulen kesinleştiğinden, infaz ve ihlalinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla; öncelikle, 23.01.2018 tarihli eyleme ilişkin Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1253-1062 esas ve karar sayılı dosyasına yazı yazılarak 5271 sayılı CMK'nın 308/A maddesi gereğince olağanüstü itiraz yoluna gidilmesi için gereğinin talep edilmesi ve iş bu yazı akıbetine göre mümkünse her iki dosyanın birleştirilmesi, mümkün değilse diğer dosya akıbeti kesinleştiğinde dosya içine alınarak dava şartının ve sanığın hukuki durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," hususları gerekçe gösterilerek bozulmasına karar verilmiştir. Söz konusu bozma kararı sonrasında, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 24.09.2024 tarih, 2019/5071 E. ve 2021/935 K. sayılı kararıyla, Bursa Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 15/04/2021 tarih 2019/5071 E. ve 2021/935 K. sayılı kararınına karşı CMK'nın 308/A maddesi uyarınca yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince, Cumhuriyet Savcısınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlulu görülmediği, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin ise, bu konuda aksi kanaate olduğu açıktır. (Söz konusu uygulama farklılığına dair örnek kararlar ayrıca yazımız ekinde sunulmuştur.) Bu halde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. ve 15. Ceza Dairelerince yapılan istinaf kanun yolu incelemesi kapsamında, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliği aşamasında CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasının uygulanıp, uygulanmayacağına dair birbirinin tersi yönünde farklı kararlar ortaya çıkmaktadır. Eşitlik, hukuki öngörülebilirlik, istikrar ilkeleri ve uygulamada birliğin sağlanması amacıyla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. ve 15. Ceza Daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için talepte bulunmak gerekmiştir." Şeklindeki gerekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna talepte bulunulmuştur. II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 06.01.2025 tarihli ve 2024/22 Esas, 2025/4 Karar sayılı kararı ile, " Uyuşturucu madde kullanma suçunu düzenleyen TCK'nın 191. maddesinin 2 nci fıkrasına göre, bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında CMK'nın 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilecektir. Şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi halinde, Cumhuriyet savcısı ayrıca şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenilen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyaracaktır. Peki TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davsının açılmasının ertelenmesi kararına karşı kanun yoluna başvurulabilir mi? Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, kamu davasını açmada takdir yetkisi başlığını taşıyan CMK'nın 171. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Bu sebeple kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı Cumhuriyet Savcılığınca verilen bir karardır. CMK'nın 173. maddesi ise Cumhuriyet savcısının kararına itirazı düzenlemektedir. Ancak CMK'nın 173. maddesinin içeriği incelendiğinde; kanun koyucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara yönelik itirazı düzenlediği, maddede kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına yönelik itiraz hususunda herhangi bir düzenleme yapılmadığı görülmektedir. CMK'nın 173. maddesinde Cumhuriyet savcısının kararına, suçtan zarar görenin itiraz edebileceği belirtilmiştir. kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçunun mağduru, yalnızca bu maddeyi kullanan veya kullanmak üzere alan veya bulunduran ya da kullanan kimse değil, tüm toplumdur. Bu suçlarda, klasik anlamda bir suçtan zarar görenin varlığından söz edilemez. Zira bu suçlar, TCK'nın "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçundan dolayı başlatılan soruşturma sonucunda, Cumhuriyet savcısı kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde etmesi halinde, CMK'nın 171. maddesinde belirtilen koşulların bulunup bulunmadığını araştırmaksızın beş yıl süre ile kamu davasının açılmasına karar verecektir. Burada Cumhuriyet savcısına bir takdir hakkı tanınmamıştır. Bunun şüpheli lehine bir düzenleme olduğu kabul edilmekle birlikte, kamu davasının açılmasının ertelenmesinin şüpheliye yüklediği yükümlülüklerin de gözden uzak tutulmaması gerekir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu yönü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan ayrılmaktadır. Zira bu halde, şüpheliye yüklenen bir yükümlülük bulunmamaktadır. TCK'nın 191. maddesinin sekizinci fıkrasına göre; TCK'nın 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile aynı Kanun'un 190. maddesinde düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran TCK'nın 191. maddesi kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilecektir. Bu halde, sanık hakkında TCK'nın 191. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen tedbirler uygulanacak, beş yıllık denetim süresi içinde sanığın aynı maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecek, aksi halde hüküm açıklanacaktır. Böylelikle TCK'nın 191. maddesi kapsamında bulunan bir suç işlendiği halde, soruşturma evresi sonunda eylemin aynı Kanun'un 188. veya 190. maddeleri kapsamında kaldığı kabul edilerek kamu davası açılmasından kaynaklanan sorunlar giderilmiş olacaktır. CMK'nın 231. maddesinin on ikinci fıkrası ile aynı Kanun'un 260. maddesinin birinci fıkrası hükümleri gereğince sanık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edebilir. 01/06/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı yasanın 15. maddesi ile artık hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yolu kaldırılmış ve istinaf yolu açık ... getirilmiştir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunun şüpheliye yüklediği yükümlülükler karşısında, suç işlemediğine inanan kişiye, Anayasa'nın 36. maddesine yer alan "Adil Yargılama Hakkının" gereği olarak hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararına itiraz etme yetkisinin tanınması gerekir. Yine TCK'nın 191. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararına karşı sanığın itiraz (01/06/2024 tarihinden itibaren yeni düzenleme ile istinaf) hakkının bulunduğu dikkate alındığında hukuk devleti ilkesinin gereği olan adaletin sağlanması, ancak şüpheliye de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz etme yetkisinin tanınması ile mümkün olabilecektir. Nitekim Yargıtay 10 ve 20. Ceza Daireleri verdikleri kararlarda kamu davasının ertelenmesi kararının itiraza tabi olduğuna işaret etmişlerdir. Ancak varolan ve içtihatlarla giderilmeye çalışılan bu boşluk daha sonra kanun koyucu tarafından 17/10/2019 tarihli 7188 sayılı yasanın 19. maddesi ile CMK'nın 171/2 maddesinde değişiklik yapılarak erteleme kararlarına karşı suçtan zarar gören veya şüphelinin bu karara CMK'nın 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebileceğini düzenlemiştir. Görüldüğü üzere; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına yönelik şüphelinin itiraz etme hakkı önceleri doğrudan yasa maddesi ile verilen bir hak olmayıp Yüksek Mahkemenin yasa maddesini geniş yorumlaması suretiyle içtihat yoluyla verilmiş bir hak olup daha sonra kanuni düzenlemeye kavuşturulmuştur. Ayrıca Cumhuriyet savcısının kararına karşı CMK'nın 173. maddesinde tanınan itiraz hakkının, kanun yolu olan itiraz olmadığı öğreti ve uygulamada öteden beri kabul edilen bir husustur. Bu sebeple CMK'nın 260 - 266 maddeleri arasında düzenlenen kanun yollarına başvuru hakkı hakim ve mahkeme kararlarına karşı düzenlenmiştir. Yine CMK'nın 267 - 271 maddeleri arasında düzenlenen itiraz hakkı da hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı düzenlenmiştir. Dolayısıyla CMK'nın 263. maddesinde düzenlenen tutuklunun kanun yollarına başvurması hususu hakim ve mahkeme kararına ilişkin olup, Cumhuriyet savcısınca verilen kararları kapsamamaktadır. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara yönelik itirazı da kanun yolları kapsamına almak kanun metnini yorum yoluyla genişletmek anlamına geleceği için bu durum dolayılı olarak kanun koyucunun yasama yetkisinin gaspı anlamına geleceği için bunun hukuken kabulü mümkün değildir. Öte yandan Cumhuriyet savcısının kararlarına karşı yapılacak başvuruların da kanun yolu başvurusu olduğu kabul edilse bile CMK'nın 263. maddesindeki düzenlemenin işlem yapılan soruşturma ve kovuşturma sebebiyle tutuklu olan şüpheli veya sanıkları kapsadığı, başka dosyadan tutuklu olan veya cezasının infazı nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan şüphelileri kapsamadığından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen soruşturmada tutuklu olmayan şüpheliye itiraz hakkını ceza infaz kurumunda olması halinde nasıl kullanacağını hatırlatmanın zorunlu olduğunu kabul etmek kanuni düzenlemenin ötesinde genişletici bir yorum olacaktır. Tüm bu sebeplerden dolayı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2019/5071 Esas- 20221/935 Karar sayılı kararı ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 2024/1361 Esas- 2024/1361 Karar sayılı kararı arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 Sayılı Kanun'un 35/3 maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulmasına oy birliği ile, kararlar arasındaki uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesine dair görüşte bulunulmasına" Karar verilmiştir. III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ KARARLARI: A. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/5071 Esas, 2021/935 Karar sayılı kararı, 1. Şüpheli ... hakkında 23.01.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2018 tarihli ve 2018/42468 Soruşturma, 2018/2888 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, itiraz mercii ve 15 günlük itiraz süresinin doğru şekilde gösterildiği, kararın şüpheliye Bursa Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 18.10.2018 tarihinde anlatılarak okumak/almak suretiyle tutanakla tebliğ edildiği, 05.11.2018 tarihinde tedbirin infazı için Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Şüphelinin 21.04.2019 tarihinde yeniden aynı nitelikteki suçu işlemesi ve yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2019 tarihli ve 2018/42468 Soruşturma, 2019/21569 Esas, 2019/16980 sayılı iddianamesi ile Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli ve 2019/1253 Esas, 2019/1062 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK’nın 191/1, 43/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/5071 Esas, 2021/935 Karar sayılı kararı ile, ".. Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların yukarıda eleştiri yapılan husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE" kesin olarak karar verildiği, 5. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.05.2024 tarihli ve 2024/1361 Esas, 2024/744 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/5071 Esas, 2021/935 Karar sayılı kararına karşı, 5271 sayılı CMK’nın 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulduğu, 6. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 15.11.2024 tarihli ve 2024/100 Esas, 2024/99 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin CMK'nın 35/3. maddesine uygun olarak yapıldığı gerekçesiyle "itirazın reddine" karar verildiği, Anlaşılmıştır. B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.05.2024 tarihli ve 2024/1361 Esas, 2024/744 Karar sayılı kararı 1. Sanık ... hakkında, 12.05.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 11.11.2020 tarihli ve 2020/4943 Soruşturma, 2020/3735 Esas, 2020/3038 sayılı iddianamesi ile Yalova 2.Asliye Ceza Mahkemesine, TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede daha önce erteleme kararı verildiği, ihlâl nedeniyle kaldırılarak kamu davası açıldığı, Bursa 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1253 Esas sayılı dosyasında mahkûmiyet kararı verildiği hususunun belirtildiği, 2. Yapılan yargılama sonucunda, Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2021 tarihli ve 2020/604 Esas, 2021/697 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK’nın 191/1, 192/3 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.05.2024 tarihli ve 2024/1361 Esas, 2024/744 Karar sayılı kararı ile; "İstinafa konu 12.05.2020 tarihli eylemin 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince davaya konu edildiği ve iş bu dava bakımından dava şartı mahiyetinde olup aynı Kanunun 191/4. maddesi gereğince davaya konu edilen 23.01.2018 tarihli diğer bir eyleme ilişkin 16.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, 11.02.2018-20.11.2018 tarihlerinde kapalı ceza infaz kurumunda bulunmakta olup karar kendisine 18.10.2018 tarihinde ceza infaz kurumu kanalıyla tebliğ edilen sanığa 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan kanun yolu başvuru ihtaratı ile birlikte tebliğ edilmemesi karşısında, iş bu kararın usulen kesinleştiğinden, infaz ve ihlalinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla; öncelikle, 23.01.2018 tarihli eyleme ilişkin Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1253-1062 esas ve karar sayılı dosyasına yazı yazılarak 5271 sayılı CMK'nın 308/A maddesi gereğince olağanüstü itiraz yoluna gidilmesi için gereğinin talep edilmesi ve iş bu yazı akıbetine göre mümkünse her iki dosyanın birleştirilmesi, mümkün değilse diğer dosya akıbeti kesinleştiğinde dosya içine alınarak dava şartının ve sanığın hukuki durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı, sanığın istinaf başvuru nedenleri bu bakımdan yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e-f, 289/1. maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA, Dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE" kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. IV. KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2025 tarihli ve UG-2025/15428 sayılı tebliğnamesinde; ".... Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olduğu ve bu yönde verilen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20/05/2024 tarih ve 2020/604 E-2021/697 K.sayılı kararının hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır." şeklindeki gerekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri kararları arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.05.2024 tarih ve 2020/604 Esas 2021/697 Karar sayılı kararındaki görüş ve kabul doğrultusunda giderilmesi talep edilmiştir.