Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2025/2109 · K. 2025/2570
9. Hukuk Dairesi 2025/2109 E. , 2025/2570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2024/427 E., 2024/41 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Libya’daki su boru hattı yapım işinde çalışmak üzere 08.05.2007 tarihinde makine kamyon teknisyeni olarak işe başladığını, son aylık ücretinin 2.500,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin tarafının girişim ortaklığı olarak görünmesine rağmen adi ortaklık hükümleri uyarınca ortaklardan her birinin üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olduğunu, iş sözleşmesinde haftalık çalışma süresinin 48 saat olarak kararlaştırıldığını, ancak müvekkili işçinin çalışmasının haftanın 6 günü 12’şer saat ve hafta tatili kullanılması gereken cuma günleri için de 8 saat devam ettiğini, Libya’da 2011 yılında baş gösteren sosyal ve siyasal karışıklıklar nedeniyle çalışmalara devam edilemediğini, bunun üzerine Türkiye’ye dönüldüğü tarihte davalı Şirket tarafından davacı işçinin ücretsiz izne ayrılacağının ihtar edildiğini, bu husus kabul görmeyince de iş sözleşmesinin haklı bir sebep olmaksızın feshedildiğini, davalı Şirketin feshin son çare olma ilkesine aykırı davrandığını ileri sürerek ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirket ile davacı arasında herhangi bir işçi ve işveren ilişkisi bulunmadığını, davacının, bünyesinde çalıştığı işverenin ünvanının Tekfen-TML Joint Venture (Tekfen-TML Müşterek Teşebbüsü) olup imzalanan iş sözleşmesinde bu durumun açıkça belli olduğunu, söz konusu Müşterek Teşebbüsün Libya tabiiyetinde ve Libya’da kurulu bir şirket olduğunu, bu nedenle davalı Şirketin davada taraf sıfatının olmadığını, davanın Libya’da görülmesi ve bu davaya Libya hukukunun uygulanması gerektiğini, tarafların sözleşmede açıkça Libya hukukunu seçtiklerini, kabul anlamına gelmemek üzere, Türk mevzuatı uygulanacak olsa dahi davacı işçinin ihbar tazminatına hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.