Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2025/2342 · K. 2025/2651
1. Hukuk Dairesi 2025/2342 E. , 2025/2651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/369 E., 2021/669 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili; Muğla ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 21 ada 13 parsel sayılı taşınmazın önünde Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan dava konusu taşınmaz ve deniz yüzeyinde davalı tarafından restoran, bahçe, şemsiye, şezlong alanı yapılmak ve kullanılmak suretiyle müdahale edildiğini ileri sürerek davalının elatmasının önlenmesine ve muhdesatların kâl'ine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; müdahalelerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece; davalının kıyı kenar çizgisinin deniz yönünde kalan yere betonarme otel restoran binası ile restoran avlusu ve beton platform yaptığı gerekçesiyle söz konusu müdahalelerin önlenmesine, muhdesatların kal'ine, 71 m2'lik yürüme yolu ile 263 m2'lik şezlong alanı yönünden davanın reddine dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; dava konusu yerle ilgili olarak yapılan keşifte görevlendirilen jeoloji ve fen bilirkişisinden oluşan bilirkişi heyetinin hangi şekilde kıyı-kenar çizgisini belirlediği ve itibar edildiğinin açıklığa kavuşturulmadığı, kaldı ki bilirkişi heyetinin 3621 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen kişilerden oluşturulmadığına değinilerek öncelikle idare tarafında belirlenip yöntemine uygun olarak kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığının merciinden sorulması, yoksa 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 5 ve 9/2. maddelerine uygun olarak oluşturulacak bilirkişi heyeti huzuruyla mahallinde keşif yapılması, söz konusu muhdesatların kıyı kenar çizisinin deniz yönünde kaldığının belirlenmesi halinde men ve kâl'e karar verilmesi gerektiği ancak temyiz edenin sıfatı yönünden yürüme yolu ve şezlong alanına ilişkin davanın reddine karar verilmesi icap ettiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; dava konusu taşınmaza ilişkin bilirkişi raporuna ekli krokide belirtilen (A) harfi ile gösterilen restoran binası ve marketin bulunduğu kısım ile (B) harfi ve (C) harfi ile gösterilen taş zeminli terasın bulunduğu kısımların kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle söz konusu alanlara ilişkin müdahalenin önlenmesine ve muhdesatın kâl'ine, yürüme yolu ile şezlong alanı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.06.2020 tarihli ve 2018/11282 Esas, 2020/4040 Karar sayılı kararı ile; yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermeye elverişli bulunamadığı, yargılama aşamasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi uyarınca çalışma yapıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 22/a çalışması sonucu yeni oluşan parselin sınırlarının kıyı yönünden eski 13 parsel sayılı taşınmazdan farklı olduğunun belirtildiği, ancak rapordan, yeni oluşan sınırlara göre yapıların tam olarak hangi alanda kaldığının saptanamadığına değinilerek yeni oluşan 925 ada 7 parselin sınırlarının ve üzerlerinde veya kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan yapıların yerinin tam olarak belirlenerek denetime elverişli şekilde krokiye yansıtılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu taşınmazda yeniden yapılan keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu ile krokide (A) harfi ile gösterilen 134.05 m²'lik, (B) harfi ile gösterilen 18.10 m²'lik ve (C) harfi ile gösterilen 50.26 m²'lik alanların kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle anılan kısımlar yönünden davanın kabulüne, yürüme yolu ve şezlong alanına ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.