IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 18.11.2014 tarihli ilamla; " (...) Hal böyle olunca, Mahkemece; ortaklığın tasfiyesi için ortaklığın sona erdiği tarih itibariyle, ortaklığın harcamalarıyla ilgili yönetici ortaktan hesap istenmeli, hesap listesinin verilmemesi halinde yönetici ortağın hesap vermekten kaçındığı kabul edilmeli, hesap listesinin üzerinde uyuşmazlık çıkması halinde taraflardan delilleri sorularak toplanmalı, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla verilen hesap listesinin sunulan belgeler ile inşaatta yapılan imalatlarla uyumlu olup olmadığı belirlenerek denetim sağlanmalı, ortaklığa kalan bağımsız bölüm ve dairelerin, karar tarihine en yakın tarih itibariyle değeri belirlenmeli, ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmeli, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve vermiş oldukları sermaye iade edildikten sonra taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun 2, 13 ve 8 no'lu bağımsız bölümler dışında ortaklara paylaştırılması gereken miktar belirlenmeli, bu aşamalardan sonra, tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hakim (HMK.297 madde uyarınca) tarafların hak ve yükümlülüklerini saptayıp tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm kurulmalıdır.
Ayrıca, davacının sermaye payını ödeyip ödemediği, harcamalara katılıp katılmadığı da yöntemine uygun araştırılmalıdır. Adi ortaklıkta ortaklardan birinin sermaye koyma borcunu yerine getirmediği, yine harcamalara katılması gerekirken katılmadığı sabit olsa dahi bu hususlar, ortaklığın tasfiyesine engel değil, tasfiye sırasında gözetilmesi gereken bir durum olarak değerlendirilmelidir." gerekçesiyle; kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında ortaklık sözleşmesinin kurulduğu, arsa sahipleriyle yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği, müteahhide düşecek 1,2,8,9,13,14,15 nolu dairelerin taraflar arasında %50-50 paylaştırılacağı hususunda anlaşıldığı, taşınmazın tamamını davalı şirketin yaptığı, davalı şirketin idareci ortak olduğu, davacının 30.000,00 TL sermaye koyduğu, başkaca sermaye koyduğunu ispatlayamadığı, diğer tüm masrafları davalının yaptığının kabulü gerektiği, taraflar arasındaki 19.11.2008 tarihli sözleşmeye göre; 2 nolu dairenin davalıya, 13 nolu dairenin davacıya bırakıldığı, tarafların bu dairelerden dolayı haklarından feragat ettiği, dolayısıyla tarafların bu dairelerden dolayı ayrıca bir talepte bulunamayacağı, 8 nolu dairenin dava tarihinden önce satıldığı, davacının dava tarihi itibariyle davalının elinde kalan (2 nolu daire hariç) 1,9,14 ve 15 nolu dairelerin tescilini talep ettiği, tasfiye halinde tescilin mümkün olmadığı, davacı vekilinin bu dairelerin karar tarihine yakın rayiç değerleri üzerinden ortaklık hissesini talep edebileceği, bilirkişi heyetince Çevre Şehircilik Bakanlığı birim maliyet fiyatları gözetilerek taşınmazın IV-A sınıfı yapıda olduğu gerekçesiyle maliyetinin 924.079,20 TL olarak hesap edildiği, tarafların maliyetin piyasa rayicine göre olması gerektiği yönünde itirazı olmadığı, davacı vekili taşınmazın III-B olarak sınıflandırılması gerektiği yönünde itiraz sunmuş ise de, raporda ve birim maliyet cetvelindeki esaslara göre taşınmazın IV-A olarak değerlendirilmesi gerektiği, taşınmazın maliyeti 924.079,20 TL olarak tespit edilmiş ise de değeri 165.000,00 TL olarak belirlenen 8 nolu dairenin davalı tarafından satılması ve davalı tarafın satış bedelinin yarısını davacıya verdiğini ispatlayamaması nedeniyle bu bedelin maliyetten düşülmesi gerektiği, yine davacının ödediği ispat olunan 30.000,00 TL sermaye değeri düşülüp, kalan tutar paylaşıldıktan sonra sermaye bedelinin ayrıca davacıya ödenmesi gerektiği, bilirkişi heyeti tarafından 1,9,14 ve 15 nolu dairelerin toplam değeri 7.360.000,00 TL hesap edildiğine göre tasfiye sonucu net tutarın 7360.000,00-(924.079,20-165.000,00)-30.000,00=6.570.920,80 TL olacağı, bu miktarın yarısı olan 3.285.460,40 TL'ye davacının ödediğini ispat ettiği 30.000,00 TL'nin eklenmesiyle davacının tasfiye alacağının 3.315.460,40 TL olarak hesap edildiği, davalı/karşı davacının ise tasfiye alacağının olmadığı gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında inşaat yapımına ilişkin kurulan adi ortaklığın feshine, 3.315.460,40 TL'nin 14.10.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında inşaat yapımına ilişkin kurulan adi ortaklığın feshine, davalı/karşı davacının tasfiye alacağı olmadığından alacak talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
4. Dairenin 04.03.2025 tarihli ilamıyla; davalı/karşı davacı vekilinin tüm, davacı/karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “yasal faiziyle” ibaresinin çıkartılarak yerine "ticari faiziyle" ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiş; karara karşı, davalı/karşı davacı vekili vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.