KARŞI OY
Dosya kapsamına göre özetle, "Müştekinin olay tarihinde Aksaray 1.Asliye Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yaptığı, sanığın ise aynı mahkemenin 2019/1263 Esas sayılı dosyanın sanığı olduğu, olay günü sanık da hazır olduğu halde duruşmasının yapıldığı sırada müştekiye hitaben, 'Ben duruşmalara gelmesem olmaz mı' dediği, müştekinin gelmesi gerektiğini belirtmesi üzerine 'Konuşma lan' demek suretiyle kamu görevlisi olan hakime görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek Yerel Mahkemece sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir. Sanık ve müdafiinin süresinde hükmü etmesi etmesi üzerine Dairemizce değerlendirilmiş, sayın çoğunluk tarafın mahkumiyet hükmünün onanmasına karar verilmiştir. Kanaatimizce sanığın müştekiye söylediği sözler hakaret suçunu oluşturmadığından anılan onama kararı yerinde değildir.
Şöyle ki;
Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Hakaret" başlıklı 125. maddesinde;
"(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.
(3) Hakaret suçunun;
a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı,
b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı,
c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle,
İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz
(4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.
(5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir.
Yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına göre her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunludur. Ancak demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Bu nedenle eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu olduğu için hakaret suçuna vücut vermez ise de, eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadelerin kullanılmaması, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınması gerekmektedir.
Somut olayımızda sanığın müştekiye duruşma sırasında "Konuşma lan" dediği sabit olup, bu hususta uyuşmazlık bulunmamaktadır. TDK kurumu sözlüğüne göre 'lan' veya 'ulan' sözü ünlem olup kaba konuşma olarak tanımlanmıştır. Anılan sözün bu niteliğinden dolayı Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında kişilerin onur, şeref ve saygınlığını boyutta olmadığı, kaba hitap tarzı olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Somut olayda sanığın duruşma sırasında görevli hakime bu şekilde hitap etmesi rahatsız edici ve saygısız bir davranış olmakla birlikte, görevini yerine getirirken fonksiyonunu etkileyecek, onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek boyuta ulaşmayan kaba hitap tarzından ibaret olduğu, Yargıtay'ın ve Dairemizin yerleşik uygulamalarının da bu yönde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.
Sonuç olarak; sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturmadığı, Yerel Mahkeme ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin takdir ve değerlendirmesinin isabetsiz olduğu kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün onanmasına dair düşüncesine iştirak etmek mümkün olmamıştır.