V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; azilnamelerin usulünce tebliğ edilmediğini, davalıların azli eldeki davanın açılması sonucu öğrendiklerini, bu nedenle davalılar tarafından vekaleten yapılan işlemin usul ve yasaya uygun olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin iptali isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı ...'un ... 2. Noterliğinin 31.07.1975 tarihli, ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile, murisi ...'dan intikal edecek T.C. dahilindeki tüm taşınmazlara ilişkin olarak taksim, satış vb. işlemleri için davalılar ..., ... ve ...'ı vekil tayin ettiği, vekillerin davacı tarafından ... 2. Noterliğinin 29.06.1982 tarihli, ... yevmiye numaralı azilnamesi ile vekillikten azledildikleri, azillerin adı geçen vekillere 07.07.1982 tarihinde, Tapu Müdürlüğüne ise 01.07.1982 tarihinde ayrı ayrı tebliğ edildiği, azilden sonra davacı adına vekil sıfatıyla davalı ... ile davalıların murisi ... arasında ... 1. Noterliğinin 09.07.1982 tarihli, ... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmede; davacının Yumurtalık kazası, ... köyü hududu dahilinde ... mevkiinde vaki ve kain olup tapunun Nisan 1930 tarihli, 18 sıra numarasından gelen Mart 1953 tarihli ve 130 sıra numaralı, aynı tarihli 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 142, 144, 149, 154, 155, 156, 162, 164, 165, 166, 167, 168, 169, 170, 171 ve 172 sıra numaralı toplam 27 parça taşınmazdaki paylarının tamamının 5.855.000 TL bedelle ...'a satmayı vaat ve taahhüt ettiği, ...'ın 26.03.2001 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak davalıların kaldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre Mahkemece, ... 1. Noterliğinin 09.07.1982 tarihli, ... yevmiye numaralı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ve taşınmazlara ilişkin olarak satış vaatlerinin iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir.
Davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince;
Davalı Adnan Kemal'in vekil sıfatıyla, davacı adına kayıtlı 60 parsel sayılı taşınmazın 1/8 payı ile Mart 1953 tarihli,130 sıra numaralı olup 205 parsele revizyon gören ve satış sırasında tapulama mahkemesinde halen itirazlı bulunan tarlanın 3/32 payını 12.07.1982 tarihli, 305 yevmiye numaralı resmi satış işlemi ile davalıların murisi ...'a temlik ettiği görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki; davacı dava dilekçesi ile, vekil kıldığı davalı ... tarafından azilden sonra toplam 27 parça tapulu taşınmazdaki paylarının taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle davalıların murisi ...'a temlik edildiğini ileri sürerek senet ve tapu iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş olup kadastro tespiti senetsizden yapılan 60 parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesinde yer almadığı gibi taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde geçip dava dilekçesinde belirtilen toplam 27 parça taşınmazdan yalnız Mart 1953 tarihli, 130 sıra numaralı tapunun 205 parsele revizyon gördüğü, diğer taşınmazların tapulama sırasında revizyon görmediklerinin saptandığı, böylelikle 60 parsel sayılı taşınmaz bakımından davacı tarafından usulünce açılmış bir davanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
O halde; dava konusu edilmeyen 60 parsel sayılı taşınmazın kabul kapsamına alınarak tapu iptali ve tescile karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan; eksikliğin tamamlanması yoluyla dosyaya getirilen belgelerden davalıların murisi ...'ın da taraf olduğu kadastro tespitine itiraz davası sonucu Yumurtalık Kadastro Mahkemesinin 19.07.1995 tarihli ve 1975/17 Esas, 1995/143 Karar sayılı kararı ile; tapunun Mart 1953 tarihli, 130 sıra numarasında kayıtlı iken kadastro çalışmaları sonucu 205 parsel numarasını alan dava konusu taşınmazın 3/32 payının eldeki davacı ... adına tapuya tespit ve tesciline karar verildiği, kararın derecattan geçerek 16.10.2024 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Bu durumda, anılan taşınmazın eldeki davaya da konu edilen 3/32 payı bakımından davacının mülkiyeti tescilsiz kazanımı gerçekleşmekle davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.