Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve 2025/9524 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazı" başlıklı 105/A-1. maddesinde yer alan, "Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla, açık ceza infaz kurumunda veya çocuk eğitimevinde bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, hükmün infazına ilişkin işlemleri yapan Cumhuriyet başsavcılığının bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilebilir." şeklindeki,
Aynı Kanun'un 105/A- 6. maddesinde yer alan, "Hükümlünün; a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne beş gün içinde müracaat etmemesi, b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi, c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine, denetimli serbestlik müdürlüğünün bulunduğu yer infaz hâkimi tarafından karar verilir." şeklindeki,
5275 sayılı Kanun'un geçici 9/5. maddesinde yer alan, "Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle, açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, 105/A maddesi kapsamında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlüler ve 106 ncı madde veya diğer kanunlar uyarınca denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlüler, 31/5/2020 tarihine kadar izinli sayılır. Salgının devam etmesi hâlinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine Adalet Bakanlığı tarafından her defasında iki ayı geçmemek üzere yedi kez uzatılabilir. Bu fıkra uyarınca izinli sayılanlar hakkında 95 ve 97 nci madde hükümleri uygulanır." şeklindeki ve 5275 sayılı Kanun'un geçici 10/1. maddesinde yer alan, "31/7/2023 tarihi itibarıyla geçici 9 uncu maddenin beşinci fıkrası uyarınca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle izinde bulunan hükümlüler, izin bitimini takip eden onbeş gün içinde infaz işlemlerinin devam ettiği kurumlara dönmek zorundadır. " şeklindeki düzenlemeler karşısında,
İnfaz dosyası kapsamına göre, hükümlünün infaz etmekte olduğu cezasının 1 yıl 13 ay hapis cezası olması nedeniyle, cezanın infazına doğrudan Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünde başladığı ve 20.03.2023 tarihinden itibaren Covid-19 hastalık iznine ayrıldığı, dolayısıyla açık ceza infaz kurumunda cezasını infaz etmekte iken Covid-19 izninden faydalanan hükümlü statüsünde bulunduğu,
Bakırköy 1. İnfaz Hâkimliğinin 15.05.2023 tarihli kararı ile açık ceza infaz kurumunda ve Covid-19 izninde bulunan hükümlünün, cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verildiği, anılan karar ile hükümlünün statüsünün değiştiği, hükümlünün açık ceza infaz kurumunda bulunmakta iken denetimli serbestlik müdürlüğü bünyesinde infazınına devam ettiği,
Her ne kadar Bakırköy 3. İnfaz Hâkimliğinin 27.09.2023 tarihli kararı ile 5275 sayılı Kanun'un geçici 10/1. maddesi uyarınca hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmadığından bahisle açık ceza infaz kurumuna iadesine karar verilmiş ise de, hükümlünün cezasının 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesi uyarınca denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına dair Bakırköy İnfaz Hâkimliğinin 15.05.2023 tarihli kararının gıyabında verildiği ve usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair bir belgenin yahut tutanağın dosya içerisinde mevcut olmadığı, 7456 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önce hakkında denetimli serbestlik kararı verilen ve anılan kararın tebliği yapılmayan hükümlünün, 5275 sayılı Kanun'un geçici 10/1. maddesi uyarınca denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuru yapmasının da beklenilemeyeceği anlaşılmakla, hükümlünün yasal süresi içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmağından bahisle açık ceza infaz kurumuna iadesine karar verilemeyeceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.