Yargıtay 4. Ceza Dairesi · E. 2025/4420 · K. 2025/10930
4. Ceza Dairesi 2025/4420 E. , 2025/10930 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/906 E., 2022/495 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret KARAR: Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Onama İTİRAZA KONU KARAR: Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 03.03.2025 tarihli ve 2022/9817 Esas, 2025/3961 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.05.2025 tarihli ve 2022/65564 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Sanığın iddianame anlatımına konu olan Cumhurbaşkanı ...'ın üzerinde hapishane elbiseleri olan fotomontajlı görseli ve üzerinde "Asrın soyguncuları AK kardeşler" şeklinde yazılı olan ve üzerinde "... kızım git bak, ... hırsızlık haftası diye evi barkı süslemesin." yazılı görsellerin ve ifadelerin bir bütün olarak hakaret suçunu oluşturduğuna ilişkindir. Somut olayda sanığın mağdurun fotoğraflarının bulunduğu görseller üzerinde "soyguncu" ve "hırsız" şeklinde mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici ifadeler bulunan görselleri sosyal medya ortamında paylaştığı dosya kapsamındaki delillerle sabittir. Paylaşımların bütününe bakıldığında sözlerin mağdura yönelik olduğu ve matufiyet koşulunun gerçekleştiği konusunda da şüphe bulunmamaktadır. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Yargıtay 4. Ceza Dairesi 10.03.2022 gün ve 2022/11135 Esas-2025/4488 Karar sayılı emsal nitelikteki kararında "... Anayasa'nın 12/2. maddesinde yer alan "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." şeklindeki düzenlemeyle kişilere temel hak ve hürriyetleri kullanırken ödev ve sorumluluklara uyma yükümlülüğü getirilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi Umut Kılıç (B. No: 2015/16643) başvurusu sonucunda 04.04.2018 tarihinde verdiği kararında; "hırsız, katil ..." şeklinde slogan atan başvurucunun ifade özgürlüğünü kullanırken kendisi için de geçerli olan görev ve sorumluluklara uygun davranmadığına ve başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik de bir ihlal olmadığına karar vermiştir. Açıklamalar ışığında, sanıkların savunmaları ve olay anına ilişkin görüntü inceleme tutanağı doğrultusunda sanıkların atılı suçu işlediklerine yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir..." şeklindeki gerekçeyle somut olaydaki sözlerle benzer mahiyetteki sözleri suç olarak kabul etmiştir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde hırsız kelimesi "Başkasının malını çalan kimse; uğru" şeklinde tarımlanmıştır. Bu kelimeden türeyen hırsızlık ise, yazılı kanunlar ya da toplumsal meşruiyet düzeyinde mülkiyeti kendine ait olmayan bir taşınır malı, izinsizce alıkoyma, kullanma, nesneden menfaat temin etme işidir. Günlük konuşmalarda halk arasında bir kişinin diğerine hırsız şeklinde bir söz sarf etmesi hiç bir duraksamaya yol açmayacak şekilde hakaret olarak kabul edilmektedir. Sanığın Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak başkalarının malını çalan anlamına gelen "hırsız" ve soygun yapan kimse anlamına gelen "soyguncu" sıfatlarını yakıştırması kaba söz yada siyasi eleştiri olarak kabul edilemeyeceğinden sanığın hakaret suçunu oluşturan eyleminden dolayı mahkumiyetine karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması yerine bozulması hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık aleyhine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2.Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.03.2025 gün ve 2022/9817 Esas, 2025/3961 Karar sayılı BOZMA kararının KALDIRILMASI, 3.Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.11.2020 gün ve 2019/859 Esas-2020/1121 Karar sayılı kararıyla sanığın mahkumiyetine yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 28.03.2022 gün ve 2020/906 Esas-2022/495 Karar sayılı kararının ONANMASI, 4.İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, '' biçimindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur.