Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2025/709 · K. 2025/3486
10. Ceza Dairesi 2025/709 E. , 2025/3486 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62. ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına karar verildiği ve hükmün, istinaf edilmeksizin 17.01.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 tarihli ve 2024/10794 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2025 tarihli ve KYB-2025/9951 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.02.2025 tarihli ve KYB-2025/9951 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Benzer bir olay sebebi ile; Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 03/11/2021 tarihli ve 2021/15416 esas, 2021/18489 karar sayılı ilâmı ile "Karar duruşmasında .... Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda atılı suçtan tutuklu olduğu anlaşılan sanık ....'a .... tarihinde tefhim edilen hükmün yasa yolu bildiriminde CMK'nın 263'ncü maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin belirtilmemesi nedeniyle” hükmün usulüne uygun tefhim edilmediği, daha sonra kararın 05/01/2018 tarihinde cezaevinde bulunan sanığa 5271 sayılı CMK'nın 35/son maddesi uyarınca kendisine okunup anlatılmadan tebliğ edilmesi nedeniyle tefhim ve tebliğin usulsüz olduğu ve bu nedenle kararın kesinleşmediği belirlenmekle..." şeklindeki açıklamalar ile Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 esas, 2019/8638 karar sayılı ve aynı Dairenin 05/10/2020 tarihli ve 2020/3684 esas, 2020/4900 karar sayılı ilâmlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, somut olayda, şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın cezaevinde bulunan sanığa, yukarıda bahsi geçen şekilde okunup anlatılmak ve itiraz usulünün nasıl olacağı açıklamak suretiyle 26/02/2016 tarihinde usulüne aykırı şekilde tebliğ edildiği gibi itiraz süresi beklenilmeksizin infazı için aynı tarihte denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği ve 04/03/2016 tarihinde infazına başlandığı gözetildiğinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediğinden kovuşturma şartının gerçekleşmediği cihetle, durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.