Yargıtay 3. Hukuk Dairesi · E. 2025/98 · K. 2025/1202
3. Hukuk Dairesi 2025/98 E. , 2025/1202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/694 E., 2023/1107 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/153 E., 2020/330 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince dava değeri itibariyle kesin olarak hükme bağlandığı gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine dair 27.09.2024 tarihli ek karar verilmiştir. Ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; dava konusu taleplerin niteliği gereği kesin nitelikte olmadığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2024 tarihli ek kararının kaldırılarak, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilin maliki olduğu taşımaza iki adet üç katlı bina inşaa ettiğini ve yapı kullanma iznini 2009 yılında aldığını, müvekkili ile davalının aralarında imzaladıkları 25.01.2010 tarihli gayrimenkul ortaklık sözleşmesi, bu sözleşmeye eki niteliğinde bulunan 28.01.2010 tarihli noterde düzenlenen düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile gayrimenkul ortaklık sözleşmesi ek protokol başlıklı protokol ve diğer ek sözleşmelerin kanunda öngörülen şekle aykırılık nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu, 25.01.2010 tarihli sözleşmenin 3,7/a ve 9/c maddeleri incelendiğinde taşınmaz devri taahhüdü içerdiğini, sözleşmeler resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğunu, 28.01.2010 tarihli sözleşmenin 25.01.2010 tarihli sözleşmenin ekleri ve tamamlayıcıları olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle ana sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle bu sözleşmeye bağlı sözleşmelerin de geçersiz olduğunu, sözleşmelerde edimler arasında aşırı nispetsizlik olduğunu, sözleşmede 2/3 hisse için yer alan 334.000 TL satış değeri gösterilmesi taşınmazın 2/3 ünün bağışlandığı gibi sonuç ortaya çıkardığını, bağış şekle bağlı olduğundan noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürerek; davalı ile aralarında yapılan adi yazılı 25.01.2010 tarihli "Gayrimenkul Ortaklık Sözleşmesi” ile eki olan 28.01.2010 tarihli “Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi”, “Gayrimenkul Ortaklık Sözleşmesi Ek Protokol” başlıklı ek protokol ve diğer ek sözleşmelerin şekil şartları uyarınca( batıl) kesin hükümsüzlüğünün tespiti ile bahse konu geçersiz sözleşmelere dayanılarak taşınmazın tapu kaydına davalı lehine şerh edilmiş bulunan 13.06.2013 tarihli satış vaadi şerhinin terkinine, aksi takdirde gerçek anlamda bir satış vaadi olmayıp, aslında sözleşmeden kaynaklanan tasfiye alacaklarının tahsilini teminat altına alınması amacıyla yapılan 28.01.2010 tarihli Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Sözleşmesi’nin geçersiz ve kesin hükümsüz olduğunun tespiti ile işbu geçersiz sözleşmeye dayanılarak tapu kaydına eklenmiş satış vaadi şerhinin terkinine, sözleşmelerin geçerli olduğunun varsayılması halinde davalı tarafından ifa edilmesi gereken edimlerin yerine getirilmemiş olması ve söz konusu edimlerin ifasında temerrüde düştüğünden 25.01.2010 tarihli Gayrimenkul Ortaklık Sözleşmesi ile işbu sözleşmenin eki niteliğindeki 28.01.2010 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi, Gayrimenkul Ortaklık Sözleşmesi Ek Protokol başlıklı ek protokol ve diğer ek sözleşmelerin feshine, satış vaadi sözleşmesi gereğince tapu sicil müdürlüğü nezdinde konulan satış vaadi şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir.