
Haberin özeti
Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, 20 Ekim’de Türkiye ile 2019’da imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını onayladı. Daha önce Türkiye ile yapılan anlaşmalara karşı çıkan ve Ankara’yla siyasi ilişkileri kesme yönünde karar alan doğudaki siyasi yapı, bu tutumunu değiştirmiş oldu. Bu gelişmede Türkiye’nin Trablus’un yanı sıra Bingazi ve Hafter ailesiyle ilişkilerini geliştirmesi, ekonomik ve askerî temasların artması ve Libya’daki liderlik dengelerindeki değişimin etkili olmuş olabileceği değerlendiriliyor. Ancak karar, Libya’daki siyasi ve askerî bölünmenin sona erdiği anlamına gelmiyor.
Mutabakatın onaylanması Yunanistan’ın ve Avrupa Birliği’nin tepkisine yol açtı. Atina, anlaşmanın 2019’daki hukuki itirazları ortadan kaldırmadığını ve Yunan adalarının deniz yetki alanlarının dikkate alınması gerektiğini savunuyor. Konu, Girit’in güneyindeki deniz alanları, enerji faaliyetleri, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge iddialarıyla bağlantılı. Libya’daki doğu cephesinin Türkiye ile yapılan mutabakatı desteklemesi, Akdeniz’deki siyasi dengeleri etkileyen bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Aynı dönemde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın onay süreci TBMM’ye sunuldu. Anlaşma, taraflardan birine dış kaynaklı silahlı saldırı yapılmasını tüm taraflara yönelik saldırı kabul ediyor; ancak sağlanacak desteğin kapsamını ihtiyaçlara ve ülkelerin imkânlarına bağlıyor. Bu nedenle düzenleme otomatik savaş ilanı veya asker gönderme yükümlülüğü getirmiyor. Anlaşma, savunma teknolojileri, askerî altyapı ve finansman alanlarında yeni işbirliklerine imkân sağlayabilir; yürürlüğe girdikten sonra süresiz geçerli olacak ve taraflar ancak on yılın ardından belirli koşullarla çekilebilecek.
Bu iki gelişme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Körfez’de güvenlik ve savunma ilişkilerini çeşitlendirme arayışıyla birlikte değerlendiriliyor. Önümüzdeki süreçte Yunanistan ve Mısır’ın Libya kararına vereceği tepki, Mekke Anlaşması’nın TBMM’deki onay süreci ile uygulama mekanizmaları ve Türkiye’nin NATO yükümlülükleriyle yeni bölgesel savunma ilişkileri arasındaki denge öne çıkacak.


