Haberin özeti
Cezayir ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ilişkiler, 1971’de diplomatik bağların kurulmasının ardından siyasi temaslardan ekonomik işbirliğine uzanan bir seyir izledi. Ancak BAE’nin İsrail’le diplomatik ilişkiler kurması, Cezayir’in Filistin’e yönelik tutumu ve iki ülkenin bölgesel politikalarının farklılaşması, ilişkilerdeki gerilimi artırdı. Cezayir, özellikle Batı Sahra meselesi ile Fas-BAE-İsrail arasındaki yakınlaşmayı kendi güvenlik ve bölgesel denge anlayışı açısından tehdit olarak değerlendiriyor.
BAE’nin Libya’da Halife Hafter ve Libya Ulusal Ordusu’na verdiği destek ile Sudan’daki çatışmalarda Hızlı Destek Kuvvetleri’ne yönelik destek iddiaları, Cezayir’in Abu Dabi’ye ilişkin kaygılarını güçlendirdi. BAE, Sudan’daki güçlere askeri destek sağladığı iddialarını reddederken Cezayir, Emirlikleri sınırlarının ötesinde siyasi, ekonomik ve güvenlik ağları üzerinden nüfuz oluşturmaya çalışan bir bölgesel aktör olarak görüyor. Cezayirli yetkililerin 2024 ve 2026’daki açıklamaları ile hava taşımacılığı anlaşmasının feshi için başlatıldığı bildirilen süreç, gerilimin ikili işbirliğine ve iç siyaset tartışmalarına da yansıdığını gösteriyor.
Cezayir’in Mali, Nijer ve Libya ile olan geniş sınırları, Sahel ve Kuzey Afrika’daki gelişmeleri doğrudan ulusal güvenlik meselesi haline getiriyor. Ülke, geleneksel olarak askeri müdahale yerine arabuluculuk ve siyasi uzlaşıyı öncelese de bölgedeki darbeler, güvenlik ortaklıkları ve dış güçler arasındaki rekabet nedeniyle sınır güvenliğini ve komşularıyla askeri işbirliğini güçlendiriyor. 2025 yılı askeri bütçesinin 2022’ye göre önemli ölçüde arttığı da aktarılan bilgiler arasında yer alıyor.
Metne göre, iki ülke arasındaki anlaşmazlık Libya, Sudan, Filistin ve Batı Sahra gibi dosyalarla sınırlı olmaktan çıkarak Cezayir’in ulusal güvenlik kaygılarını etkileyen daha geniş bir bölgesel rekabete dönüştü. 2023’te Cezayir’in BAE’ye ihracatının yaklaşık 10,7 milyon dolar düzeyinde kalması, ekonomik ilişkilerin siyasi çatışmayı önleyecek ölçüde güçlü olmadığını ortaya koyuyor. Bu nedenle temel sorun, iki ülkenin farklı bölgesel stratejilerinin kalıcı bir çatışmaya dönüşmeden birlikte yürütülüp yürütülemeyeceği olarak değerlendiriliyor.


