Ceza / Haber

Tek mimari, altı bölge: Küresel İslamofobi'nin yapısal bir değerlendirmesi

Anadolu AjansıKaynaklı haber özeti
Tek mimari, altı bölge: Küresel İslamofobi'nin yapısal bir değerlendirmesi

Haberin özeti

Kaliforniya Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve İslamofobi Araştırma ve Belgeleme Projesi kurucusu Hatem Bazian, küresel İslamofobiyi örtük ve açık biçimleriyle ele alarak bunun medya, hukuk, siyaset ve şiddet alanlarında birbirini besleyen yapısal bir düzen oluşturduğunu savunuyor. Bazian’a göre örtük İslamofobi, uzun yıllar boyunca İslam ve Müslümanları şiddet, geri kalmışlık ve baskıyla ilişkilendiren anlatılarla oluşturulurken, açık İslamofobi bu kabullerin ayrımcı politikalar, gözetim, askeri müdahaleler ve hak ihlalleri yoluyla somutlaşması anlamına geliyor. 2025’te bu iki biçim arasındaki geçişin hızlandığı ve tetikleyici olaylarla toplu cezalandırma arasındaki sürenin kısaldığı belirtiliyor.

Metin, bu yapının altı bölgedeki gelişmeler üzerinden işlediğini aktarıyor. ABD ve İngilizce konuşulan dünyada güvenlik politikalarının antisemitizmle mücadele söylemi üzerinden yeniden şekillendiği; Avrupa’da ise devletlerin “makbul İslam” anlayışını yasalar, gözetim ve kurumlara yönelik baskılarla belirlemeye çalıştığı ifade ediliyor. Mısır, Tunus, Cezayir, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Tacikistan gibi ülkelerde de “radikalizm” ve “siyasal İslam” kavramlarının muhalefeti sınırlamak ve dini yaşamı denetlemek için kullanıldığı öne sürülüyor. Avustralya’daki bir saldırının ardından İslam karşıtı vakalarda yaşanan artış ile Avrupa’daki camilere yönelik eylemler, bu söylemlerin sokak şiddetiyle birleşmesine örnek gösteriliyor.

Dördüncü bölge olarak nitelendirilen coğrafyada Gazze, Uygur bölgesi, Myanmar, Keşmir, Sudan ve Lübnan’daki gelişmeler, Müslüman nüfusların ağır baskı ve yıkımla karşı karşıya kaldığı alanlar şeklinde değerlendiriliyor. Metinde, Birleşmiş Milletler Soruşturma Komisyonu’nun Eylül 2025’te İsrail’in Gazze’deki eylemlerini soykırım olarak nitelendirdiği ve Aralık 2025 itibarıyla Filistin’de hayatını kaybedenlerin sayısının 70 bini aştığı belirtiliyor. Medyanın Müslümanları suçla özdeşleştiren veya şiddeti failinden bağımsız gösteren anlatılar ürettiği, sosyal medya ve yapay zekânın ise nefret söylemlerini, sahte içerikleri ve İslam karşıtı kampanyaları hızla yaydığı aktarılıyor.

Bazian, bu bölgelerin birbirinden bağımsız olmadığını; ortak politikalar, antisemitizm söyleminin güvenlik aracı olarak kullanılması ve başörtülü kadınların hedef haline getirilmesi gibi dinamiklerle birbirini desteklediğini savunuyor. Buna göre İslamofobi yalnızca bireysel önyargılardan oluşmuyor; devlet politikaları, medya anlatıları, dijital platformlar ve sahadaki şiddet aracılığıyla küresel ölçekte yeniden üretilen ortak bir mimari olarak işliyor.

Kaynak: Anadolu Ajansı. Bu özet, ilgili haberden e-Kanun tarafından derlenmiştir.

Reklam