
Haberin özeti
Depozito, kiracının kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya taşınmaza kusurlu biçimde zarar vermesi ihtimaline karşı alınan güvence bedelidir. Sözleşmenin sona ermesi, taşınmazın boşaltılması ve anahtarların teslim edilmesinin ardından kiracının borcu ya da sorumlu olduğu bir zarar bulunmuyorsa depozitonun iade edilmesi gerekir. Ev sahibi, kesinti yapabilmek için gerçek bir alacağının ve bunun hukuki dayanağının bulunduğunu ortaya koymalıdır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23 Eylül 2025 tarihli kararında, kiracının sözleşmeye aykırı davrandığına ilişkin genel iddianın depozitoyu alıkoymak için yeterli olmadığı belirtildi. İleri sürülen zararın veya borcun somutlaştırılması, gerçekten mevcut olduğunun ve miktarının belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Olağan kullanım sonucu oluşan boya eskimesi, duvarların kirlenmesi ve normal yıpranmalar kiracıya yüklenemezken, kusurlu kullanımdan kaynaklanan kırık veya hasarlar gerçek zarara dayanması koşuluyla değerlendirmeye alınabiliyor.
Taşınmaz teslim alınırken ev sahibinin gerekli incelemeyi yapması ve kiracının sorumlu olduğu eksiklikleri gecikmeden yazılı olarak bildirmesi gerekiyor. Olağan incelemeyle belirlenebilecek hasarların zamanında bildirilmemesi, kiracının sorumluluğunu ortadan kaldırabilir. Kiracıların teslim sırasında fotoğraf ve video çekmesi, sayaçları kaydetmesi, anahtar teslimini tutanakla yapması ve ödeme ile yazışma belgelerini saklaması öneriliyor. Depozitonun bankada tutulduğu durumlarda üç aylık bildirim mekanizması uygulanırken, doğrudan ev sahibine verilen bedeller için kiracının mutlaka üç ay beklemesi gerekmiyor.
Taşınmazın satılması halinde depozitonun yeni malike devredildiği ispatlanamazsa önceki malikin iade sorumluluğu devam edebiliyor. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12 Mayıs 2026 tarihli kararında bu husus değerlendirilirken, kararın kanun yararına bozma niteliğinde olduğu ve somut davanın tarafları arasındaki sonucu değiştirmediği belirtildi. Depozitosunu alamayan kiracı, öncelikle yazılı iade talebinde bulunabilir; ödeme yapılmazsa, zorunlu arabuluculuk sürecinin ardından uyuşmazlığın niteliğine göre icra takibi veya alacak davası yoluna başvurabilir.