“PKK”
” yazılı pankartlar açılmış, cenazeler aynı sloganlar eşliğinde Yeniköy Mezarlığına defnedilmiştir.
Cenazelerin defninden sonra, Sento Caddesine doğru yürüyüşe geçen yaklaşık 1000 kişilik grup On Nisan Polis Merkezine, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne ait panzere ve görevli polis memurlarına taşlı, sopalı ve molotoflu saldırıda bulunmuş, emniyet güçleri tarafından göz yaşartıcı gaz ve su sıkılarak müdahalede bulunulması üzerine, dağılan grup ara sokaklarda tekrar bir araya gelerek güvenlik güçlerine taşlı, sopalı saldırısını sürdürmüştür.
Bu arada, Ofis Semti Ekinciler Caddesi üzerinde toplanan bir grup gösterici, PKK terör örgütünün yapılanması, KKK (Koma Komalen Kürdistan-Kürdistan Demokratik Konfederalizm) tarafından yapılan “
“kepenkleri kapatma, işe gitmeme ve cenaze törenine kitlesel bir şekilde katılma”
” çağrısına uymayan ve açık olan özel şahıslara ait işyerlerine, özel banka şubelerine ve ATM cihazlarına karşı taşlı ve molotoflu saldırı gerçekleştirmiş, camları kırılan çok sayıda özel işyeri yağmalanmış, Emniyet Müdürlüğü hizmet binası saldırıya uğramış, göstericiler engel olmak isteyen iki polis memuru bıçakla yaralanmış, aynı gün değişik saatlerde ve şehrin değişik semtlerinde, toplanan gruplar tarafından barikatlar kurularak yollar kesilmiş, lastikler yakılıp, terör örgütü lehine sloganlar atılmış, Türk Bayrağı indirilerek yakılmış, olaylar sırasında çok sayıda araç tahrip edilmiş, özel şahıslara ait işyerleri ve bankalar yağmalanmış, 57 polis memuru ile çok sayıda vatandaş yaralanmıştır.
29.03.2006 günü de devam eden olaylarda, 12 polis memuru yaralanmış, çok sayıda işyeri, kamu ve özel kişilere ait araçlarda maddi hasar meydana gelmiş, aynı olaylar 30.03.2006 ve 31.03.2006 tarihlerinde de devam etmiş, sonuç olarak Diyarbakır Merkezde PKK terör örgütünün organizasyonu çerçevesinde dört gün süre ile devam eden eylemler sonucu 9 kişi hayatını kaybetmiş, 200 civarında polis memuru yaralanmış, banka şubeleri ve çok sayıda işyeri yakılıp yağmalanmış, park halindeki otolar tahrip edilmiş, kamu kurumlarına ait binalara saldırılmış Türk Bayrakları indirilmiş, işyerleri kepenk kapatmaya zorlanmış, öğrencilerin okullara gidişleri engellenmiş, olaylar daha sonra İstanbul, Mersin ve Batman İlleri ile Güneydoğudaki bazı ilçelere de yayılmıştır.
Sanık N.....G...., 30.03.2006 tarihli tutanağa göre, olaylarla ilgili 81 çocuk, 107 yetişkin kişi ile birlikte yakalanmış, yakalanan şahıslardan yaşları küçük olan 81'i çocuk şube müdürlüğüne teslim edilmiş, 107 kişi ise TEM Şube Müdürlüğünde gözetim altına alınmış, 29.03.2006 günü saat 23.00’da gözaltına alınan sanık, aynı gün saat 03.20’de avukatı ile görüştürülmüş, 31.03.2006 tarihinde parmak izi sicili formuna parmak izleri alınmış, fotoğrafı çekilerek forma yapıştırılmış, adli raporları alınmış, eylemler içinde aktif görev yaptığı belirtilen 10 kişi ile birlikte C.Başsavcılığına sevk edilmiştir.
Sanık N.....G...;
C.Başsavcılığınca saptanan 31.03.2006 tarihli savunmasında;
“29.03.2006 tarihinde evimde idim, dayımın evine gitmek için saat 13.00 sıralarında evden çıktım, Sento Caddesinden yukarı doğru yürüyüp, Yeniköy Mezarlığı Sokağına saptığımda, sokak içerisinde yakalandım, sokağa girdiğimde önümde kalabalık bir grup kaçıyordu, polisler kovalıyordu, polisler beni gösterici sanarak yakaladılar, ben 28.3.2006 tarihinde Diyarbakır Merkezde başlayan kanunsuz gösterilere katılmadım, yakalama teşhis ve teslim tutanağını okumadan zorla imzalattılar, yakalandığımda darp edildim”
” demiş,
Nöbetçi Hâkimlikteki sorgusunda da, suçlamaları kabul etmediğini beyanla, savcılık ifadesinin doğru olduğunu söylemiştir.
Duruşmadaki savunmasında ise;
“Ben hava limanı caddesindeki halk ekmek fırınında çalışıyorum. Olayların birinci günü iş yerindeydim, ikinci günü evdeydim. Fırını ilk gün kapatmalarını söylemişlerdi, ikinci gün fırın kapalı olduğu için işe gitmedim. Kalktığım zaman ablamlara annemin nerde olduğunu sordum, dışarıda olaylar vardı, yatışmasını bekledim, daha sonra polisler olaylara müdahale edip dağıttılar, bunun üzerine dışarı çıktım, polis arkadaşlarla beraber yürüyordum, ben dayımlara, polislerde hava limanı caddesinde yürüyordu, polislerden 50 metre kadar uzaklaştım 100 - 150 metre ilerde bir grup gösterici vardı, yürüyerek dayımların sokağına geldiğimde, polisler arkamdan yetişti, durmamı istediler, dönüp ne olduğunu sordum, küfür ettiler, küfür etmeye hakları olmadığını söyledim, 7-8 kişi üzerime geldi kelepçeleyip göz altına aldılar, getirene kadar da dövdüler, kesinlikle olaylara katılmadım”
” demiştir.
Tanık C.....G..... 17.04.2006 günlü ifade ve teşhis tutanağındaki beyanında;
“Ben halen Çarşı Polis Merkezi amirliğinde görev yapmaktayım. 28.03.2006 günü başlayan bahse konu olaylar ile ilgili 29.03.2006 günü geçici olarak Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü emrinde, Çevik Kuvvet sitesinde çevre koruma görevi için görevlendirildim. Çevik Kuvvet Sitesinin hemen yakınında ikamet ettiğimden, 29.03.2006 günü gece görevine gideceğimden evin penceresinden sokağı kontrol etmek için baktığımda sokakta kalabalık bir grubun toplandığını gördüm, saat 15.00 sıralarında Çevik Kuvvet görevlilerinin oturduğum sokağa girdiğini görmem üzerine, görevli polis arkadaşlarla birlikte evden güvenli bir şekilde çıkarak işe giderim düşüncesi ile evden çıktım, evden çıktığımda sokak içerisinde bir grubun Çevik Kuvvet polislerine taşlı, sopalı ve sapanlı saldırıda bulunarak yasadışı PKK/KONGRA-GEL terör örgütü ve elebaşısı Abdullah Öcalan lehine bölücü ve şiddet içerikli ‘
‘BİJİ SEROK APO, ÖCALAN-ÖCALAN, HPG CEPHEYE MİSİLLEMEYE, HPG-HPG-BİJİ HPG, VUR DE VURALIM ÖL DE ÖLELİM, ŞEHİT NAMIRIN, GENÇLİK APO’NUN FEDAİSİDİR, PKK HALKTIR HALK BURADA, KÜRDİSTAN TC’YE MEZAR OLACAK, BURASI AMED BURDAN ÇIKIŞ YOK’ Kürtçe ve Türkçe slogan attığını ve sinkaflı küfür ettiğini gördüm, ellerinde yasadışı PKK/KONGRA-GEL terör örgütünün sözde bayrakları ve örgütün elebaşısı Abdullah Öcalan’ın posterleri de vardı, bu sırada görevli polisler evimin önüne kadar gelmişlerdi, grubu dağıtmak için gazlı müdahalede bulunuyorlardı, ben de görevli polislerin arasına girdim, grup üzerimize doğru yoğun bir şekilde taş atıyordu, atılan taşlardan bir tanesi sol kolumun dirsek üstüne gelerek beni yaraladı, taşlardan birçok arkadaşın da yaralandığını gördüm. Bu şekilde olayların sonuna kadar geçici olarak Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğündeki görevime devam ettim.
İfademi vermek amacı ile geldiğim TEM Şube Müdürlüğünde, bahse konu olaylara karışan şahısların tespitine yönelik çalışmalar yapıldığını öğrenmem üzerine, olaylar sırasında yakalanan ve fotoğrafları çekilen şahısların fotoğraflarına baktığımda, adını sizlerden öğrendiğim N....G...... isimli şahsı, göreve gelmek amacı ile sokağın güvenli olup olmadığını kontrol etmek amacı ile ikametimin penceresinden baktığım sırada grubu provake ederek yönlendiren ve daha sonra evimden çıktığımda benim de aralarında bulunduğum polislere yönelik taşlı sopalı ve sapanlı saldırı yaparak yaralanmaya neden olan, yasadışı örgüt ve elebaşısı lehinde slogan atan grup içerisinde gördüm, bu şahsı hiçbir tereddüde mahal vermeden fotoğrafından net olarak teşhis ettim”
” şeklinde beyanda bulunarak, düzenlenen tutanağı imzalamıştır.
Duruşmada saptanan 20.06.2006 tarihli beyanında ise;
“Olaylar sırasında Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde, hem çevik kuvvetin, hem de emniyet müdürlüğünün çevre korumasıyla görevliydim. Evim olayların olduğu yerin içinde olduğundan katılanları görüyordum. Orada bir mermerci vardı, göstericiler oradaki mermerleri parçalayıp polislere doğru atıyorlardı, hatta binanın l. katında bir polis memurunun evini de taşladılar.
Ben bu olayları gerçekleştiren göstericileri sima olarak çok gördüm. Ama bir tanesi provakatörlük yapıyordu, oradaki gençleri ve çocukları panzerleri taşlaması için yönlendiriyordu. Ben o pravakatör şahsı teşhis ettim, hatta kameram vardı çekim yapacaktım ancak kasetim bittiği için çekim yapamadım.
Olaylardan sonra bizi terörle mücadele şube müdürlüğüne çağırdılar, resimleri gösterdiler, resimler vesikalıktı, bu resimlerden teşhisi yaptım. Teşhis ettiğim şahıs olaylar boyunca hep oralardaydı, hatta polislerden birinin eşi balkonuna Türk Bayrağı asmıştı bu şahıs ertesi gün göstericilere polisin evini göstererek o evi taşlattırdı, ne kadar camı varsa kırdırdı.
Bu şahıs olayların sürdüğü 4 gün boyunca hep o bölgedeydi, üzerinde kalın çizgili kahverengi gömlek ve krem renkli pantolon vardı, yüzü açıktı ancak teşhis ettiğim fotoğraftaki kıyafet farklıydı, şahsı fotoğrafından teşhis ettim ve tanıdım, canlı teşhis olmadı”
” şeklinde beyanda bulunmuş,
Bu şahsı şimdi de görsem tanırım demesi üzerine, huzurda bulunan sanıkları dikkatlice incelemesi ve olayları yönlendirdiğini söylediği şahsı, huzurda ise göstermesi istenmiş, tanık teşhis ettiği şahıs olarak, sanık N.....G.....'i göstermiştir.
17.04.2006 tarihli müşteki ifade ve teşhis tutanağı okunup sorulduğunda, tutanak içeriğinin doğru olduğunu, imzanın da kendisine ait olduğunu, sanığı daha önceden tanımadığını, ilk kez olaylar sırasında gördüğünü söylemiştir.
Sanık N....G....’in olayların 2. günü yakalandığı yönündeki beyanı üzerine tekrar sorulduğunda, “
“gece çalıştığım için gündüz uyuyordum, kalktığım zaman hemen hemen tüm olaylarda sanığı görüyordum, sadece son gün yani Cuma günü görmedim”
” demiş,
Tanıktan tekrar olayları yönlendiren şahsın huzurdaki N....G.... olup olmadığı hususu sorulmuş, “
“kesinlikle eminim buydu”
” şeklinde cevap vermiştir.
D....... Emniyet Müdürlüğünün 05.06.2006 tarihli yazısında; yapılan arşiv tetkikinde 28.03.2006 günü başlayarak Diyarbakır İli geneline yayılan ve 01.04.2006 günü geç saatlere kadar devam eden eylemler sırasında yakalanan ve iddianamede isimleri yazılı olan sanıkların görüntülerinin olmadığı, yakalanan şahısların çekilen fotoğraflarının teşhis amacı ile şube müdürlüklerine gönderildiği, sanık N....G.....'in meydana gelen olaylar sırasında eylemci grup içersinde aktif bir şekilde yer aldığının olaylarda yaralanan müşteki polis memuru tarafından fotoğrafından teşhis edildiği ve polis memurunun ifadesinin daha önce mahkemeye gönderildiği bildirilmiştir.
İnceleme konusu somut olayda; örgütün genel çağrısı, örgüte ait yayın organlarının yayınları ve çağrıları ile somutlaşmış olup, bu çağrının belirli bir kişiye yapılmış olmasına gerek bulunmamaktadır. Örgütün bilgisi ve istemi doğrultusunda gerçekleştirilen korsan gösteri, yasadışı örgüt ve lideri lehine slogan atmak, güvenlik güçlerine taşlı ve molotof kokteyli saldırı, kamu ve özel şahıslara ait mallara zarar verme eylemlerinin, örgüt adına gerçekleştiği sabittir. Örgüt adına gerçekleştirilen bu eylemlere katılığı, yakalama tutanağı, olay tutanakları, teşhis tutanağı ve tanık anlatımlarıyla sabit olan sanığın fiili diğer suçların yanında 5237 sayılı TCY’nın 314/3 ve 220/6. maddeleri yollamasıyla 314/2. maddesine aykırılık suçunu da oluşturduğundan, isnat edilen suçtan sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği halde, tanığın duruşma aşamasında ayrıntılarda kısmi farklılık gösteren beyanından yola çıkılarak, diğer kanıtların yok sayılması suretiyle verilen direnme kararı isabetsiz olup, bozulmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Kurul Üyesi, Yerel Mahkeme kararında belirtilen gerekçelerin isabetli olduğu görüşüyle hükmün onanması yönünde oy kullanmıştır.
2- 2911 sayılı Yasaya aykırılık suçundan açılan kamu davasında, Özel Görevli Ağır Ceza Mahkemesince hüküm verilip verilemeyeceği;
“Kabule göre de; 5271 sayılı CYY’nın 250. maddesinde sayılan suçlara bakmak üzere kurulan mahkemenin anılan Yasanın 252/1-g maddesindeki istisna hükmü de nazara alındığında, 2911 sayılı Yasaya aykırılık suçundan açılan davaya bakmasına yasal olanak bulunmadığı gözetilmeden görevsizlik kararı yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm tesisi”
” isabetsizliğinden yapılan bozmaya gelince,
Kabule göre yapılan bozmalar, öğretici ve yol gösterici nitelikte olmaları itibariyle direnmeye veya uymaya konu olamayacağından, bu hususta uyma veya direnme kararı verilmemiş olmasının hükmün esasının incelenmesine engel oluşturmayacağı sonucuna ulaşılmakla, bu bozma nedeni yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmamıştır.