Yargıtay Kararı · E. 2008/186 · K. 2009/147
Ceza Genel Kurulu 2008/1-186 E., 2009/147 K. Ceza Genel Kurulu 2008/1-186 E., 2009/147 K. - ADAM ÖLDÜRMEK- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 23 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 35 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 62 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 81 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 7 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 451 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 59 ] - 6136 S. ATEŞLİ SİLAHLAR VE BIÇAKLAR İLE DİĞER ALETLER H... [ Madde 13 ] "İçtihat Metni" Sanık H....S....’in, tabanca ile ateş etmesi sonucunda merminin maktûlün karın üst noktadan girdiği, iç organ, bağırsakları yaraladığı, maktûlün önce S.... Devlet Hastanesine kaldırıldığı acilen ameliyata alındığı, vena mazenterika inferier yırtığı, 7 yerden ince bağırsak parçalanması tespit edilip, bir adet kopma olduğu, acil ameliyatla yırtıkları dikilip tamir edildiği, bu arada maktûle 7 ünite kan verildiği, daha sonra bir müddet hastanede kaldıktan sonra 10.09.1999 tarihinde şifa ile taburcu olduğu, bu suretle öldürme kast ve iradesi ile ateşlenen etkili ve tesirli silahın açtığı yaranın ameliyat ve tedavi nedeniyle öldürücü sonuç ve etkisinin onarıldığı, mağdurun daha sonra 25.10.1999 tarihinde açılan davada duruşmaya geldiği, rahat şekilde iddiasını sergileyip ifadesini verdiği, önce Trabzon’da daha sonra G....H.... intaniye polikliniğine müracaat ettiği, rahatsızlığının arttığı, 02.11.1999’da yoğun bakıma yatırıldığı, 06.11.1999 tarihinde vefat ettiği, ATK 1. İhtisas Kurulunun 26.07.2000 tarih ve 1169 sayılı raporuna göre “ “ölümün ateşli silah yaralanmasının tedavisi için hepatit virüslü kan verilmesi sonucu gelişen akut hepatitten ileri geldiğinin” ” tespit edildiği, ölümün maktûlün ateşli silahla yaralanması sonucu ameliyat sırasında verilen hepatit virüslü kanın vücuda verilmesi ile fail H....S....’in iradesi dışında gayri melhuz sebebin birleşimi ile meydana geldiği, sanıkta öldürme kastının bulunduğu, ancak öldürme kastı ile ika edilen eylemin direk sonucunda kişinin ölmediği tedavi ve ameliyat sonucu kurtarıldığı, fakat failin iradesi haricinde eklenen başka sebebin birleşimi ile meydana geldiği kabul edilerek, sanığın 765 sayılı TCY’nın 451, 59. maddeleri uyarınca 16 yıl 8 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında 31 ve 33. maddelerin uygulanmasına, 6136 sayılı Yasanın 13/1 ve 765 sayılı TCY’nın 59. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 50.000.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına, emanette kayıtlı tabanca, şarjör, 7.65 mm çaplı 1 adet dolu mermi ve 4 adet boş kovanın 765 sayılı TCY’nın 36. maddesi uyarınca zoralımına, doktor hakkında ihmalinin bulunup bulunmadığı konusunda gereğinin yapılması için kararın bir örneğinin C.savcılığına gönderilmesine ilişkin, T..... Ağır Ceza Mahkemesince 27.11.2000 gün ve 233-302 sayı ile verilen hüküm, Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.09.2001 gün ve 2526-3374 sayı ile onanarak kesinleşmiştir. 5237 sayılı TCY’nın yürürlüğe girmesinden sonra, T.... 1. Ağır Ceza Mahkemesince duruşma açılarak yapılan uyarlama yargılaması sonunda 26.09.2005 gün 268-214 sayı ve özetle; hükümlü H...’nin eyleminin 5237 sayılı TCY’nın 7/2 ile 23. maddesi aracılığı ile aynı Yasanın 81. maddesi gereği yaptırıma bağlandığı ve suça konu olayda hükümlünün mutlak suretle kasti olarak hareket ettiği taksirden bahis edilemeyeceği, ayrıca hükümlünün eyleminin kalkışma aşamasında kaldığı, sonradan ölümü meydana getiren sebepte hükümlünün kusurun bulunmadığı kabul edilerek, önceki hükmün adam öldürmeye ilişkin kısmının iptali ile sanığın 5237 sayılı TCY’nın 81, 35 ve 62. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hükmün diğer kısımlarının aynen infazına, 5275 sayılı Yasanın 99. maddesi uyarınca sanık hakkındaki cezalar toplanarak sonuçta 13 yıl 9 ay hapis ve 50 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Katılan vekilinin temyizi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.03.2007 gün ve 1802-1384 sayı ile; katılan vekilinin yetkisi bulunmadığından 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükme yönelen temyiz isteğinin CYUY’nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, adam öldürmek suçundan kurulan hükmün ise; “25.08.1999 günü meydana gelen olayda sanığın tabancayla yakın mesafeden öldürme kastıyla yaptığı atışlardan birinin ölenin batın bölgesine isabet ederek büyük damar yaralanmasına, ince barsakta 7 yerde perferasyona ve bir yerde ince barsak kopmasına neden olduğu, acilen alındığı ameliyatta damar ve ince barsak onarımı yapılıp 7 ünite kan verildiği, hayati tehlikeye maruz kalan ölenin durumunun düzelmesi üzerine 10.09.1999 tarihinde taburcu edildiği, 26.10.1999 günü akut hepatit tanısı ile yeniden hastaneye yatırıldığı ve tüm tedavilere rağmen 06.11.1999 günü öldüğü anlaşılmıştır. Dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu raporunda; ‘ ‘ateşli silah yarasının; damar ve barsak yaralanması nedeniyle başlı başına ölüme yol açacak nitelikte olmakla birlikte gerekli cerrahi onarımın gerçekleştirildiği, tedavi sırasında verilen kan ürünlerinin birinde hepatit virüsü saptandığı; yaralanma ve tedavi sonrası yapılan tıbbi incelemelerde hepatit tanısı konduğu ve kan ürünü verilmesi ile hastalık gelişiminin uyumlu olduğu dikkate alındığında; ölümün ateşli silah yaralanmasının tedavisi için hepatit virüslü kan verilmesi sonucu gelişen akut hepatitten ileri geldiğinin kabulü gerektiği; ateşli silah yaralanması ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu, hepatit virüslü kan verilmesi ve hepatiti gelişiminin failin iradesi dışında eklenen bir sebep olduğu’ şeklinde görüş bildirildiği tespit edilmiştir. Bu oluş ve rapor birlikte değerlendirildiğinde; uyarlamaya konu 765 sayılı TCK’nun 451. maddesindeki ‘ ‘failin iradesinden hariç gayri melhuz esbabın inzimamı suretiyle ölüme neden olmak’ suçunun 5237 sayılı TCK kapsamında doğrudan karşılığı bulunmamakla beraber; sanığın öldürme kastıyla hareket ettiği ve ölümün de yapılan bu fiilin doğal neticesi olarak meydana geldiğinin yine bu bağlamda fiil ile netice arasında uygun nedensellik bağının da mevcut olduğu hususları dikkate alındığında; oluşan suçun unsurları itibariyle 5237 Sayılı TCK’nun 81. maddesinde öngörülen kasten adam öldürme suçunu oluşturacağı ve bu suç nedeniyle tayin olunacak sonuç cezanın da 765 sayılı TCK uyarınca verilmiş ve kesinleşmiş hükümle verilen cezadan daha lehe olmayacağından uyarlama isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 5237 sayılı TCK’nun 81, 35/2 ve 62. maddeleri uyarınca hüküm kurulması” ” isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise, 11.12.2007 gün ve 167-329 sayı ile; “… ölüm neticesinin fail H.....S....’in hareketinin doğrudan sonucu olmadığı, kesinleşen yüksek mahkeme kararı ile de kabul edilmiştir. Bu konudaki kesinleşen mahkeme kararı ve Yüksek Yargıtay 1. Ceza Dairesinin onama kararı, ölüm neticesinin failin iradesinden hariç gayri melhuz bir sebebin inzimamı ile meydana geldiğine çok güçlü bir delildir. Bu güçlü delili ortadan kaldıracak herhangi bir başka aynı güçte delil mevcut değildir. Ayrıca Yüksek Yargıtay 1. CD.nin 13.03.2007 gün ve 2006/1802 esas 2007/1384 karar sayılı bozma ilamına uyulması durumunda ve bunun da emsal teşkil etmesi halinde bu kez neticeye yönelik illi değer taşıyan hareketlerin başka bir hareketin birleşimi ile kesilmesi veya birleşmesi ve neticenin birinci veya ikinci hareketten hangisinin etkisi ile meydana geldiğinin ayırt edilememesi durumunda, birinci hareketin neticeyi meydana getirmeye elverişli olduğunu kabulle, doğrudan meydana gelen neticeden birinci hareketin sahibini sorumlu tutmaya yönelik bir uygulama adil olmayacaktır. Bu nedenle hükümlü H.... S....’in öldürme kastı taşıyan fiilinin neticeye doğrudan etkisinin olduğu, diğer bir anlatımla hepatitli kan verilmesinin neticeye etkili olmadığı şeklinde bir kabul dosya içeriğine uygun değildir. Ayrıca ölümü meydana getiren hepatitli kanın maktûle verilmesi olayında sanık H.... S....’in taksiri de mevcut değildir. Sonradan eklenen ortak sebep fiilin tabi sonucu ise; örneğin zatüre gelişmesi, aşırı kan kaybı, ameliyatın geç yapılması gibi hallerde olaya TCK’nun 81. maddesinin uygulanması ile birinci failin kasten öldürmeden sorumlu tutulması, aksi takdirde sonradan eklenen ortak sebep fiilin tabi sonucu değil ise ve failin de eklenen ortak sebebin eklenmesinde kusuru mevcut değil ise, örneğin ameliyat edilen hastanın serumuna zehir katılması, kullanılan kanın hepatitli olması, (bu kasten veya taksirle olabilir) kusursuz ceza olmaz ilkesi gereği 5237 sayılı TCK’nun 81, 35. maddeleri uygulanmak suretiyle konunun çözümünün daha adil olacağı” ” gerekçeleriyle önceki hükümde direnmiştir. Bu kararın da o yer C.savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının “ “bozma” ” istekli, 03.07.2008 gün ve 119005 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulu’nca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.