Yargıtay Kararı · E. 2009/33 · K. 2009/162
Ceza Genel Kurulu 2009/5-33 E., 2009/162 K. Ceza Genel Kurulu 2009/5-33 E., 2009/162 K.- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 43 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 62 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 103 ] - 5252 S. TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ ... [ Madde 9 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 414 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 417 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 418 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 59 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 80 ] "İçtihat Metni" Hükümlü A....A...’ın 765 sayılı TCY’nın 414/2, 80, 418, 417 ve 59. maddeleri uyarınca 20 sene 10 ay ağır hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında aynı Yasanın 31 ve 33. maddelerinin uygulanmasına ilişkin B..... Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.12.2003 gün ve 72-260 sayılı hüküm, Yargıtay 5. Ceza Dairesince 11.11.2004 gün ve 5614-7254 sayı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Hükümlünün hukuki durumunu yeni yasalar karşısında değerlendiren B.... Ağır Ceza Mahkemesince 17.06.2005 gün ve 155-159 sayı ile; 5237 sayılı TCY’nın hükümlü hakkında lehe bir düzenleme içermediğinden istemin reddine karar verilmiştir. Hükümlü müdafii tarafından temyiz edilen hüküm, dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 08.12.2005 gün ve 18075-22717 sayı ile; “5252 sayılı Yasanın 9/1. maddesi; 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak TCY’nın lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceğini öngörmüş ise de, sonradan yürürlüğe giren kanunla suçun unsurlarında sair cezalandırılabilme şartlarından suçun karşılığında öngörülen ceza yaptırımlarında ve bir cezaya mahkûm olmaya bağlı kanuni neticelerindeki değişikliklerin ve bunların uygulama olanaklarının değerlendirilebilmesi, önceki hükümde 765 sayılı TCY’nın 418/2. maddesinin uygulanmasını gerektiren kızlığın bozulması durumunun 5237 sayılı TCY’nın 103/6. maddesine göre beden veya ruh sağlığının bozulmasını gerektirir neden olup, olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınması ve yine 5377 sayılı Yasayla 5237 sayılı TCY’nın 43/son maddesi değiştirilerek bu suçta teselsül hükümlerinin uygulanmasının olanaklı hale gelmesi hususu da değerlendirilerek olaya tatbik imkanı bulunan yasaların leh ve aleyhteki hükümleri ayrı ayrı ele alınarak sonuçlar karşılaştırılıp, lehe olan Yasanın belirlenmesi, değişen temel ceza ve arttırım, indirim oranları belirlenirken takdirin doğru kullanılabilmesi ve gerektiğinde kesinleşen önceki hükümde değişiklik yapılabilmesi için duruşma açılıp tüm bunların neden ve gerekçeleriyle her iki yasayla ilgili değerlendirme sonuçlarının denetime olanak verecek şekilde kararda gösterilerek hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden dosya üzerinden yazılı şekilde karar verilmesi;” ” isabetsizliğinden bozulmuş, B.... Ağır Ceza Mahkemesince 22.03.2007 gün ve 56-92 sayı ile; “Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulundan, mağdurede travma sonrası stres bozukluğu saptandığı ve bu durumun TCY’nın 103/6. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin 10.01.2007 tarihli ve 56 sayılı rapor alındıktan sonra 5237 sayılı TCY’nın sanık lehine sonuç doğurduğu kabul edilerek; 5237 sayılı TCY’nın 103/2, 103/3, 103/4, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 18 yıl 9 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hakkında 53 ve 63. maddelerinin uygulanmasına” ” karar verilmiştir. Hükümlü müdafii tarafından temyiz edilen bu hüküm de, dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 25.12.2007 gün ve 13706-10354 sayı ile; “Mağdurun suçun sonucunda ruh sağlığının bozulmuş olduğunun Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinin raporuyla tespit edilmiş olması ve lehe kanun değerlendirmesi sırasında 5237 sayılı Yasanın 103/4. maddesiyle tayin edilen cezanın 20 yılın altında kalması nedeniyle aynı Yasanın 103/6. maddesinin de uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini.” ” isabetsizliğinden bozulmuş, B..... Ağır Ceza Mahkemesince 01.07.2008 gün ve 39-189 sayı ile; “TCY’nın 103/4. maddesinin uygulanması sonucunda tayin edilen ceza 18 yıl hapis cezası olarak belirlenmiş, Yargıtay 5. Ceza Dairesinin bozma i1amında verilen cezanın 20 yılın altında kalması nedeniyle, TCY’nın 103/6. maddesinin de uygulanmasının gerektiği belirtilmiş ise de, TCY’nın 103/6. maddesinde "on beş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur" dendiği, bu durumda belirlenen cezanın 15 yılı aşmış olması nedeniyle tekrar TCY’nın 103/6. maddesi gereğince cezanın artırılmasına gerek olmadığı kanaatine ulaşılmış ve bu madde uygulanmamıştır. Kaldı ki TCY’nın 103/6. maddesinde cezanın 15 yıldan az olamayacağı belirtilmekle, asgari hadden uzaklaşıp uzaklaşmama konusunda mahkemeye bir takdir hakkı tanınmış, yargılamanın başından itibaren verilen kararlarda da temel ceza asgari hadden belirlenmekle, TCY’nın 103/6. maddesinin de uygulanması durumunda asgari hadden belirlenmesi gerektiği düşünülmüş, bu durumda da sanık hakkında bu madde gereğince 20 yıl ceza verilmesinin mümkün olmadığı düşüncesine ulaşılmıştır,” ” gerekçeleriyle önceki hükümde direnilmiştir. Bu hükmün de hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının “ “bozma” ” istekli 17.12.2008 gün ve 231561 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.