Yargıtay 4. Hukuk Dairesi · E. 2021/25443 · K. 2024/10181
Bir pasaj seçin; açılan araçtan not ekleyin veya metni vurgulayın.
4. Hukuk Dairesi 2021/25443 E. , 2024/10181 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1436 E., 2021/1916 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi / İstinaf Talebinin Esastan Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/66 E., 2020/135 K.
Taraflar arasındaki kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurumun tarafsız yayın yapan bir kamu iktisadi kuruluş olduğunu, davalı milletvekili tarafından Twitter'da 22.11.2018 tarihinde yapılan paylaşımda kullanılan söz ve ifadelerle müvekkilinin güvenirliğinin ve saygınlığının zedelendiğini, müvekkili kurumun kişilik haklarının saldırıya uğradığını, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşıldığını belirterek 100.000,00 TL manevi tazminatın 22.11.2018 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsili isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından yapılan paylaşımda kullanılan söz ve ifadelerin kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğunu, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığını, seçim çalışmaları esnasında davacı kurumun kamu kaynaklarını kullandığı hususunun kamu yararı kapsamında dile getirildiğini, değer yargısı kapsamında siyasi değerlendirmelerde bulunduğunu, kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından yapılan paylaşımda kullanılan söz ve ifadelerin eleştiri niteliğinde olduğu, eleştiride kullanılan dilin hoşa gitmeyen, sert, sarsıcı ya da rahatsız edici olmasının tek başına manevi tazminat takdiri için yeterli olmadığı, paylaşımın davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafın siyaset yapmak adına somut olguya dayanmayan haksız iddialarda bulunduğunu, kurum santralinin hiçbir zaman partilerin seçim müziğini kullanmadığını, paylaşım ile kurumun güvenirliğinin zedelendiğini, eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kurum aleyhine olumsuz algı oluşmasına sebep olduğunu, kişilik haklarına saldırı olduğunu belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından 22.11.2018 tarihinde paylaşılan tweet içeriğindeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığı ancak söz konusu paylaşımın ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkının sınırları kapsamında kaldığı; kaba, incitici, nezaket dışı sözler olduğu anlaşılmakla beraber kişilik haklarına saldırı boyutuna varmadığı, özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tarafın siyaset yapmak adına somut olguya dayanmayan haksız iddialarda bulunduğunu, kurum santralinin hiçbir zaman partilerin seçim müziğini kullanmadığını, paylaşım ile kurumun güvenirliğinin zedelendiğini, eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kurum aleyhine olumsuz algı oluşmasına sebep olduğunu, kişilik haklarına ve kurumsal kişiliğine saldırı olduğunu belirtmiştir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49 ve 58 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 24 ve 25 inci maddeleri.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı tarafından Twitter'da 22.11.2018 tarihinde yapılan paylaşımda kullanılan söz ve ifadelerin davacı kurumun kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu iddiası ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; dava konusu paylaşımda, 24.06.2018 tarihli seçimlerde Cumhurbaşkanı adayı olan davalı tarafından seçim dönemine ilişkin davacı kurumun yayın politikasının eleştirildiğinin, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının aşılmadığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10. maddenin 2. fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10. maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğinin...” ifade edildiğinin, tüm bu açıklamalar ışığında paylaşımda geçen söz ve ifadelerin, davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağının anlaşılmasına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.