İçtihatYargıtay8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2021/5903 · K. 2024/6329
- Esas No
- 2021/5903
- Karar No
- 2024/6329
- Karar Tarihi
- 05.11.2024
Karar Metni
8. Hukuk Dairesi 2021/5903 E. , 2024/6329 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2009/14 E., 2019/55 K.
KARAR : Davanın kısmen kabul kısmen reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar, yapılan inceleme sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 2009/3327 Esas, 2009/3235 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacıların ve asli müdahillerin davalarının kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararın, davalı (tespit malikleri ..., ... ve ...'in) bir kısım mirasçıları vekili tarafından ve esas karar ile temyiz talebinin reddine dair ek kararın duruşma talepli olarak davacı ...'nun bir kısım mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, masraf ikmal edilmediğinden duruşma talebinin reddine karar verilmekle; dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sonucunda, Diyarbakır ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 139 parsel sayılı 172.500 m2 yüzölçümlü taşınmaz, 100 parsel sayılı 139.125 m2 yüzölçümlü taşınmaz, 143 parsel sayılı 107.500 m2 yüzölçümlü taşınmaz tapu kayıtlarına, mirasen intikale ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine istinaden, davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., tespitte uygulanan tapu kaydının geldisi kök tapu kaydının maliki ... oğlu ...'un çocuğu ... mirasçısı olduğu ve tapuda pay sahibi olduğu iddiasına dayanarak; davacı ... mirasçıları, kök tapu kaydı maliki ... oğlu ...'un çocuğu ... mirasçısı oldukları ve tapuda pay sahibi oldukları iddiasına dayanarak; davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve vergi kaydına dayanarak; davacı ..., kök tapu kaydı maliki ... oğlu ...'un çocuğu ... mirasçısı olduğu ve tapuda pay sahibi olduğu iddiasına dayanarak; asli müdahiller ..., kök tapu kaydı maliki ... oğlu ...'un çocuğu ... mirasçısı olduğu ve tapuda pay sahibi olduğu iddiasına dayanarak; asli müdahiller ... ve müşterekleri, kök tapu kaydı maliki ... oğlu ...'un çocuğu ... mirasçısı oldukları ve tapuda pay sahibi oldukları iddiasına dayanarak ve asli müdahil Hazine ise, miktar fazlası yönünden, yukarıda vasfı ve miktarı belirtilen üç parsel hakkında ayrı ayrı dava açmışlardır.
İlk Derece Mahkemesince, 139 parsel sayılı taşınmaz hakkında yapılan yargılama neticesinde verilen, kök tapu kaydı maliki ... oğlu ...'un çocuğu ... mirasçısı oldukları ve tapuda pay sahibi olduklarını ileri süren davacı ve asli müdahiller ile miktar fazlası yönünden asli müdahil Hazinenin davalarının kabulüne, kök tapu kaydı maliki ... oğlu ...'un çocuğu ..., ... ve ... mirasçısı olduklarını ve tapuda pay sahibi olduklarını ileri sürenler ile zilyetliğe dayanan davacı ve asli müdahillerin davalarının reddine ilişkin önceki karar, zilyetliğe dayalı olarak dava açan davacı ...'nun bir kısım mirasçılarının temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.05.2009 tarihli ve 2009/3327 Esas, 20093235 karar sayılı ilamıyla; "... Davacı Hazine adına tespit ve tescile karar verilen kısım yönünden temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, geri kalan kısım yönünden ise tapu uygulamasının yetersiz olduğu, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği ..." gerekçesiyle bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, 143 parsel sayılı taşınmaz hakkında yapılan yargılama neticesinde verilen, tüm davacıların ve asli müdahillerin davasının reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline ilişkin önceki karar, zilyetliğe dayalı tespite itiraz eden davacı ...'nun bir kısım mirasçıları ile kök tapu kaydı maliki ... oğlu ...'un çocuğu ... mirasçısı olduklarını ve tapuda pay sahibi olduklarını ileri süren davacı ve asli müdahillerin temyiz itirazları üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2008 tarihli ve 2008/2461 Esas, 2008/4426 Karar sayılı ilamıyla; "... davacı ...'ın bir kısım mirasçılarının temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, kök tapu kaydı maliki ... mirasçısı olduklarını ileri süren davacı ve asli müdahillerin temyiz itirazlarının kabulü ile eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine ..." değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, 100 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise dava dışı 126 parselle birlikte yapılan yargılama sırasında tefrik kararı verilmiş ve iş bu taşınmaz hakkındaki dava, bozma sonrası 139 ve 143 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin dava dosyaları ile birleştirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma sonrası dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama neticesinde dava konusu 139 parsel yönünden, tespit tutanağının iptaline ve bozma öncesi 54.868 m2 kısım hakkında Hazine lehine verilen hüküm kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, geri kalan (B) harfli 117.632 m2 kısım yönünden davacıların ve asli müdahillerin davasının reddine, bu kısımın tespitteki malikler adına ve payları oranında tesciline; 143 parsel sayılı taşınmaz yönünden, davacıların ve asli müdahillerin davasının reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline; 100 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, davacı ... mirasçılarının davasının kısmen kabulüne, tespit tutanağının iptali ile taşınmazın 95.513,48 m2 kısmının ... mirasçıları adına, geri kalan 44.112 m2 kısmının tespitteki malikler adına tespitteki paylar oranında tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı (tespit malikleri ..., ... ... ... ve ...'in) bir kısım mirasçıları vekili, davacı ...'nun bir kısım mirasçıları vekili, ... mirasçı olduklarını ileri süren asli müdahiller ... ve müşterekleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, muhtıraya rağmen gider avansının süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ek kararıyla, davacı ...'nun bir kısım mirasçıları vekili ve ... mirasçısı oldukları ileri süren asli müdahillerin temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş ve iş bu ek kararla birlikte hüküm davacı ...'nun bir kısım mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2020 tarihli ek kararıyla, muhtıraya rağmen gider avansının süresi içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle temyiz temyiz taleplerinin reddine karar verilmiş ise de, bu ek karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; kanun yoluna başvuru harç ve giderleri için mahkemece ilgili tarafa gönderilen muhtıranın mutlaka müzekkere şeklinde yazılması ve muhtırada verilen kesin süre içinde harç ve giderlerin yatırılmaması ya da tamamlanmaması halinde mahkeme kararına karşı kanun yoluna başvurulmamış sayılacağına karar verileceğinin açıkça yazılması gerekir.
Yine bu muhtırada yatırılması veya tamamlanması istenen harç ve giderler kalem kalem ve miktar olarak belirtilmeli, temyiz harç ve giderlerinin nereye yatırılacağı açıkça yazılmalıdır.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince, muhtırada temyiz edenlerin isminin yazılmadığı ve muhtıranın içerik kısmına "... yargıtay gidiş-dönüş ve tebligat giderleri ... " şeklinde açıklama yazılıp alt kısımda kalem kalem ve miktar belirtilmeksizin, "tamamlanması gereken gider 5000 TL" olarak yazıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla; söz konusu muhtıranın usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşıldığından ek kararın kaldırılmasına ve esasa ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin esasa ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6100 sayılı HMK' nın 297 nci maddesinde hükmün kapsamı belirlenmiş olup, buna göre;
"(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar: a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." düzenlemesine yer verilmiştir.
T.C. Anayasası’nın 141 nci maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Buna göre, yargılama açık olarak yapılacak ve HMK’nin 297/2 nci maddesi hükmü gereğince de yargılama sonunda verilen kararda taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde açıkça gösterilir.
Aynı Kanun’un 298/2 nci maddesi hükmü ise, sonradan yazılacak gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını amirdir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde ortada yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiş olup, Mahkemece yapılacak iş; önceki karar ile bağlı olmaksızın çelişki giderilmek suretiyle yeni bir karar vermekten ibarettir.
Yukarıda izah edilen olgular ışığında somut olay incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün usul ve Yasaya uygun olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmazlar hakkındaki dava, davacılar ve asli müdahiller tarafından, tespit maliki davalılar ve mirasçılarına karşı açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafta gösterilmesi gereken (kök tapu kaydı maliki ... oğlu ...'un çocuğu ... mirasçısı oldukları ve tapuda pay sahibi olduklarını ileri süren) kişilerin bir kısmı davalı olarak, asli müdahil ... mirasçılarının tamamı ise karar başlığında davacı olarak gösterilmiş, davacılar ve asli müdahiller ..., ..., ... ve müşterekleri ile tespit maliki davalı ... ise karar başlığında hiç gösterilmemiş ve karar başlığında gösterilmesi zorunlu olduğu halde tarafların sadece bir kısmının TC kimlik numaraları yazılmıştır.
Bununla birlikte, davacı ... mirasçıları lehine, hükmün gerekçe kısmında 100 parsel yönünden 87.625,23 m2, hüküm fıkrasında ise 95.513,48 m2 kısmın tespit ve tesciline karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında da çelişki oluşturulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun'un 297 nci maddesine aykırı olarak karar başlığı oluşturulması ve gerekçeli kararın gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, başkaca hususlar incelenmeksizin İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine,
05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.