İçtihatYargıtay7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2021/8044 · K. 2024/10952
- Esas No
- 2021/8044
- Karar No
- 2024/10952
- Karar Tarihi
- 04.12.2024
Karar Metni
7. Ceza Dairesi 2021/8044 E. , 2024/10952 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/66 E., 2015/21 K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın ve nakil aracının müsaderesi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, malen sorumlunun 22.09.2014 tarihli talimat duruşmasında beyanı alınırken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 234 üncü maddesinin 1/b.2 fıkrasındaki haklarının hatırlatılmadığının anlaşılması karşısında temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz edenlerin temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I.TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyiz istemi, hükmedilen para cezasını ödeyecek maddi durumunun olmadığına, mahkemedeki ifadelerini aynen tekrar ettiğine ilişkindir.
2.Malen sorumlu vekilinin temyiz istemi, müsaderesine karar verilen aracın malen sorumluya ait olduğuna, aracın ... isimli şahıs tarafından ... isimli kişiye haberi olmaksızın haricen satıldığını öğrenerek, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına güveni kötüye kullanma suçundan suç duyurusunda bulunduğuna, malen sorumlunun iyiniyetli olduğuna ve aracın iadesine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
II.GEREKÇE
A.Müsaderesine Karar Verilen Nakil Aracı Yönünden
Mahkeme tarafından suçta kullanılan nakil aracın müsaderesine karar verilmiş ise de; ele geçen kaçak sigara miktarı itibarıyla aracın yük veya hacim bakımından ağırlıklı bölümünü oluşturmadığı, malen sorumlunun beyanlarına göre aracın kendi bilgisi dışından ... isimli şahsa haricen satıldığı, bu olayla ilgili malen sorumlu tarafından yapılan suç duyurusu üzerine ... (....) hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.12.2023 tarih ve 2023/417 E., 2023/810 Karar sayılı kararı ile verilen mahkûmiyet kararının kesinleştiği anlaşılmakla malen sorumlunun iyiniyetli olmadığından bahsedilemeyeceği cihetle aracın iadesi yerine yazılı şekilde müsaderesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
B.Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Kararı Yönünden
Olay tarihinde haber merkezinden ... plakalı aracın dur ihtarına uymayarak kaçtığının anons edilmesi üzerine, kovalamaca sonucunda kapan kullanılarak durdurulmaya çalışıldığı, aracın lastiklerinin patlatılması üzerine araçta bulunan sanık ... ve temyiz dışı sanık ...'ın kaçmaya başladığı, araç sürücüsünün temyiz dışı sanık ... olduğunun tespit edildiği, yapılan kovalama sonucunda iki şahsın yakalandığı, araçta yapılan aramada bagaj bölümünde koliler ve poşetler içerisinde muhtelif markalarda toplam 3. 808 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
Sanık ... savunmasında, Ağrı'ya ....ile beraber düğüne gittiklerini, dönüşte ucuz gördükleri için kendisi ve ailesi için satın aldığını, daha sonra ...'u aradıklarını, ...'ın gelip kendilerini aldığını, onun sigaralardan haberinin olmadığını, hakkındaki suçlamayı savunması doğrultusunda kabul ettiğini beyan etmiştir.
Temyiz dışı sanık ... savunmasında, Erzurum Tedaş Müdürlüğünde elektrik teknisyeni olarak çalışmakta olduğunu, suçta kullanılan aracı ...'dan olaydan yaklaşık 5 ay önce 35.000,00 TL karşılığı satın aldığını, ancak noter satışını almadığını, aracı satın aldığında 28.000,00 TL'sini ödediğini, geriye 7.000,00 TL borcunun kaldığını, 15.07.2014 tarihinde 7.000,00 TL'yi ödediğinde aracın satışını alacak olduğunu, polislerin dur ihtarına diğer sanıkların araçta sigara olduğunu söylemesi üzerine uymadığını beyan etmiş, savcılıkta ise suçta kullanılan aracı ... isimli şahıstan resmi satış olmadan aldığını beyan ettiği anlaşılmıştır.
Temyiz dışı sanık ...'ın da savunmasında, sigaraları diğer sanık ... ile birlikte satın aldıklarını ifade ettiği anlaşılmıştır.
Malen sorumlu ifadesinde, suçta kullanılan aracın kendisine ait olduğunu, ... isimli arkadaşının aracının olmadığını söyleyerek 10-15 gün kadar kullanmak üzere aracını istediğini, kendisinin de kabul ettiğini, herhangi bir kiralama sözleşmesinin olmadığını, kendisini 10 gün sonra aradığında ise aracının ... isimli kişide olduğunu söylediğini ve kendisine numarasını verdiğini, ...'u aradığında ...'ın bu aracı kendisine 34.000,00 TL'ye haricen sattığını, 20.000,00 TL peşin verdiğini söylediğini, kendisinin de...'a aracın kendisine ait olduğunu ve getirmesini istediğini,
....'ın aracı kendisine iade etmediğini, bu olayla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına 22.10.2013 tarihinde suç duyurusunda bulunduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası dosya içerisinde olup, suça konu kaçak sigaraların gümrüklenmiş değerinin Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre "hafif" değerde olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu, sanığın temyiz dışı sanıklar ... ve ... ile suçun işlenmesine fikir ve eylem birliği içerisinde katıldıklarının anlaşılması karşısında; 5607 sayılı Kanun'un 4 ncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi koşulunun gerçekleştiği ve sanıkların eyleminin toplu kaçakçılık suçunu oluşturduğu belirlenmekle, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Ancak;
1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları kapsamında bulunduğu,
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının ''yirmiüçüncü'' fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrası somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'nun 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu,2.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarih ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
III.KARAR
Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Kararı ve Müsaderesine Karar Verilen Nakil Aracı Yönünden
Gerekçe bölümünde (A ve B) bendlerinde açıklanan nedenlerle sanık ...'in ve malen sorumlu vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 04.12.2024 tarihinde karar verildi.