Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2022/1476 · K. 2024/6317
8. Hukuk Dairesi 2022/1476 E. , 2024/6317 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/67 E., 2021/229 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasıdır. Davacı; Tunceli ili ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 101 ada 1 nolu parselin orman olarak davalı adına belirlendiğini ve tapuya geçirildiğini, dava konusu taşınmazın, 101 ada 1 parsel içinde kaldığını ve adına tespit gören 108 ada 11 nolu parselin devamı olduğunu, kesintisiz ve çekişmesiz 30-35 yıl zilyetliğinin söz konusu olduğunu, adına tapu kaydının mevcut olduğunu, dava konusu taşınmazın orman ile bir ilişkisinin olmadığını, özel mülkiyeti olduğunu, davalı yerin orman sınır taşlarına denk geldiğini belirterek; taşınmazın kendi adına tapuya kayıt ve tescilini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin, 13/02/2014 tarihli ve 2009/210 Esas, 2014/115 Karar sayılı kararında; taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı ve imar ihya yolu ile kazanımlarının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.11.2014 tarihli ve 2014/5629 Esas, 2014/9596 Karar numaralı ilamıyla, davaya Hazinenin dahil edilmesi gerektiği, taşınmazın orman olup olmadığının ve hukukî durumunun belirlemesinin yeterli olmadığı, keşifte, davacının dayandığı tescil ilamıyla oluşan tapu kayıtlarının ve mahalli bilirkişi beyanlarındaki sınırların fen bilirkişi raporunda gösterilmediği, mahkemece hüküm kurulurken dayanak tapular yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığı, komşu parsel ve dayanaklarının getirtilmediği, en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilmesi ve yeniden keşif yapılarak, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmelisi gerektiği, davalının dayandığı tapuların oluşumuna esas dava dosyası içindeki tescil krokisi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/A maddesi gereğince yerine uygulanıp tapu kapsamının belirlenmesi gerektiği, tapu kaydı Orman İdaresinin taraf olmadığı tescil davası sonucu oluşturulmuşsa Orman İdaresini bağlamayacağı hususunun düşünülmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince 19.10.2021 tarihli ve 2015/67 Esas, 2021/229 Karar sayılı karar ile; bozma ilamına uyularak, mahallinde yapılan keşif sonucunda alınan orman bilirkişisi raporuna göre; 101 ada 1 parsel içerisinde kalan ve davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği fen bilirkişisi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen yerlerin orman sayılan yerlerden olduğu, orman sayılan yerlerin kazandırıcı zaman aşımı ve imar ihya yolu ile kazanımlarının mümkün olmadığı belirtilerek davacının davasının reddine karar verilmiştir. Davacı, dava konusu parsel üzerinde zilyetlik koşullarının oluştuğu, taşınmazın çevresinin tapulu taşınmazlarla çevrili olduğu, 1994 yılında bölgenin terörden dolayı boşaltıldığı, 2000 ve 2002 yılında fiğ ekimi olduğu, bunun dışında taşınmaz üzerinde zirai faaliyetlerinin olmadığı, taşınmaz üzerinde yaşlı ağaçların bulunduğu, bakımsızlıktan yabani otların çıktığı, keşifte ziraat bilirkişisinin bulunmadığı, taşınmazın tarım arazisi olup olmadığının araştırılmadığı, jeodezi bilirkişi raporuyla orman bilirkişi raporunun çeliştiği, hava fotoğrafları ile memleket haritalarının incelenmediği, taşınmazın orman olmadığı iddiasıyla kararı temyiz etmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 346,90 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.