Yargıtay 8. Hukuk Dairesi · E. 2022/6713 · K. 2024/6458
Bir pasaj seçin; açılan araçtan not ekleyin veya metni vurgulayın.
8. Hukuk Dairesi 2022/6713 E. , 2024/6458 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/67 E., 2022/420 K.
KARAR : Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ergani 1. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/99 E., 2021/63 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde 18.01.2019 günü yapılan kadastro tespitinde 107 ada 22 parsel sayılı ve 8601,01 m² yüzölçümündeki taşınmaz senetsizden "susuz tarla" vasfıyla ve 107 ada 49 parsel sayılı ve 3245,68 m² yüzölçümündeki taşınmaz senetsizden "susuz tarla" vasfıyla davalı adına tespit görmüştür.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında davaya konu 107 ada 22 parsel ve 107 ada 49 parsel sayılı taşınmazların davalı taraf adına tescil edildiğini, yapılan kadastro tespitinin haksız, hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalı taraf lehine zilyetlik şartlarının oluşmadığını, davaya konu taşınmazlar üzerinde kadastro tespiti öncesi zamanda kimsenin zilyetliğinin bulunmadığını, öncelikle dava konusu taşınmazlarda orman incelemesi yapılması ve akabinde taşınmazın orman olduğunun tespiti halinde tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini, aksi durumda ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... tarafından süresinden sonra cevap dilekçesi sunulmuş olup, yargılama aşamasında davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; harita mühendisince hazırlanan bilirkişi raporuna ekli krokide dava konusu 107 ada 22 parselin (A) harfi ile gösterilen bölümün; her ne kadar ziraat mühendislerince hazırlanan bilirkişi raporunda; taşınmazın marjinal tarım arazisi olduğu, 1952 tarihli memleket haritasında üzüm bağı olarak tarif edilmiş yerlerden olduğu belirtilmiş ise de taşınmazı kapsar en eski (1951) tarihli hava fotoğrafı ile 1967 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın sürülü olmadığı, 1984 yılına ait hava fotoğrafında taşınmazın sürülü olduğu ve içerisinde birkaç sayıda ağacın bulunduğu, 2002 yılına ait hava fotoğrafında taşınmazın sürülü olmadığı ve içerisinde birkaç sayıda ağacın bulunduğunun tespit edildiği, mahalli ve tespit bilirkişilerinin taşınmazın bu bölümünde 1994 yılından sonra tarımsal faaliyetin yapıldığını görmediklerine ilişkin hava fotoğraflarını destekler nitelikteki ağırlıklı beyanları karşısında kadastro tespit gününden geriye doğru 20 yıllık zaman içerisinde taşınmaz üzerinde herhangi bir zilyetlik iradesi gösterilmemesi sebebiyle davalı lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığı, taşınmazın ham toprak vasfında olduğunun anlaşıldığı, harita mühendisince hazırlanan bilirkişi raporuna ekli krokide dava konusu 107 ada 22 parselin (B) harfi ile gösterilen bölümün; her ne kadar 1952 tarihli memleket haritasında üzüm bağı olarak tarif edilmiş yerlerden olduğu, orman yüksek mühendisi bilirkişi raporunda da parselin bu bölümünün orman sayılan yerlerden olmadığı belirtilmiş ise de ziraat mühendisleri bilirkişi raporunda, parselin bu bölümünün de hakim bitki örtüsünün meşe ağaçlarının olduğu ve tarım dışı arazi olduğunun tespit edildiği, 1951, 1967, 1984, 2002 ve 2011 tarihli hava fotoğraflarının tamamında taşınmaz üzerinde küme halinde ağaçların bulunduğunun tespit edildiği, keşif tutanağına yansıyan mahkeme gözleminde dava konusu parselin kuzey kısmının orman ile sınır olduğu, taşınmazda meşe öbeklerinin bulunduğu ve kuzeye doğru meşe ağaçlarının sıklaştığına ilişkin tespit ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde parselin bu bölümünün orman vasfında olduğunun anlaşıldığı, mahalli bilirkişilerin ağırlıklı beyanlarında; dava konusu 107 ada 49 parselde tarımsal faaliyet yapılmadığı, taşınmazın meşelik olduğunun belirtildiği, 1952 tarihli memleket haritasında; dava konusu taşınmaz üzerinde ağaç bulunan ve taşınmazın orman sayılan araziler arasında kaldığının belirtildiği, dava konusu taşınmazın 1951, 1967, 1984, 2002 ve 2011 yıllarına ait hava fotoğraflarında; taşınmaz üzerinde çok sayıda ve çeşitli yoğunlukta ağaç varlığının bulunduğu ve taşınmazın sürülü olmadığının tespit edildiği, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın doğal meşelik olduğu ve devletin hüküm ve tasarrufunda kalan yerlerden olduğunun tespit edildiği, raporlara ekli fotoğrafların da bu durumu desteklediğinin anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın 3402 Sayılı Kadastro Kanunu (16/D maddesi) ve 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Mevki 107 ada, 22 numaralı parselin kadastro tespitinin iptaline, harita mühendisi tarafından tanzim olunan 17.12.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 5.984,16 m²'lik kısmın aynı ada ve parsel numarasıyla (107 ada 22 parsel) ham toprak vasfıyla ... adına tapuya kayıt ve tesciline, harita mühendisi tarafından tanzim olunan 17.12.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ekinde yer alan krokide (B) harfi ile gösterilen 2.616,85 m²'lik kısmının 107 ada 22 parselden ifraz edilerek aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Mevki 107 ada, 49 numaralı parselin kadastro tespitinin iptaline, taşınmazın kadastro tutanağında belirtilen yüz ölçüm, ada/parsel numarasıyla orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... istinaf başvuru dilekçesinde özetle; keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin başka köyden belirlendiğini, dava konusu taşınmazların evveliyatları konusunda bilgilerinin olmadığını, taşınmaz üzerinde malik sıfatı ile zilyetliklerinde herhangi bir ara verilmediğini, taşınmazın sürekli kendi zilyetliklerinde olan bir taşınmaz olduğunu, Mahkemenin yapmış olduğu hukuki değerlendirmenin hukuka aykırı olduğunu, 1975 ve 1984 yıllarındaki hava fotoğraflarının bilirkişilerce değerlendirilmesinde taşınmazın sürülü olduğu, taşınmazın sınırları içerisinde ağaçların ve bağ teveklerinin bulunduğunun belirtildiğini, söz konusu ağaçların badem ağaçları olduğunu ve çok eski tarihten beri bağ vasfı ile kullanıldığını, bağların özeliklerinde olduğu gibi badem ağaçları dikildiğini, taşınmazın 1951-1952 yıllarında sürülü olmasından dolayı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinde aranan 20 yıllık zilyetlik şartının gerçekleştiğini, dava konusu taşınmazların doğal yapıları itibari ile tarım arazileri olduğunu, mahkeme heyetinin tapu ve vergi kayıtlarını istemeden veya uygulamadan eksik inceleme ile karar verdiğini, mahkemenin gerekçeli kararında bildirdiği dava konusu taşınmazların son yıllarda zilyetliklerinin kesintiye uğramış olması gerekçelerine katılmanın mümkün olmadığını, zilyetliğin zorunlu nedenlerle kesilmesi halinde zilyetliğin kesilmiş olmayacağını, dava konusu taşınmazların bulunduğu ... mahallesinin 1993, 1994 yılları arasında terör nedeni ile boşaltılan köyler arasında yer aldığını, uzun süre köye geliş ve gidişlerin terör nedeni ile yasaklandığını ve hiç kimsenin arazilerini kullanmasının mümkün olmadığını açıklayarak, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 107 ada 49 parsel sayılı taşınmazın evveli itibariyle orman niteliğinde olduğu, eylemli durumunun da orman vasfında olup keşifte elde edilen beyanlarda söz konusu parsel bakımından taşınmazın zilyetliğe konu olmadığı, tamamının meşelik olduğu ve taşınmazda hiç tarım yapılmadığının bildirildiği, 107 ada 22 parsel sayılı taşınmazın ise uygulanan hava fotoğraflarına göre imar-ihya edilmediği, tarım arazisi olarak ekonomik amaca uygun şekilde kullanılmadığı, davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığı; mahkemenin vakıa ve hukukî değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince Esastan Reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Temyiz Dilekçesinde Özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu. 3402 sayılı Kadastro Kanunu. 6831 Sayılı Orman Kanunu.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'nın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.