V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, aradan geçen zaman ve davacının işyerinden ayrıldıktan sonra başka işlerde çalıştığının sabit olmasına göre illiyet bağı koptuğundan davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, zamanaşımı itirazının ve yükümlülük süresinin dikkate alınmadığını, iş sağlığı ve güvenliğine dair tüm önlemlerin alındığını, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.11.1989 ile 23.10.1998 tarihleri arasında davalı işyerinde küvet temizleme, taşlama bölümünde çalıştığı, küvet taşlama bölümünde yoğun toza maruz kaldığı iddiası ile meslek hastalığına bağlı tazminat talep ettiği, SGK denetmen raporu ile sigortalının meslek hastalığına tutulmasına sebebiyet verdiği tespit edilen ... ..A.Ş.'nin meslek hastalığının ortaya çıkmasında kusurlu olduğu ve kusur oranının %100 olduğunun belirtildiği, Mahkemece kusur oran ve aidiyetinin belirlenmesi için alınan bilirkişi raporlarında davalı ... Basınçlı Döküm AŞ'nin %100 kusurlu olduğu, davacının kusuru bulunmadığı, kaçınılmazlık olgusundan bahsedilemeyeceğinin ifade edildiği, Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinin 05.12.2014 tarihli sağlık kurulu raporuna istinaden Kurum Sağlık Kurulunun 17.11.2015 tarihli kararında %47,44 mesleki hastalık tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurulunun 09.11.2017 tarihli kararında “sigortalı hakkında İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesince düzenlenen 05.12.2014 tarihli raporda adı geçende q/t 2/3 düzeyinde pnömokonyoz (silikotüberküloz) ve ileri derecede restriktif tipte solunum fonksiyon bozukluğu meslek hastalığı olup, buna göre yükümlülük süresinin uzatılmasına, maluliyet oranının düzeltme kaydıyla E Cetveline göre %49,6 olduğuna, kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiğinin belirtildiği, ATK 3.İhtisas Kurulunun 26.08.2019 tarihli kararında, halihazırda q/q 3/3 düzeyinde pnömokonyoz meslek hastalığı olduğu, meslek hastalığının başlangıç tarihinin dosyada mevcut belgelere göre 05.12.2014 tarihi olduğu, hastalığının yıllar içinde progrese ettiği, incelenen son 16.04.2019 tarihine göre q/q 3/3 düzeyinde pnömokonyoz olduğu, kişide ağır derecede restriktif solunum fonksiyon bozukluğu olduğuna göre; E cetveline göre %56.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, meslek hastalığının başlangıç tarihinin 05.12.2014 olduğunun bildirildiği, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından sonra alınan ATK 2.Üst Kurulunun 24.02.2022 tarihli raporunda " hâlihazırda q/q 3/3 düzeyinde pnömokonyoz meslek hastalığı olduğu, meslek hastalığının başlangıç tarihinin dosyada mevcut belgelere göre 05.12.2014 olduğu, hastalığının yıllar içinde progrese olduğu, pnömokonyoz meslek hastalığı nedeniyle %56.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, 2007 yılında çekilen akciğer grafisinde bilateral nodüler opasiteler olduğunun izlendiği değerlendirildiğinde kişide yükümlülük süresi içinde meslek hastalığının geliştiği davalı iş yerindeki çalışmalara ait maluliyet oranının %56.0 olduğu" şeklinde görüş bildirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 19.02.2020 tarihli 2017/10 Esas 2020/22 Karar sayılı kararına esas alınan 13.01.2020 tarihli hesap raporunda, davacı vekili 23.10.2019 tarihli duruşmada hesaplamaların %47,44 maluliyet oranı üzerinden yapılması talebinde bulunduğundan bilirkişi tarafından %47,44 sürekli iş göremezlik oranına göre ve işlemiş dönem sonu 31.12.2020 esas alınmak suretiyle %100 kusur oranı ve asgari ücrete göre bakiye ömür süresinin belirlenmesinde PMF 1931 tablosu esas alınarak Kurumca rücuya tabi peşin sermaye değeri ve fiili ödemenin mahsubundan sonra zararın 199.271,00 TL olarak hesapladığı, davacı vekilinin 27.01.2020 tarihinde tebliğ edilen bu rapora itiraz etmediği, bu tutar üzerinden talebini arttırdığı ve Mahkemece verilen karara karşı istinaf yoluna başvurmadığı, davalı tarafın istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın Mahkemesine gönderilmesinden sonra alınan 27.03.2023 tarihli hesap raporunda, tarafların PMF 1931 tablosuna göre bakiye ömür süresinin belirlenmesine itirazı olmadığı halde, TRH 2010 tablosu esas alınarak bakiye ömrün belirlendiği, sürekli iş göremezlik oranının %56 olarak esas alındığı ve işlemiş dönem sonunun 31.12.2023 olarak ileri çekildiği anlaşılmaktadır.
Davacının ilk karara esas alınan 13.01.2020 tarihli hesap raporuna, bu raporda tazminatın belirlenmesinde dikkate alınan %47,44 sürekli iş göremezlik oranına ve PMF 1931 tablosuna itirazı bulunmaması ve bu hesap raporu ile belirlenen tutar üzerinden kabul edilen maddi tazminat miktarına karşı istinaf yoluna başvurmaması nedeniyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilmeksizin, davalının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 10.02.2021 tarihli 2020/2434 Esas, 2021/217 Karar sayılı kaldırma kararı sonrası İlk Derece Mahkemesince %56 sürekli iş göremezlik derecesi ve THR 2010 tablosuna göre güncel asgari ücret dikkate alınarak hesaplama yapılmak suretiyle 1.083.612,18 TL olarak maddi zararın belirlendiği hesap raporunun hükme esas alınması ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak suretiyle hüküm kurulması isabetsizdir.
2.Öte yandan, meslek hastalığının tekrarlanan sebeplerle ya da işin yürütümü şartları nedeniyle zaman içinde gerçekleştiği olgusu gözetilerek bütün tedbirlere rağmen söz konusu hastalığın belirli bir zaman sonra gerçekleşeceği dikkate alınarak işverenlik kusurundan az bir miktar oranın tenzili gerektiği hususu gözetilmeksizin tam kusur üzerinden yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.