Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddiasının hiçbir dayanağının bulunmadığını, 5510 sayılı Kanun ve ilgili yönetmeliklerin öngördüğü şekilde, meslek hastalığına tutulduğuna dair Meslek Hastalıkları Hastanesinden alınmış bir sağlık kurulu raporu ve bu yönde yapılmış tespit bulunmadığını, davacının raporlu olduğu günler için Kurumdan geçici iş göremezlik ödeneği aldığını, iş mevzuatında "iş bulma ihtimalinin düşüklüğü" sebebiyle işçiye ödenmesi öngörülen bir tazminat türünün bulunmadığını, müvekkili şirketin tüm işçilerine iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verdiğini, tüm risk değerlendirilmelerini eksiksiz olarak yaptığını, gerekli talimat ve uyarı levhalarının iş sahasında bulunduğunu belirterek maddi ve manevi tazminat talebini reddini talep etmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada yer alan her iki ATK raporunda da davacının disk hernisi hastalığının meslekle ilgili olduğu tespitinde bulunulduğunu, söz konusu rahatsızlığın davacının işe girmesinden sona başladığını ve çalıştığı süre boyunca kötüleştiğini, iki kere ameliyat olduğunu, ATK dışında alınan diğer raporlarda da söz konusu hastalığın meslek hastalığı olduğunun belirlendiğini, dosyanın ATK'ya maluliyet tespiti için gönderildiğini ancak ATK'nın dosyanın kendisine tevdi amacının dışına çıkarak hastalığın meslek hastalığı olup olmadığına dair değerlendirme yaptığını, maluliyet oranına yönelik değerlendirme olmadığını, görevlendirme konusunu içermeyen, eksik incelemeye dayalı raporların hükme esas alınamayacağını, maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin eksik hususların yeni bir heyetten alınacak rapor ile veya ek rapor ile tamamlanması gerektiğini, tüm itirazlarında belirttikleri üzere disk hernisi hastalığı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin meslek hastalıklarının sayılmış olduğu 2 numaralı ekinde E grubunda meslek hastalığı olarak yer aldığını ve davacının çalıştığı iş kolunun da hastalık tehlikesi olan başlıca işler arasında sayıldığını, davacının davalı şirkette 11.05.2007 ve 30.09.2016 tarihleri arasında zor koşullarda uzun saatler boyunca sürekli eğilip kalkarak çalıştığını, sayısız kişiye hizmet verdiğini, davalının ise üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini, davacının bu ağır şartlarda ve yoğun fazla mesai ile çalışması devamlı ve aşırı seviyede sırt ve bel ağrısı problemi yaşamasına neden olduğunu, çalışma potansiyelini düşürmediğini, sonuç olarak davacının söz konusu rahatsızlığa yakalandığını, işe başladığında bütün sağlık kontrollerinin yapıldığını, rahatsızlığının işe başlama tarihinde olmadığını, tanzim edilen ATK raporunun mahkemece görevlendirilmediği hususlarda değerlendirmeler içermesi, ilk rapora karşı itirazları nazara alınmaksızın ilk raporu aynen tekrarla tanzim edilmiş olması hususları raporu eksik ve hukuka aykırı kıldığını, rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, Yargıtay kararında vurgulandığı şekilde eksikliklerin giderilerek, gerekirse mahallinde keşif yapılarak dosyanın yeniden ATK üst kuruluna gönderilmesi gerekirken eksik inceleme yapıldığını, dosyanın ATK'ya tevdinin meslek hastalığı nedeni ile olmadığını, meslek hastalığının tespiti için taraflarına süre verilmesi gerektiğini, ancak bunun yapılmadığını sadece ATK değerlendirmeleri ile karar verildiğini, davacının maluliyet oranının %13 olmasının dikkate alınmadığını ve taraflarına manevi tazminat hükmedilmediğini, müvekkilin işgöremezliği, tedavi süresi, tedavi sürecinde yaşadığı problemler ve sağlığını kaybetme halleri dahi göz önüne alınarak manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini öne sürerek istinafa başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki belgelerden; 07.02.2020 tarihli Sağlık Kurulu raporunda davacının iş göremezlik derecesinin %0 olarak belirlendiği, 20.05.2020 tarihli Yüksek Sağlık Kurulu raporunda bu kez lomber disk bozuklukları opere hastalığının mesleki olduğunun, %0 maluliyet bulunduğunun, düzeltme kaydı muayenesi gerekmediğinin rapor edildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan davacının maluliyetinin tespiti için rapor istendiği, talep üzerine düzenlenen 01.06.2022 tarihli raporda davacının lomber diskopati hastalığı olduğu, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin 5. Bölüm 17. madde 1. fıkrasında, hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması halinde mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceğinin Meslek Hastalıkları Listesine (Ek-2) göre tespit ve tayin edildiğinin belirtildiği, kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de toplumda sık olarak görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında; kişinin çalıştığı iş kolunun disk hernisi hastalığı için yönetmelikte tanımlanan meslek grupları arasında yer almaması, işi gereği yaptığı eylemler ve mevcut tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilemediği, disk hernisinin oluşmasında ve gelişmesinde pek çok etkenin bir arada görüldüğü dikkate alındığında da çalışma ortamı koşulları nedeniyle doğal seyri değişebilen “işle ilgili hastalık” olarak kabul edildiği, Bu kez İDM'ce Adli Tıp 2 Üst Kurulu aracılığı ile 25.05.2023 tarihli raporun düzenlettirildiği, söz konusu raporun da Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu ile benzer yönde değerlendirme yapılarak hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilemediği, disk hernisinin oluşmasında ve gelişmesinde pek çok etkenin bir arada görüldüğü dikkate alındığında da kendinde mevcut hastalığın çalışma ortamı koşullarında ortaya çıkması yani “işle ilgili hastalık” olarak değerlendirildiği hususlarının rapor edildiği, buna göre tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Adli Tıp İkinci Üst Kurulu aracılığı ile 25.05.2023 tarihli raporunda davacının hastalığının meslek hastalığı olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.