II. CEVAP
Davalı Bien Yapı Ürünleri vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, diğer davalı ... şahıs işletmesi çalışanı olduğunu, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarından, davanın HMK.'nın 115 md. gereğince esasa girilmeden müvekkil şirket yönünden davanın reddine karar verilmesini, davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davanın niteliği itibariyle SGK tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkin olduğunu, davacının meslek hastalığından dolayı eğer bir maluliyeti ve zararı var ise bu zararların SGK tarafından bağlanan gelirlerle ödenmiş ve karşılanmış olacağını, davanın, dava şartı olan “Hukuki Yarar” yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı tarafın talep hakkının zamanaşımına uğradığından zamanaşımı itirazında/def'inde bulunduklarını, sigortalının çalıştığı her bir işyerinin belirlenip ayrı ayrı kusur ve sorumluluk durumunun kaçınılmazlık maluliyet oranının tespitinin gerektiğini, müvekkili tarafından gerçekleştirilen hukuka aykırı ve zarar verici bir fiil bulunmadığını, müvekkili işyerindeki çalışma ortamının yasal sınırlara uygunluk sağlığa zarar verecek nitelikte tozlu bir çalışma ortamı bulunmadığını, müvekkilinin işyerindeki çalışma ortamının yasal sınırlarına uygun olduğunu, sağlığa zarar verecek nitelikte tozlu bir çalışma ortamı bulunmadığını, işyerindeki tüm çalışanlara koruyucu ekipmanlar teslim edilip kullanılıp kullanılmadığının denetlendiğini, meslek hastalığının oluşmasında müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, ayrıca davacının daha önceki çalışma yerleri ve sürelerinin belirlenmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının kesin bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, öncelikle davacının iddia ettiği maddi zararların SGK tarafından karşılanması gerektiğini, karşılanması halinde maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesini, işbu davanın maddi tazminat yönünden, nitelikçe SGK tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine yönelik olduğunu, bu nedenle öncelikli olarak gelir bağlanması için SGK’ya başvuru yapılıp yapılmadığının, gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti, gelir bağlanmış ise bağlanan tüm gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin hesaplanacak tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yönden, davacının tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden davacıya gelir bağlanması için SGK aleyhine dava açması gerektiğini, davacının tüm zararları Kurumca karşılandığından, davacının herhangi maddi kaybının bulunmadığını, bu nedenle maddi tazminat talebinin yasal koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesini, sigortalının, işyerinden ayrılmakla işyerindeki etkenlerden de uzaklaşmış olacağından, meslek hastalığı ile işyeri arasındaki nedensellik bağının ve başka etkenlerin rolü olup olmadığının inandırıcı ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde araştırılması gerektiğini, davada talep edilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat hukukunun genel prensip ve ilkeleri, Yüksek Yargıtayın konuya ilişkin yerleşik içtihatları göz önüne alındığında, pek fahiş olup, haksız zenginleşmeyi sağlayıcı ve özendirici nitelikte olduğunu, davacının, meslek hastalığının söz konusu olmaması, meslek hastalığına bağlı maluliyetin bulunmaması, müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmaması, haksız zenginleşmeyi sağlayıcı ve özendirici nitelikte olmaması, hususları göz önüne alındığında ve 26.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda gerçekleşme biçimine ve hak ve nesafet kurallarına göre, talep edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş ve abartılı olduğundan, davacı tarafın manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini gerektiğini, müvekkili işyerinde tüm ücretlerin banka aracılığıyla ödendiğini, ücret bordrolarında davacının imzasının bulunduğunu, hiçbir şekilde tazminat taleplerini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, aleyhe bir karar tesis edilecek olması halinde dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, bunun yanında ihtiyati haciz kararı talebinin mesnetsiz olduğunu, 22.06.1972, tarih, 14223 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmak suretiyle yürürlüğe giren Sosyal Sigorta Sağlık işlemleri Tüzüğünün 63 üncü maddesi; “Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması halinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği bu bölüm hükümlerine ve Tüzüğe ekli meslek hastalıkları listelerine göre tespit ve tayin edilir. ” hükmü bulunduğunu, Silikozis hastalığının bir meslek hastalığı olup olmadığını tespit etmek için Tüzüğün 63 üncü maddesi gereğince Tüzüğüne göre Silikozis hastalığının tüzüğün ekinde bulunan listenin C grubu içinde yer alan bir hastalık olduğunu, ancak söz konusu tüzüğün bu grup hastalıkların kesin tanısının konulması için ilgililerce bazı eylemlerin yapılmasının şart olduğunun ifade edildiğini, asgari yasal şartlar oluşmadan meslek hastalıkları Hastanesinin Raporlarının mesleki hastalık tanısını koymaya yeterli raporlar olarak görmediklerini, müvekkili işyerinde işyeri şartları tespit edilmeden ve işyerinde herhangi bir toz ölçümü yapılmadan meslek hastalığına yakalandığından bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirket üretim prosesinde yasaların tüzük ve yönetmeliklerin aradığı iş sağılığı ve güvenliği önlemlerinin alınıp herhangi bir kusurundan söz edilemeyeceğini, iş yerinde Sağlığı ve İş Güvenliği Ortam Ölçümleri kapsamında çalışmalar yapıldığını, hertürlü koruyucu ekipman verildiğini, eğitim verildiğini, çalışanlara dağıtılan kişisel koruyucu malzemelerin standartlar dahilinde olduğunu, davacının 09.01.2014-24.01.2019 tarihleri arasında çalıştığını, kendi isteğiyle işten ayrıldığını belirterek davanın öncelikle husumet yönünden, itirazlarının kabul görmemesi halinde usul yönünden, usule yönelik itirazların kabul görmemesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiş, bu talebini duruşma sırasında da tekrarlamıştır.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği alacakların zamanaşımına uğradığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davanın niteliği itibariyle SGK tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkin olduğunu, davacının meslek hastalığından dolayı eğer bir maluliyeti ve zararı var ise bu zararların SGK tarafından bağlanan gelirlerle ödenmiş ve karşılanmış olacağını, davanın, dava şartı olan “Hukuki Yarar” yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili işyerindeki çalışma ortamının yasal sınırlara uygunluk sağlığa zarar verecek nitelikte tozlu bir çalışma ortamı bulunmadığını, müvekkilinin işyerindeki çalışma ortamının yasal sınırlarına uygun olduğunu, sağlığa zarar verecek nitelikte tozlu bir çalışma ortamı bulunmadığını, işyerindeki tüm çalışanlara koruyucu ekipmanlar teslim edilip kullanılıp kullanılmadığının denetlendiğini, meslek hastalığının oluşmasında müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, ayrıca davacının daha önceki çalışma yerleri ve sürelerinin belirlenmesi gerektiğini, davacının maluliyet oranının kesin bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, öncelikle davacının iddia ettiği maddi zararların SGK tarafından karşılanması gerektiğini, karşılanması halinde maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesini, işbu davanın maddi tazminat yönünden, nitelikçe SGK tarafından karşılanmayan zararların giderilmesine yönelik olduğunu, bu nedenle öncelikli olarak gelir bağlanması için SGK’ya başvuru yapılıp yapılmadığının, gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti, gelir bağlanmış ise, bağlanan tüm gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin hesaplanacak tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yönden, davacının tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden davacıya gelir bağlanması için SGK aleyhine dava açması gerektiğini, davacının tüm zararları Kurumca karşılandığından, davacının herhangi maddi kaybının yasal koşullar oluşmadığından reddi gerektiğini, olayla illiyet bağının araştırılmasının gerektiğini, davada talep edilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat hukukunun genel prensip ve ilkeleri, Yüksek Yargıtayın konuya ilişkin yerleşik içtihatları göz önüne alındığında, pek fahiş olup, haksız zenginleşmeyi sağlayıcı ve özendirici nitelikte olduğunu, dava dilekçesinde talep edilen faiz miktarının yüksek olduğunu, 22.06.1972, tarih, 14223 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanmak suretiyle yürürlüğe giren Sosyal Sigorta Sağlık işlemleri Tüzüğü'nün 63 üncü maddesi; “Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması halinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği bu bölüm hükümlerine ve Tüzüğe ekli meslek hastalıkları listelerine göre tespit ve tayin edilir.” hükmü bulunduğunu, Silikozis hastalığının bir meslek hastalığı olup olmadığını tespit etmek için Tüzüğün 63 üncü maddesi gereğince Tüzüğüne göre Silikozis hastalığının Tüzüğün ekinde bulunan listenin C grubu içinde yer alan bir hastalık olduğunu, ancak söz konusu Tüzüğün bu grup hastalıkların kesin tanısının konulması için ilgililerce bazı eylemlerin yapılmasının şart olduğunun ifade edildiğini, asgari yasal şartlar oluşmadan Meslek hastalıkları Hastanesinin Raporlarının mesleki hastalık tanısını koymaya yeterli raporlar olarak görmediklerini, müvekkili işyerinde işyeri şartları tespit edilmeden ve işyerinde herhangi bir toz ölçümü yapılmadan meslek hastalığına yakalandığından bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirket üretim prosesinde yasaların tüzük ve yönetmeliklerin aradığı iş sağılığı ve güvenliği önlemlerinin alınıp herhangi bir kusurundan söz edilemeyeceğini, iş yerinde Sağlığı ve İş Güvenliği Ortam Ölçümleri kapsamında çalışmalar yapıldığını, her türlü koruyucu ekipman verildiğini, eğitim verildiğini, çalışanlara dağıtılan kişisel koruyucu malzemelerin standartlar dahilinde olduğunu, davacının 09.01.2014-24.01.2019 tarihleri arasında çalıştığını, kendi isteğiyle işten ayrıldığını belirterek davanın öncelikle usul yönünden, usule yönelik itirazların kabul görmemesi halinde esastan reddine karar verilmesini mahkememizden talep etmiş, bu talebini duruşma sırasında da tekrarlamıştır.