Alanya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 22.03.2002 tarihli ve 2000/490 Esas, 2002/161 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, imar-ihya edilmek suretiyle tarım arazisi niteliğinde kullanıldığı ve özel mülkiyete konu edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerinde kesintisiz ve aralıksız zilyetlik şartlarının oluşup oluşmadığı hususunda yapılan araştırma ve incelemenin yetersiz olduğu, nizalı taşınmazın zilyetlikle kazanılması mümkün olmayan yerlerden olduğunu, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin zilyetlikle edinilemeyeceğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddia edilen taşınmaza el atmanın önlenmesi ve taşınmazın Hazine adına tescili isteğine, birleştirilen dava ise kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tescili isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve17. maddeleri,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesi.
3. Değerlendirme
1.Asıl dava el atmanın önlenmesi isteğini de içermekle beraber asıl ve birleştirilen dava, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir. Mahkemece dava konusu taşınmaz bölümü üzerinde birleştirilen dava davacısı yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
2. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş imar planı kapsamında kalıp-kalmadığı hususunda araştırma yapılmadığı, ziraat bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz bölümünün niteliği hususunda ayrıntılı ve gerekçeli incelemenin yer almadığı, taşınmaz üzerinde yer alan dikili muhdesatın yaşları itibariyle zilyetlikle iktisap süresini ispata elverişli olmadığı halde, taşınmazın öncesi itibariyle ne şekilde kullanıldığı ve var ise zilyetliğin süresinin ne olduğu hususlarının tespit edilmediği, jeolog bilirkişi raporunda ise taşınmazın paftasında dere yatağı olarak gösterildiği ve dere yatağına komşu olduğu halde dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ya da derenin aktif etki alanında kalıp kalmadığının net olarak belirlenmediği, ayrıca dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklardan zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını denetlemeye elverir şekilde somut ve maddi olaylara dayalı yeterli beyan alınmadığı, yerel bilirkişi ve tanıkların soyut beyanları ile yetinildiği, alınan beyanların dosya arasına getirtilecek komşu parsellere ait tutanaklar ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmediği, bu anlamda arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi vasfıyla zilyetliğine ne zaman başlanıldığı hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilmeden hüküm kurulması cihetine gidildiği anlaşılmıştır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemez.
3. Doğru sonuca varılabilmesi için çekişmeli taşınmazın imar planı kapsamına alınıp alınmadığı, imar planı kapsamına alınmış ise imar planının hangi tarihte onaylanarak kesinleştiği ilgili Belediye Başkanlıklarından sorularak tespit edilmeli ve imar planının onaylı bir örneği dosya arasına getirtilmeli, çekişmeli taşınmaza komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve var ise tespitin dayanağı kayıtları (vergi kaydı, tapu kaydı vb.) ile komşu taşınmazlara ait hükmen tescil dosyaları celp edilmeli, öte yandan taşınmazın bulunduğu yeri de gösterecek şekilde dava tarihinden ya da taşınmazın dava tarihinden önce onaylanıp kesinleşen imar planı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde imar planının onay tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirilerek dosya arasına konulmalıdır.
4. Dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeolog bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi, teknik bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır. Taşınmaz başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmelidir.
5. Jeolog bilirkişisinden dava konusu taşınmazın paftasında dere olarak gösterildiği ve sınırında dere yatağı bulunduğu göz önünde bulundurularak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, evveliyatının dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklar nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
6. 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın eğimi, niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, taşınmazın imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaçlı zilyetliğe ne zaman başlanıldığını ve taşınmazın kullanım durumunu kesin olarak belirleyen bilimsel verilere dayalı, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş ve sınırları işaretlenen fotoğrafları ile desteklenmiş ve önceki bilirkişinin raporunu irdeleyen ayrıntılı rapor alınmalı; fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı; ortaya çıkacak sonuca göre davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden (senetsiz defteri) sorularak varsa bu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşip kesinleşmediklerini gösterir şekilde onaylı örnekleri getirtilmeli; bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek taşınmaz imar planı kapsamında ise imar planı onay tarihinden önce, imar planı kapsamı dışındaysa dava tarihine kadar 3402 sayılı Yasa'nın 14 ve 17. maddesinde öngörülen koşulların davacı taraf yararına gerçekleşmiş olup olmadığı değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
7. Kabule göre de; hükmün infazının kabil olmadığı, zira eldeki davanın tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olduğu halde tapuya tescil edilecek çekişmeli taşınmazın vasfının ve yüz ölçümünün karar yerinde gösterilmediği; öte yandan davalar birleştirilse dahi her dava ayrı bir dava olma özelliğini muhafaza ettiğinden, asıl ve birleştirilen davalar yönünden ayrı ayrı harç ve yargılama giderleri ile bu giderlerden sayılan vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir.