IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, bu nedenle gerekçeli kararda taraflar arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklandığının gösterilmemesi ve karar başlığında davanın konusunun (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) olarak belirtilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalılar vekili; sözleşme süresi olarak, “İfa süresi sözleşmenin imza tarihini takiben(18 Kasım 2015) 15 iş günü olup, sözleşmenin süresi 31 Aralık 2020 tarihine kadar geçerlidir" ifadesi gereği alacaklı yanın sözleşmeyi fesih yükümlülüğü ve temerrüde düşürürken ne talep ettiğini borçluya iletmesi gereğinin açık olduğunu, oysaki kötü niyetli alacaklının borçluya ifadan vazgeçmesi ve emek sarf etmemesi için bilgi vermediğini, haksız şart olan ve borçlu taraf tacir olmadığı için konulan haksız şartın yok hükmünde olduğunu, ancak sözleşmenin ayakta durmasına engel olmadığının dikkate alınması gerektiğini, sözleşme ile kararlaştırılan işin süresi içerisinde ve sözleşmeye uygun olarak gerçekleştirildiğinin somut olduğunu, davacının maddi zararı olmadığını, davacının kendi hazırladığı sözleşmede "31 Aralık 2020 yılına kadar sözleşme için geçerlilik süresi belirlemiş" olduğu halde kötü niyetli olarak 15 günlük ifa süresini neye göre belirlediğinin açık olmadığını, davacı şirketin, sözleşmenin ifa edilmesini durdurmadan, temerrüde düşürmeden sözleşmeye konu işlerin belli bir aşamaya kadar getirilmesine göz yumduğunu, bu aşamadan sonra haksız olarak sözleşmeyi feshederek hak etmiş olduğu başarı bedelini ödemekten kaçındığını, bilirkişi ek raporunda, açıkça sözleşme konusu işin Ruhsatlandırılmış veya Ruhsatlandırma Başvurusu Yapılmış, Beşeri Ve Tıbbi Ürünlerdeki Değişikliklere Dair (23/05/2005 tarih ve 25823 s.RG) Yönetmeliğin 7 nci maddesi incelendiğinde 210 günlük bir süreç olduğu, dolayısıyla Ra İlaç ile Danışma Şirketi arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen “15 iş günü” ibaresinin gerçekçi olmadığı, istisnai çok özel bir durum yok ise ruhsat alınması imkanının olmadığı tespitinde bulunulduğunu, bu nedenle haksız şart olduğu somut iken iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme gereği gibi sonlandırılmadan tarafların tazminat dahil alacak talep etmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, davacının 15 günlük ifa süresi içerisinde işin yerine getirilmediği bahanesine dayanarak, yaklaşık 1 yıl geçtikten sonra sözleşmeyi feshettiğini, davacı şirket eğer 15 gün içerisinde ruhsat alınmasını istemiş olsaydı ifa için işine devam eden davalıyı temerrüde düşürmek yerine danışmanlık hizmeti almaya devam etmeyeceğini, sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilemeyeceğini, sözleşmenin feshi taraflar arasında anlaşma sağlanarak yapılabileceği hususu sözleşmenin 3. maddesinde yer alan hükmüyle açıkça belirlenmesine rağmen davacı tarafça hem ihtarnamede hem davadaki beyanlarında, sözleşmenin kendilerine tek taraflı fesih hakkı tanımış gibi bahsetmesinin yanıltma saikiyle hareket ettiklerini gösterdiğini, sözleşmenin tek taraflı feshi diye bir konunun sözleşmede bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli şekilde ayakta olduğunu, davacının, iyi niyetlerini, güvenini suiistimal ederek zamanlarını, emeklerini ve çevrelerini kullanarak ve de ilişkilerinden faydalanarak maddi ve manevi büyük zarara uğrattıklarını, kendi tabirlerince 19 aydır giremedikleri ve hiçbir yetkili ile görüşemedikleri Kurum ile kendileri sayesinde iletişim kurarak, hem ruhsat işlemlerinin devam ettiğine dair evrak alarak hem de ilaçlarının yeni hali ile özel ithal izni alarak ve ruhsat işlemlerini de çabuklaştırarak maddi kazançlar elde ettiklerini, aldıkları randevular ve tüm görüşmelerin Kurum’un randevu defterleri kayıtlarında mevcut olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın danışmanlık hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı, nitekim Dairenin 05.03.2020 tarih ve 2020/424 Esas, 2020/458 Karar sayılı ilamı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın 18.11.2015 tarihli danışmanlık sözleşmelerinden kaynaklandığı, dava konusu senetlerin, bu sözleşmeler kapsamında teminat olarak davalılara verildiği, kaynağının bu sözleşmeler olduğu sabit olduğundan davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun belirlendiği, davacı tarafından sözleşmenin ifası için gereken 15 iş gününden uzunca bir zaman geçtikten sonra keşide edilen 05.01.2016 tarihli fesih ihtarnamesinden sonra da davalıların sözleşmelere konu hizmetleri vermeye devam ettiği, bununla birlikte bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere dava tarihinden sonra da, danışmanlık şirketinin ürünlerle ilgili gerekli yazışmaları 07.04.2017 tarihine kadar düzenli olarak gerçekleştirdiği, taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşmelerin ayakta olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla, sözleşmenin 3. maddesinde yer alan koşulun gerçekleşmediği, her ne kadar davacı şirket tarafından sözleşmenin feshedildiği ve sözleşmeler gereği verilen dört adet bononun iadesine dair 05.01.2016 tarihinde ihtarname keşide edilmiş ise de, dava konusu sözleşmelere konu danışmanlık hizmetinin davalılar tarafından verilmeye, davacı şirketin de bu hizmeti almaya devam ettiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Ruhsatlandırılmış veya Ruhsatlandırma Başvurusu Yapılmış Beşeri Tıbbi Ürünlerdeki Değişikliklere Dair Yönetmeliğin 7. maddesine göre, sözleşme konusu işin yapılması için 210 günlük bir sürece ihtiyaç duyulduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen ''15 iş günü'' ibaresinin gerçekçi olmadığı, 15 iş günü içinde bir ilaca, çok istisnai özel bir durum yok ise, ruhsat alınması imkanının bulunmadığının anlaşılmakta olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalılar vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.