V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.,16., 18. ve 20. maddeleri,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi,
3. Değerlendirme
1.3402 sayılı Kanuna göre yapılan kadastro çalışması sonucunda Kars ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan çekişmeli 141 ada 2 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar ... ve ... adına tespit edilmiş, askı ilanına itiraz edilmediğinden tutanak kesinleşerek taşınmaz tapu siciline tescil edilmiştir.
2. Davacı Hazine; çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, ayrıca mera niteliğinin bulunduğunu iddia etmiş, öte yandan Haziran 1964 tarih ve 11 sıra numaralı tapu kaydına dayanmıştır. Çekişmeli taşınmaz ise belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle dosya davalıları adına tespit ve tescil edilmiştir. Şu halde, davacı Hazine dayanağı tapu kaydının çekişmeli taşınmaza aidiyetinin belirlenmesi uyuşmazlığın özü yönünden öncelik teşkil etmektedir. Ne var ki Mahkemece bu hususta yapılan araştırma ve inceleme son derece yetersizdir. Dayanak tapu kaydının iktisap sebebi incelendiğinde, aynı tarih 1 sıra ve 20 sayfa numaralı kayıtta yazılı edinme hanesine istinaden tescil edildiği, diğer yandan tapunun Mart 1941 tarih, 255 sıra numaralı kayıttan geldiği anlaşılmaktadır. Hal böyle iken, dayanak tapunun oluşum nedeninin tespiti için atıf yapılan kaydın getirtilip incelenmesi ve tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin getirtilmesi suretiyle mahallinde uygulanması gerekmektedir. Mahkemece bu husus üzerinde durulmamış, davacı dayanağı tapu kaydının oluşum nedeni ve oluşum nedenine göre haritası olup olmadığı araştırılmamıştır. Öte yandan, tapu kayıt uygulaması sırasında, kayıtta yazılı hudut yerleri hususunda yerel bilirkişilerin son derece soyut beyanlarına itibar edilmiş, eksik inceleme ve araştırma sonucunda karar verilmiştir.
3. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için davacı Hazinenin iddiasının dayanağını oluşturan tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmeli, ayrıca iktisap sebebi belirlenmeli, iktisap sütununda atıf yapılan tapu kaydı getirtilerek kaydın hangi sebeple oluştuğu duraksamasız tespit edilmeli, özellikle oluşum nedenine göre haritası olup olmadığı araştırılmalı, çekişmeli taşınmaza ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmazın bulunduğu köyü ve mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bu tarihlere en yakın tarihlere ait) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilip dosya bu şekilde ikmal edilmelidir.
4. Bundan sonra mahallinde, dava konusu taşınmazların bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köy ile komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişi, 3 kişilik ziraat mühendisleri bilirkişi kurulu, jeoloji uzmanı bilirkişi ve jeodezi mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişi eliyle zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen hudutlar bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, komşu parsellerin önceki malikleri de sorularak geçmişte komşu taşınmazların kimin elinde olduğu tespit edilmeli, böylece tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmelidir.
5. Kayıt uygulamasının akıbetine göre davacı Hazinenin çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, ayrıca mera niteliğinin bulunduğuna dair iddiasının araştırılmasına geçilmeli, dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, öncelerinin geleneksel biçimde kullanılan mera, yaylak, kışlak ya da aktif dere yatağı olup olmadığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmişse ihyanın hangi tarihte bitirildiği ve öncesi dere yatağı ise dere etkisinden ne zaman kurtulduğu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; çekişmeli taşınmazın niteliğine ve fiziksel özelliklerine ilişkin mahkeme hakiminin gözlemi keşif tutanağına yansıtılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın ayrı ayrı toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve diğer yönlerden mera vasıflı taşınmazlardan nasıl ayrıldığını açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, taşınmaz üzerinde bir zilyetlik mevcut ise zilyetliğin şeklini ve süresini, zilyetliğe ara verilip verilmediğini irdeleyen, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi kurulundan dosya içerisinde bulunan ve yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, mera vasfında ya da dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyaya konu edilmişse ihyanın hangi tarihte bitirildiğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeolog bilirkişiden ise taşınmazın aktif dere yatağı niteliğinde olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ve derenin etki alanı içerisinde kalıp kalmadığı hususlarını bildirir, denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlenmesi istenilmeli; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller gözetilerek karar verilmelidir.