V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf sebeplerinin tekrar ederek, kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, elektrik çarpması nedeniyle desteğin ölümünden kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51, 52, 62 nci "Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme" kenar başlıklı 71 inci maddesi.
2. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin "İkinci" bölümünün "Genel Hükümler" başlığı altındaki "Kuvvetli akım tesislerinin güvenliği" alt başlığında yer alan 5 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Davalı şirket, bölgede elektrik enerjisinin iletimini yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur.
2. Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk hallerinin olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayırıma tabi tutarken, 6098 sayılı Kanun tarafından açıklanan hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz.
3. 6098 sayılı Kanun'un 71 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." Açıklanan yasal düzenleme uyarınca, tehlikeli işletme sahibi ve varsa işleten, zararlandırıcı sonucun doğmasına yol açan enerji hattının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın olumsuz koşulu ise, zarar ile yapım bozukluğu ve bakım eksikliği arasındaki illiyet bağının kesilmiş olmasıdır.
4. Tehlike sorumluluğunun dayandığı temel ilke "Tehlike İlkesi" dir. Tehlike esasına dayanan kusursuz sorumluluğun doğması için, tehlikeli bir olgu ve meydana gelen zarar ile söz konusu tehlikeli olgu arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Tehlikeli bir faaliyeti ile başkasına zarar veren kimse, bu zararın ortaya çıkmasında hiç kusuru olmasa bile sorumludur. Dolayısıyla mahiyeti gereği tehlike oluşturan bir girişimde bulunan kimse, kusurlu olmasa dahi, girişimin neden olduğu zararları tazmin etmek zorundadır.
5. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira, bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından; bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15).
6. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda, kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Uygun illiyet bağı ancak üç halde kesilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur.
7. Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etme zorunluluğu yoktur. İşletme sahibi veya işletenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Ancak, aynı zamanda sorumlu kişinin zararın doğumunda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Munzam kusur halinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı gibi tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulabilecektir.
8. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 5 inci maddesinde; "Kuvvetli akım tesisleri her türlü işletme durumunda, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılmalıdır.
Herhangi bir kimsenin dikkatsizlikle de olsa yaklaşabileceği uzaklıktaki kuvvetli akım tesislerinin gerilim altındaki bölümlerine (aktif bölümler) dokunulması olanaksız olmalıdır ve ilerideki bölümlerde belirtilen emniyet mesafeleri ile koruma önlemleri sağlanmalıdır." denilmiştir.
9. Bu bağlamda; elektrik iletim ve dağıtım şirketleri, elektriğin iletildiği hatları denetlemek ve kontrol etmekle yükümlüdür. Belediyenin 19.10.2016 tarihli yazısında; olayın meydana geldiği binanın yapı ruhsatının, onaylı projelerinin, yapı kullanma izin belgesinin bulunmadığı, yapının kaçak olduğu tespit edilmiştir. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nde, 154 kv. ENH'nin yapılara düşeyde en fazla yaklaşma mesafesinin 5 metre olacağı belirtilmiş olmakla, TEİAŞ tarafından irtifak hakkı temin edilerek ENH parsel üzerinden geçirilmiş yapı sahibince, ilgili Yönetmelik maddesi ihlal edilerek, parsel üzerine 2 katlı kaçak bina yapıldığı, ENH'nin kaçak yapıya düşeyde yaklaşma mesafesi aşılarak TEİAŞ'ın irtifak hakkına tecavüz edildiği sabittir.
10. TEİAŞ'ın bina sahibi ...'a gönderdiği .... Noterliğinin 09.05.2005 tarihli ihtar yazısında, gayrimenkul üzerinden şirketleri lehine irtifak hakkının tesis edildiği, muhatabın mezkur taşınmaz üzerine Kuvvetli Akım Talimatnamesi'nin 44. maddesi hükmünü ihlal edecek şekilde alan kullanarak irtifak haklarını ihlal ettiği, muhatabın ihtarnamenin kendisine tebliğinden itibaren, binanın yatay düşey mesafelerini belirtilen talimatname hükümlerine göre ayarlayacak şekilde binasını yıkmak suretiyle tadil etmediği taktirde, bu yüzden zuhur edecek her türlü zarar ve ziyanlarının kendisine raci olacağı gibi, ihlalin söz konusu binanın kati suretiyle meni için de adli mercilere başvurulacağı; TEİAŞ'ın Esenyurt Belediye Başkanlığına yazdığı 09.05.2005 tarihli yazıda, ihlalli inşaatın bulunduğu mahalde can ve mal emniyetinin tekrar sağlanması, yangın tehlikesinin önlenmesi için gerekli tedbirler alınarak, neticenin bildirilmesinin istendiği; TEİAŞ'ın Esenyurt Belediye Başkanlığına yazdığı 04.06.2014 tarihli yazıda ise, binanın ENH'ye 2005 yılından beri ihlalli olduğu, ihlalli kısımların yıkılmadığı, ihlalin ortadan kaldırılmadığının tespit edildiği, mahalde tekrar can ve mal emniyetinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.
11.Dava konusu olay tarihinden sonra, Esenyurt Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğü tarafından Başkanlık Makamına yazılan 19.10.2016 tarihli yazıda, yapının ilgilisi tarafından on gün içinde yıkılması, aksi taktirde Belediyece yıkım masraflarının fazlasıyla yapı sahibinden tahsil edilebilmesi hususunda Belediye Encümenine havale edilmek üzere arz yazısı yazıldığı görülmüştür. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda; 17.05.2018 tarihinde yapılan keşif sırasında, olay tarihinde mevcut olan yapının yıkıldığı, yerine zemin+4 normal katlı yapı inşa edildiği belirtilmiştir.
12. Dava konusu olayın gerçekleştiği ENH'nin, mevzuta uygun yapıldığı ancak daha sonra bina sahibi tarafından kaçak olarak kat çıkılması suretiyle davalı ...'ın irtifak hakkının ihlal edildiği, TEİAŞ'ın dava dışı Belediye ve kaçak yapı sahibine bildirim ve uyarılarda bulunduğuna dair belgelerin zarar ile eylem arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla TEİAŞ'ın meydana gelen zarardan sorumluluğunun ortadan kalkmadığının kabulü gerekir. Bu husus ancak tazminatın kapsamıyla ilgili olup, belirlenecek miktarın tayininde gözönüne alınmalıdır. Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporlarında; olayın meydana gelmesinde Esenyurt Belediye Başkanlığının %40, bina sahibi ...'ın %40 oranında kusurlu olduğu, TEİAŞ'a kusur atfedilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Dava konusu olayın meydana gelmesine sebep olan kaçak kat ilavesi nedeniyle meydana gelebilecek tehlikenin bertaraf edilmesi için davalının gerekirse irtifak hakkına tecavüz edildiğinden bahisle dava açarak gerekli tedbirleri alması gerekir. Desteğin, Belediyenin ve yapı sahibi üçüncü kişinin düzenlemelere aykırı eylemleri illiyet bağını kesecek nitelikte değildir. TEİAŞ'ın, kontrol ve denetim görevini yerine getirmediği anlaşıldığından zarardan sorumlu bulunduğuna yönelik değerlendirmenin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.