Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · E. 2023/5870 · K. 2024/7391
Bir pasaj seçin; açılan araçtan not ekleyin veya metni vurgulayın.
11. Hukuk Dairesi 2023/5870 E. , 2024/7391 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/4 Esas, 2023/1243 Karar
HÜKÜM :İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ :İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2018/240 E., 2019/195 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 19.11.1999 tarihli 203675 sayılı ''...'' markası ile 06.06.2011 tarihli 2011/03892 sayılı şişe tasarım tescillerinin bulunduğunu, davalının marka tescili olmaksızın ''...'' adı altında benzer ambalaj ile üretim ve satış yaptığını, iltibasa ve karıştırma riskine yol açtığını, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/104 D.İş sayılı dosyasında davalılar aleyhine delil tespiti yaptırdıklarını ileri sürerek, davalıların eyleminin marka hakkına ve tasarıma tecavüz ile haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL itibar ve 4.000,00 TL manevi tazminatın ihlalin ortaya çıktığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, ihtiyati tedbir yoluyla müvekkili şirketin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesine ve durdurulmasına, ürünlere, bunların üretiminde kullanılan vasıtalara el konulmasına karar verilmesini talep etmiş, 23.10.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 2.653,74 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının benzerlik iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin markasının ''...'' olduğunu, ''...'' ibaresinin Ege bölgesinde çamaşır suyu ile özdeşleştiğini ve bu anlamında kullanıldığını, tasarım tescillinin ise ihlal edilmediğini, marka veya tasarım ihlali bulunmadığını, markalar ve ürün görünümleri arasında iyi bilgilenmiş, makul derece gözlem yapabilen, dikkatli ve tecrübeli bir kimse bakımından belirgin farklar bulunduğunu, kapak renginin de farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının 19.11.1999 tescil tarihli "..." ibareli 203675 nolu markasının 17.02.2019 tarihinden beri korunmakta olduğu, davacının aynı zamanda ürün ambalaj tasarımlarının da bulunduğu, davacının marka ibaresi ile davalının kullandığı işaret arasında bir karıştırma tehlikesinin bulunmadığı, her ne kadar toplumda "..." ibaresinin yaygın bir cins adı olarak kullanımı söz konusu olsa da markanın tescilli ve geçerli olduğu, etken madde "KLOR" sözcüğüne "AK" ekiyle başkalaştırma yapıldığı, davacı adına tescilli şişe tasarımlarının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de davalının "..." adıyla sunduğu ürün şişelerinin farklı olduğu, tescilli tasarımın koruma kapsamına girmediği, bununla birlikte her iki tarafın ürünlerinin kullanılan ambalaj unsurları nedeniyle belirgin bir benzerlik arz ettiği, aynı reyon ve satış noktalarında kolaylıkla karıştırılabilecek nitelikte olduğu, ortalama tüketicinin iltibasa veya bağlantı kurmaya başlayabileceği, dolayısıyla davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesi kapsamında bulunduğu, her iki tarafın ürününde de sarı rengin hakim olduğu, kapak renginin, etiket tasarımının ve şişe yapısının benzerlik arz ettiği, davalının davacıya ait ürünü taklit ettiği, muhasip bilirkişice 2.653,74 TL kâr kaybı zararı hesabı yapıldığı, haksız rekabet kanıtlandığı halde itibar tazminatın dayanağının bulunmadığı, markanın ihlal edilmediği ancak ambalaj benzerliğinin bulunduğu, marka hakkına ilişkin bir talep olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 150 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki itibar tazminatının şartlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının, davacının ürün ambalajlarını taklidi nedeniyle haksız rekabet ettiğinin tespitine, önlenmesine, bilirkişi raporunda örnekleri bulunan davalıya ait ürünlerin, ambalajlarının bundan böyle kullanımlarının önlenmesine, el konularak piyasadan çekilmesine, 2.653,74 TL maddi ve 4.000,00 TL manevi tazminatın ihlalin tespit edildiği 10.09.2018'den işleyen değişen oranlı ticari faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, itibar tazminatının şartlarının kanıtlanamadığı gerekçesi ile bu tazminat yönünden reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına ve tasarıma tecavüz ile haksız rekabetten kaynaklı maddi, manevi ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.Dairemizin 16.02.2023 tarih ve 2021/5940 E., 2023/899 K.; 30.10.2007 tarih ve 2006/5063 E., 2007/13492 K. sayılı ilamları.
3. Değerlendirme
Davalı kullanımında ve davacı markasında, “çamaşır suyu” emtiasını belirten ve bizzat bu ürünü temsil eden “klor” ibaresi ortak unsur olarak yer almışsa da bu tarz görsellerin kimsenin tekeline verilemeyecek tali ve tanımlayıcı unsurlar olduğu, ... kelime markasının ayırt ediciliği zayıf olan davacıya ait ... markasından farklı olması nedeni ile marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceği, yine taraflarca kullanılan şişe tasarımlarının da farklılık arz etmesi nedeni ile tasarım hakkının ihlalinin de oluşmadığı anlaşılmış olup mahkemenin bu yöndeki tespitleri doğrudur.
Ne var ki mahkemece, bilirkişi kurulu raporu benimsenip yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de dava konusu ambalajlar arasında iltibas yaratacak nitelikte bir benzerlik bulunup bulunmadığı değerlendirilirken, uyuşmazlık konusu ambalaj kompozisyonlarının bir bütün olarak bıraktıkları izlenimin dikkate alınması gereklidir.
Somut olayda, taraflara ait şişelerin ve ambalajlarının zeminlerinde sarı rengin kullanılarak işaretlerin kırmızı renkle yazıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de davacının ambalajında nazar boncuğu görseli ve "..." ibaresi altında satılan ürünün içeriğini belirten "çamaşır suyu ile el ve matik" yazılarının yer aldığı, davalı yanın ambalajlarında ise "Emir Kimya Sanayii" antenti ile ipe asılmış çamaşır görsellerinin altında "... ile el&matik çamaşır ve temizleme suyu" ibarelerinin bulunduğu, davacının markası ile davalının ürün ambalajında kullanılan kelimelerin ve markaların farklılıkların fazla sayıda olduğu, yine şekil unsurlarının bütünsel yerleşimi ve genel kompozisyonu bakımından iltibasa yol açacak şekilde herhangi bir benzerliğin bulunmadığı, ambalajın ve şişenin sarı renkten, kapakların da kırmızı renkten oluşmasının bu durumu değiştiremeyeceği, nitekim renklerin kullanımının kimsenin tekeline bırakılamayacağı gibi davacının tescilli tasarımı gibi kullanımının bulunmadığı, sonuç olarak davacı markasının kelime, şekil ve renk kompozisyonundan oluştuğu ve somut uyuşmazlıkta marka hakkının koruma sınırlarının belirlenmesinde sarı ve kırmızı renk unsurlarının tek başına değerlendirilmelerinin mümkün olmadığı, hal böyle olunca; davalıların kullanımlarının bilirkişi raporlarında belirtildiği gibi gerek marka ve tasarım haklarına tecavüz teşkil etmediği gibi ambalajların kompozisyonlarının da yeterli ayırt edicilik sağladığı, genel kompozisyonları itibari ile farklı olan ürünlerin ambalajlarındaki sırf renk benzerliğinin haksız rekabeti oluşturmayacağı gözetilmeden, tüm talepler yönünden davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş olup, hükmün bu nedenle davalılar yararına bozulması gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar yararına BOZULARAK KALDIRILMASINA, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde davalılara iadesine, 21.10.2024 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
İlk Derece Mahkemesince şişeler üzerindeki etiket nedeniyle haksız rekabete ilişkin olarak verilen davanın kabulü ve Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararı oy çokluğu ile bozulmuş olup; bu kararın da onanması gerektiği düşüncesiyle, oy çokluğuyla verilen bozma kararına muhalefet ediyoruz.
İlk Derece Mahkemesi kararında belirtildiği üzere, marka ibareleri bakımından karıştırma tehlikesi bulunmadığı, davacı adına tescilli tasarım 2011/03892 1 ve 2 nolu çoklu şişe tasarımlarına tecavüz edildiği ileri sürülmüşse de Mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi kurulu raporunda belirtildiği gibi ürün şişelerinin farklı olduğu ve tescilli tasarımın koruma kapsamına girmediği anlaşılmaktadır. Şişe tasarımları bakımından iltibas ve tecavüz söz konusu değildir. Ancak, her iki taraf ürünlerinin aynı cinste, kullanılan etiket ambalaj unsurlarında belirgin benzerlik bulunmakta, aynı reyon ve satış noktalarında satışa sunulacağından ortalama tüketici tarafından kolaylıkla karıştırılabilecek nitelikte olup; iltibas veya bağlantı kurulabilecek ve davalı eylemi TTK 55/1-a.4 kapsamında haksız rekabet söz konusu olacaktır. Renkler kimsenin tekeline verilemez ise de iki taraf ürünü aynı olup; iki taraf ürünü üzerinde ambalaj ve etikette sarı renk hakim olup ayrıca kapak rengi de aynıdır. Davacı davalıdan öncesinden beri bu şekilde kullanmakta iken ve başka renk seçeneği çok fazla iken davacının kullandığı renklerin şişe üzerindeki etikette kullanılması ve kapakta kullanılması, etiketin konuşlandırılışı ve her ne kadar ibareler arasında iltibas yok ise de marka sözcüğünün “klor” kısmının çakışması nedeniyle ortalama tüketici ürünleri kolaylıkla karıştırabilecektir. Davalı sarı zemin üzerine kırmızı karakterli puntolarla “...” ibaresini kullanmıştır. İbarelerde karıştırma ihtmali yok ise de tüketici ... almak isterken özellikle görsel temas sağlayan ve önemli bir unsur olan ambalajlar arasındaki benzerliği görerek ürünler arasında irtibat kuracaktır. Piyasada bu çeşit ürünlerin değişik, ayırt edici renklerle satışa sunulduğu bilirkişi raporunda da tespit edilmiştir. Bu seçenek zenginliğine rağmen davalının etikette davacı ürününü taklit ettiği, ona yanaştığı, ondan yararlandığı, tüketicilerin birini almak isterken bu karışıklık nedeniyle diğerini satın alabileceği ve bu nedenle haksız rekabet koşulları oluştuğu sabittir. Haksız rekabet için kasıt gerekli olmayıp, kusur dahi yeterlidir. Her iki ambalajın gövde kısımlarının sarı, kapaklarının kırmızı, ambalaj etiketlerinin zemin renginin sarı, marka ibarelerinin kırmızı renk, etiketlerin grafik tasarımlarındaki renklerin kırmızı, siyah, beyaz aynı renk olduğu, etiketlerin benzer yerde konumlandırıldıkları bilirkişi kurulu raporuyla da tespit edilmştir. Kırmızı kapak, sarı şişe ve etiketin benzerlik arz ettiği, bu benzerliğin bir marka ihlali olmamasına rağmen haksız rekabet oluştuğundan İlk Derece Mahkemesinin gerekçeleri ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin esastan red kararı usul ve yasaya uygun olup; kararın onanması gerektiğini düşündüğümüzden, Sayın Çoğunluğun haksız rekabet yönünden bozma kararına katılamıyoruz.