V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, sözleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Davacı, davalının taraflar arasında 22.01.2013 tarihinde akdedilen sözleşmenin 1., 2. ve 5. maddeleriyle üstlendiği taahhütlerini yerine getirmediğini iddia ederek 1. maddedeki taahhüdün yerine getirilmemesi şartına bağlı cezai şartın ve 2. ve 5. maddelerden kaynaklı bakiye alacağın davalıdan tahsilini talep etmiş, Bölge Adliye Mahkemesince, benimsenen bilirkişi raporuna dayalı olarak cezai şartın tahsili koşullarının oluştuğu ve davacının 2. ve 5. maddelere dayalı olarak davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin, sözleşmenin 1. maddesiyle öngörülen cezai şartın tahsili koşullarının oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte hükme esas alınan bilirkişi raporu, davacının sözleşmenin 2. ve 5 maddelerine dayalı alacağı bulunup bulunmadığı hususunun tespiti bakımından yetersizdir. Zira sözleşmenin 2. maddesi, " ... Yapı Denetim Şubat 2013'ten itibaren 16 ay boyunca ayda 12.500,00 TL ... Yapı Denetim'e para ödeyecektir." hükmünü içermekte olup davalı anılan sözleşme hükmünün gereği olan ödemeyi eksiksiz olarak yaptığını savunmuş, bununla birlikte aşağıda zikredilecek olan vakıaları ileri sürerek takas mahsup definde bulunmuş, bu hususları ispat için bir takım belgeler ibraz etmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda davalının savunmasını ispat edemediği belirtilmiş ise de aşağıdaki bentlerde izah edileceği üzere davalının savunması ve savunmasını ispat için sunduğu deliller Yargıtay denetimine elverişli şekilde yeterince incelenmemiştir.
3.Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. maddesi, aynı sözleşmenin 2. maddesiyle bağlantılı olarak kaleme alınmış olup, "42...920 plakalı aracın taksiti 16 ay boyunca ... Yapı Denetim tarafından ödenip, ... Yapı Denetime ödenecek olan 12.500,00 liralık taksitten düşülecektir. Borç bitince araba devri yapılacaktır." hükmünü içermektedir. Davalı, yukarıdaki bentte zikredilen ödeme savunması kapsamında öncelikle, bu madde kapsamında ödemeyi üstlendiği kredi borcunu ödediğini ancak davacının ödenen bu tutarları 2. madde gereğince ödenecek olan 12.500,00 TL'lik taksitlerden mahsup etmediğini iddia etmiştir. Davacı ise, davalının bu hüküm kapsamında ödemesi gereken hiç bir taksidi ödemediğini, krediyi bakiye tüm borcunu ödeyerek erken kapatmak zorunda kaldığını ileri sürmüştür. Davalının, anılan sözleşme hükmüyle, Şubat 2013 tarihinden itibaren 16 ay boyunca sözü edilen araç için kullanılan kredinin taksitlerini ödemeyi üstlendiği anlaşılmakta olup Mahkemece ilgili bankaya müzekkere yazılıp ödeme planı ve ödemeye ilişkin belgeler dosyaya kazandırılmadığı gibi davalının 16 ay boyunca kredi taksidini ödeyip ödemediği, ödedi ise ne kadarını ödediği ve ödenen tutarların 2. madde gereğince ödenmesi gereken taksitlerden mahsup edilip edilmediği Yargıtay denetimine elverişli şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır.
4.Davalı ödeme savunması kapsamında, davacı şirketin yetkilisi ...'in eşi ve çalışanına 3 kalem halinde ve tediye makbuzları mukabilinde ödeme yaptığını ileri sürmüş ve ispat için 3 adet tediye makbuzunu ibraz etmiştir. Davacı vekili replik dilekçesinde, tediye makbuzları mukabilinde yapılan bu ödemeleri inkar etmemekle birlikte bu ödemelerin davalının sözleşmeyle yüklendiği edimlerle herhangi bir ilgisi bulunmadığını, ...'in davalı şirket nezdinde mühendis olarak çalıştığını ve bu ilişki nedeniyle ...'e maaş borcu bulunduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davalının belirtilen savunması üzerinde yeterince durulmadığı gibi davacı yanın replik dilekçesindeki beyanı hakkında da herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu itibarla, sözü edilen tediye makbuzları mukabilinde yapılan ödemelerin sözleşme kapsamında yapılıp yapılmadığı, davacının replik dilekçesindeki beyanıyla ispat külfetini üzerinde alıp almadığı hususlarında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın karar verilmesi doğru görülmemiştir.
5.Taraflar arasındaki sözleşmenin 4. maddesi, " ..., ..., ... ve ... yapı denetimle ilgili bundan sonra çıkacak borçlar yarı yarıya ödenecektir" hükmünü içermekte olup davalı vekili takas mahsup defi kapsamında, zikredilen yapı denetim firmalarına ait 18.724,00 TL kamu borcunun tamamının müvekkilince ödendiğini, davacının bu borçtan hissesine düşen tutarı ödemediğini iddia etmiş ve bu hususu ispat için bir takım ödeme belgelerini dosyaya ibraz etmiş ise de İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, bu savunma üzerinde durulup sunulan deliller incelenmeksizin karar verilmiştir.
6.Taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi, " ... ... Yapı Denetim üzerindeki işinden kalan parasını ... Yapı Denetim ödeyecek, ... Yapı Denetim parayı geri verecek" hükmünü içermekte olup davalı, davacının bu madde kapsamında iade etmesi gereken parayı iade etmediğini ileri sürmüş, davacı, 16.04.2013 tarihli, ... isimli bir kişinin imzasını taşıyan adi yazılı belgeyi sunarak parayı iade ettiğini savunmuş, davalı buna karşılık yine ... isimli kişinin imzasını taşıyan 08.03.2017 tarihli adi yazılı belgeyi sunarak davacının ...'e baskı yaparak 16.04.2013 tarihli belgeyi geriye dönük olarak düzenlettiğini bu hususta suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiştir. Belirtilen hususla ilgili olarak başlatılan ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla birlikte İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince belirtilen husus üzerinde hiç durulmamış, tarafların iddia ve savunmaları ile sundukları belgeler kapsamında davacının anılan maddeyle üstlendiği edimini yerine getirip getirmediği tartışılmamıştır.
7.Bunun yanında, davalı, davacı şirketin yetkilisi ...'in kendisine ve yakınlarına ait araçlara, müvekkili şirketin anlaşmalı olduğu akaryakıt istasyonundan yakıt aldığını, bu yakıtların bedelinin davalı şirket tarafından ödendiğini ileri sürmüş ve bu hususu ispat için bir takım yakıt ve ödeme fişlerini ibraz etmiştir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davalının bu savunması hakkında da herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi savunmasını ispat için sunduğu deliller de incelenmemiştir.
8.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak davalının yukarıdaki bentlerde belirtilen savunmaları ve savunmaları ispat için sunduğu delillerin Yargıtay denetimine elverişli şekilde incelenmesi ve hasıl olacak sonuca göre davacının sözleşmenin 2. ve 5. maddelerinden kaynaklı alacağı bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ila (8) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 03.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.