V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ile markaya tecavüzün tespiti, meni, refi ve maddi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci, beşinci ve dokuzuncu fıkraları ile aynı Kanun'un 25 inci, 29 uncu ve 155 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Somut olayda, hükümsüzlüğü talep edilen 2017/28472 sayılı marka, güneşi andıran sarı bir daire içerisine yerleştirilmiş "... ekmek" ibaresi ile bu ibarenin hemen üzerine konumlandırılmış bir "buğday başağı" şeklinden oluşmaktadır. Hükümsüzlüğü talep edilen 2017/28464 sayılı marka da diğer markaya benzer şekilde oluşturulmuş olup güneşi andıran sarı bir daire içeresine yerleştirilmiş "... Büyükşehir ... Ekmek" ibaresi ile "buğday başağı" şeklinden oluşmaktadır. Her iki markada da öne çıkan esas unsur "..." ibaresi olup, üretilen ürünün cinsini belirten "ekmek" ibaresiyle kaynağını bildiren "... Büyükşehir" ibaresinin ve "buğday başağı" şeklinin ayırt ediciliğe bir katkısı bulunmamaktadır. Hükümsüzlük talebine mesnet davacı markaları ise "..." ibaresine ayırt ediciliği bulunmayan "mutfak" ve "baharatları" gibi ibareler, "hayatın tadı tuzu" gibi sloganlar ve bardağı andıran bir şeklin eklenmesiyle oluşturulmuş olup davacı markalarının esas unsuru da "..." ibaresidir.
2. Taraf markalarının esas unsuru "..." ibaresi olup markalarda bulunan diğer ibare ve şekillerin ayırt edici olmadığı da gözetildiğinde, taraf marka işaretlerinin, ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunun kabulü gerekir.
3. Taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin benzer olup olmadığının incelenmesine gelince, Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı değerlendirilirken benzer alıcı çevresine hitap edip etmedikleri, benzer ihtiyaçları karşılayıp karşılamadıkları, aralarında ham madde- mamül ürün ilişkisi bulunup bulunmadığı, birbirleri yerine ikame edilmeleri imkanı bulunup bulunmadığı, dağıtım kanallarının ortak olup olmadığı gibi hususlar hep birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmelidir.
4. Somut olayda, hükümsüzlüğü talep edilen 2017/28472 sayılı marka, 30.sınıfta yer alan, "ekmekler" malında ve 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Fırıncılık mamulleri: ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir" hizmetlerinde, 2017/28464 sayılı marka ise 30. sınıfta yer alan "Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül." mallarında ve 35. sınıfta yer alan, "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) " hizmetlerinde tescillidir.
5. Mesnet markalar kapsamında ise "her türlü un", "tahıl ve mamülleri", "kabartma tozları" "vanilya" gibi ürünler bulunmakta olup hükümsüzlüğü talep edilen markalar kapsamında yer alan pastacılık ve fırıncılık mamulleri ile mesnet markalar kapsamındaki zikredilen mallar arasında ham madde mamul ilişkisi bulunmaktadır. Bu hale göre taraf markaları kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin de benzer olduğunun kabulü zorunlu olup aksi yöndeki bilirkişi görüşüne itibar edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
6. Bu itibarla, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğu gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
7. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıdaki (1) ila (6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (7) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk
Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.