Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2024/10309 · K. 2024/15000
9. Hukuk Dairesi 2024/10309 E. , 2024/15000 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 12. İş Mahkemesi
BİRLEŞEN DAVA
MAHKEMESİ : Antalya 7. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2009 yılında davalı Bankanın açtığı mühendislere özel uzman yardımcılığı sınavını ikincilikle kazanarak davalının İstanbul ilinde bulunan işyerlerinde 21.02.2010 tarihinde çalışmaya başladığını, Kurumsal Pazarlama ve Ticari Pazarlama Daire Başkanlıklarının verim tablolarını ve sistem verilerini aylık güncelleme, müşteri verimi izleme data analizi, raporlama ve ek olarak kurumsal şubelerin insan kaynakları takibi işini yaptığını, 03.09.2018 tarihinde işyeri değişikliği ile İstanbul'daki işyerinden Antalya Bölge Koordinatörlüğünde kredi tahsis ve yönetim bölümünde çalışmaya başladığını, ne var ki davacının Antalya'da çalışmaya başladığı tarihten itibaren davalı Bankanın Antalya Bölgesi Tahsis Müdürü olan .... isimli müdür konumundaki yöneticinin psikolojik tacizine (mobbing) maruz kaldığını, Antalya bölgeye geçerken departmanı değiştirildiği için kendisine Kurum içi eğitimin verilmesi gerektiği hâlde müdür .... tarafından bu yönde bir girişimde bulunulmadığından gerekli eğitim aldırılmaksızın tecrübesi olmadığı hâlde işleyiş olarak en yoğun ve büyük işlerin olduğu Antalya ve Kepez Şubelerinin portföylerinin davacıya devredildiğini, gerekirse işyerinde yatmak suretiyle işleri yetiştirmesi gerektiğinin söylendiğini, gerçekte düşük olmadığı hâlde sürekli rahatsız edici biçimde performansının düşük olduğunun ikaz edildiğini, esasen müdür olan ...’nun hem yapılan toplantılarda hem de bire bir olan görüşmelerde muhtelif kereler “kadınlarla çalışmak istemediğini” açıkça ifade ettiğini, davalı Banka Genel Müdürlüğü tarafından yapılan duyurularda fazla çalışma yapılmamasının istenmesine karşın, müdür ...’nun davacıdan sürekli fazla çalışma yapmasını istediğini ve bu çalışmaları Genel Müdürlüğe bildirmediğinden davacıya fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, yanı sıra davacıya diğer çalışanların önünde küçük düşürücü muamelede bulunduğunu; davacının hasta olmasına karşın odasına çağırmak suretiyle diğer çalışanların yanında Banka Genel Müdürünün eşinin cenazesi için siyah örtü lazım olduğu gerekçesiyle davacıyı örtü almaya gönderdiğini, hatta aldığı örtüyü de beğenmeyip değiştirmek için tekrar göndererek müdür sıfatını kullanarak şahsi işlerini yaptırdığını, ilerleyen süreçte yönetici ...’nun baskısının tahammül edilemez boyutlara ulaştığını, davacının başka bölüme geçmek talebinde bulunması üzerine ...’nun “davacının gitmesini kendisinin de istediğini, ancak şu anda çalışma zorunda olduğunu” belirterek alaycı şekilde reddettiğini, neticede davacının gördüğü baskı ve kötü muamele sonucunda anksiyete atağı geçirerek acile gitmek zorunda kaldığını ve kendisine 3 gün rapor verildiğini, psikiyatrist tarafından antideprasan ilaca başlatıldığını, ...’nun bu duruma da tepki göstererek davacının segmentini düşürerek şubelere gönderebileceğini belirttiğini, davacının durumu İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı ile görüştüğünü ve buradan da müdür için herhangi bir aksiyon alınamayacağı, davacının ise herhangi bir şubeye gönderilebileceğinin belirtildiğini, ancak Bankanın Bölge Tahsis Müdürü olan ...’nun tüm şube müdürleri tarafından tanınması ve ahbaplık ilişkisi bulunması nedeniyle nereye giderse gitsin müdürünü şikayet etmiş bir personel olarak psikolojik tacizin bitmeyeceğinin aşikar olduğunu, davacının giderek artan psikolojik taciz sonucunda psikolojisinin iyice etkilendiğini neticede doktoru tarafından da bu şekilde çalışmaya devam edemeyeceği söylenerek 28.02.2019 tarihinde tekrar rapor verildiğini, davacının işe gitmeye gücü kalmadığını, ancak işe gidememe iradesinin baskı altında oluştuğunu, 22.07.2017 tarihinde evlendiğini yasal hakkını kullanarak tazminatlarını almak suretiyle işten ayrılabilecek olan davacının bu hakkını kullanmadığını, zira iradesinin çalışmaya devam etmek yönünde olduğunu, bu nedenle kendi isteği ile işten ayrıldığının kabulünün mümkün olmadığını üstelik davacının eşinin de işsiz olduğu dönemde bunu yapmasının akla ve mantığa aykırı olduğunu, davacının açıkça feshe zorlandığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, haksız fesih tazminatı, temettü alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2. Birleşen dava davacısı ...Bankası vekili dava dilekçesinde; davalı ile davacı Banka arasında 21.02.2010 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi bulunduğunu, davalının bu kapsamda en son Antalya Bölge Koordinatörlüğünde bölge kredi tahsis ve yönetimi yetkilisi olarak görev yapmaktayken kendi istek ve iradesi ile 22.03.2019 tarihinde istifa etmek suretiyle işten ayrılmış olduğunu, davalının davacı Bankada, 03.09.2018 tarihine kadar İstanbul bölgesinde, bu tarihten sonra tebliğ edilen atama kararı nedeniyle Antalya bölgesinde görev yaptığını, ancak 03.09.2018 ile 31.12.2018 tarihleri arasındaki hak kazandığı fazla çalışma ücretinin ödenmediği ve kendisine bölüm müdürü tarafından psikolojik taciz uygulandığı gerekçeleri ile iş sözleşmesini ihbar ve önel sürelerine uymaksızın 19.03.2019 tarihinde noter kanalı ile gönderdiği fesih bildirimi ile feshetmiş olduğunu, davacının iddialarının dayanağının olmadığını, pskilojik tacize uğradığı konusunda somut delil ileri süremediğini, davalının ücretinin ve tüm hak edişlerinin ödenmesinde bir eksiklik bulunmadığı gibi banka iç mevzuatı uyarınca banka personelinin 270 saate kadar olan çalışmalarının aylık ücrete dâhil olduğunu ve davalının da iş sözleşmesi ve ekli belgelerle bu hususu kabul ettiğini, davacının Şubat ayı ücretinde aleyhine değişiklik yapıldığı yönündeki iddiasının da dinlenemeyeceğini, zira davacının hesaplarını inceleyebilecek durumda olduğunu ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinde derhal fesih hakkının 6 günlük hak düşürücü sürede kullanılabileceğinin düzenlendiğini, bunlara göre ise davacının iş sözleşmesini haklı nedene dayalı olmadan ve ihbar önellerine uymadan feshetmiş olması sebebiyle davacı Bankaya ihbar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.