V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davacının talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ve söz konusu alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığı noktalarındadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi, 854 sayılı Kanun'un 16, 20, 40, 41, 42 ve 43 üncü maddeleri.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(22)9-3109 Esas, 2021/1075 Karar sayılı kararında birlikte istihdam, organik bağ, tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramları şu şekilde açıklanmıştır:
"...
Birlikte istihdam olgusunun varlığı her ne kadar daha çok şirket grupları içinde ortaya çıkmakta ise de bu ilişkinin kurulması için birlikte işverenlerin aynı şirket grubu içerisinde yer alması zorunlu değildir. Önemli olan aynı grup içinde yer alma değil, birlikte işverenlerin işçi ile olan ilişkilerini ayrı ayrı değerlendirebilme olanağını ortadan kaldıracak şekilde işçi ile hukukî bir bağlantı içinde olmalarıdır. Ayrıca işçinin birlikte işverenlerle ayrı ayrı iş sözleşmesi yapmasına da gerek olmayıp, aynı iş sözleşmesi kapsamında birden fazla işverene aynı zaman ve nitelikte iş için iş görme borcunu yüklenmesi mümkündür (Süzek, s.150).
Birlikte istihdamın varlığı hâlinde işverenlerin her biri, işveren hak ve yetkilerine sahip olmakla birlikte işverenin borç ve sorumluluklarına da ayrı ayrı sahiptirler. Bir diğer anlatımla işçiye karşı işverenler müteselsil sorumlu olup, işçi de ücret ve diğer haklarının tümünü her bir işverenden talep etme hakkına sahiptir.
Uygulamada işverenler iş hukukundan doğan yükümlülüklerden kaçınmak için bazı durumlarda bir holding veya şirketler topluluğunda ya da bunların dışında kalan şirketlerde işçiler görünüşte bir şirketin işçisi olarak gösterilmektedir. Bu duruma engel olmak için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisi geliştirilmiştir (Süzek, s.152).
...
Tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasına benzeyen bir başka kavram organik bağ kavramıdır. Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında olduğu gibi organik bağ kavramında da bir tüzel kişinin borçlarından bir başka tüzel kişinin sorumluluğuna gidilmektedir. Bu hâliyle organik bağ kavramının da kaynağını TMK’nin 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı oluşturmaktadır (.../..., s. 210). Ancak organik bağ kavramı, tüzel kişilik perdesinin aralanmasına göre daha geniş bir anlama sahip olsa da organik bağın varlığı, tek başına tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmemektedir. Başka bir deyişle şirketler arasında organik bağ tespit edilse dâhi tüzel kişilik perdesinin aralanması ve alacağın perdenin arkasındakinden de istenebilmesi için sırf alacaklıdan mal kaçırmak ve onu zarara uğratmak amacıyla kötü niyetli işlemler yapıldığının da somut verilerle ispatlanması gerekmektedir.
Şirketler arasında ortakların akraba olması tek başına organik bağ veya tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir veya şirketlerin aynı faaliyeti yürütüyor olması organik bağ için yeterli değildir (..., G.: İşverenin Tespitinde Birlikte İstihdam ve Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Kurumları, İş Uyuşmazlıklarında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Değerlendirme Toplantısı (... Bolu/... – 06 Nisan 2019), Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası, Ankara 2019, s. 20).
Şirketler arasında organik bağ olup olmadığı; şirketlerin adreslerinin aynı olması, ortaklık yapılarının ve yönetim kurullarının benzer olması veya temsilcilerinin aynı olması, faaliyet alanları, hisse devirleri, muvazaalı işlemler gibi hususlar ve somut olayın özellikleri de gözetilerek tespit edilebilir. Ancak tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanmasında her iki şirketin faaliyet alanı, ortaklık yapısı, ortakları gibi konularda öyle büyük ve derin bir kesişme vardır ki; bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde iktisadi bir bütünlük içerisinde tek bir şirketle iş yapılıyor algısı oluşmaktadır. Ayrıca üçüncü kişiler nezdinde uyandırılan bu algı neticesinde, ticaret yaparken güçlü bir yapıya sahip görüntüsü oluşturularak, şirketlerden birinin borca batırılması ya da içinin boşaltılıp iş alanının diğerine kaydırılması işlemleri tipik bir hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir.
..."
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Tüzel kişiler arasında sadece organik bağ bulunması, çalışma döneminin tamamına ilişkin alacaklardan işçinin çalışmış olduğu her bir tüzel kişinin müteselsilen sorumlu olması sonucunu doğurmaz. Zira sadece organik bağın varlığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için yeterli değildir.
3. Diğer yandan güven kavramı; temelinde dürüstlük, samimiyet kavramlarını barındıran ekonomik, sosyal ve kültürel bir kavramdır. Hukuk, uyuşmazlıkların çözümünü zaman zaman güven kavramında ve taraflar arasındaki kaynağını dürüstlük kuralından alan güven ilişkisinde bulmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.12.2019 tarihli ve 2015/21-2372 Esas, 2019/1420 Karar sayılı; 06.10.2020 tarihli ve 2016/(21)10-1602 Esas, 2020/711 Karar sayılı kararları).
4. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili; SGK hizmet dökümüne bakıldığında müvekkilinin Türk ... gemilerde geçen çalışmalarında işvereni olarak kayden "... ve Tic. AŞ", "...ve Tic. AŞ", "Tasfiye ... ve Tic. AŞ" unvanlı Şirketler görülmekte ise de 5 yılı aşkın hizmet süresince kendisini her zaman ... ... Grubu veya ... Holding AŞ çalışanı olarak bildiğini, esasen huzurdaki davanın açılması öncesinde yapılan resmî arabuluculuk görüşmeleri esnasında, ... Holding AŞ vekili tarafından SGK kayıtlarında kayden işveren olarak gözükmekte olan şirketlerden "... ve Tic. AŞ" nin "... Holding AŞ" ye devredildiğini, "...ve Tic. AŞ" ile "Tasfiye ... ve Ticaret AŞ" nin de "... Uluslararası Gemicilik ve Tic. AŞ" ile birleştiğini ve adı geçen Şirketin de 23.03.2018 tarihinde tasfiye olduğunu, hukuken sadece ... Holding AŞ'nin tüzel kişiliğinin devam etmekte olduğunu beyan ederek eldeki davada davalı olarak sadece ... Holding AŞ'ye husumet yöneltildiğini açıklamış, davalı vekili ise müvekkilinin davacının çalıştığı işyerlerinden sadece ... AŞ ile birleşmeden kaynaklı hasım durumunda olup diğer işyerlerindeki çalışmalar yönünden davacı ile davalı Şirket arasında herhangi bir iş ilişkisinin mevcut olmadığını, şirketler arasında organik bağın da bulunmadığını savunarak bu dönem bakımından davanın husumet nedeniyle reddini istemiştir.
5. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince; davacı vekili tarafından sunulan web sayfalarından davacının hem Türk ... hem de yabancı ... gemilerde aynı organizasyon bütünlüğü içinde hizmetinin geçtiği kabul edilerek tüm dönem işçilik alacaklarından sorumlu olduğu kabul edilmiştir.
6. Somut uyuşmazlıkta davacının Türk ... ...AŞ'ye ait gemide 1 ay 11 gün, Tasfiye ... AŞ'ye ait gemide 1 ay 11 gün, ... AŞ'ye ait gemide de 8 ay olmak üzere toplam 1 yıl 5 ay 25 gün; yabancı ... ... ... Ltd. .../M/V TK Venice adlı gemide 6 ay 29 gün, ... ... Ltd/.../M/V Med ... adlı gemide 8 ay 9 gün, ... ... Ltd/.../M/V ... adlı gemide 6 ay 11 gün, ... Ltd./Malt- M/V ... İstanbul adlı gemide de 7 ay 26 gün olmak üzere toplam 2 yıl 5 ay 15 gün çalıştığı dosya kapsamı ile sabittir.
7. Yargılama safhasında Mahkemece yazılan müzekkerelere ilgili liman başkanlığı ve gümrük müdürlüklerinden alınan cevabî yazılarda, yabancı ... gemilerin sicil kayıtlarının kendi bayrak ülkelerince tutulmakta olduğu ve bu gemilere ait işlem kaydına rastlanılmadığı da bildirilmiştir.
8. Dosyadaki deliller ve bilhassa taraf tanıklarının beyanları dikkate alındığında, davalı tarafça, işvereni olduğu hususunda davacı tarafta güven oluşturulduğundan bahsedilmesi de mümkün değildir.
9. Açıklanan nedenlerle davalının davacının ... AŞ'ye ait gemideki çalışması haricinde diğer işverenlere ait gemilerde geçen çalışması yönünden davalının sorumlu tutulması yerinde değildir.
10. Bu durumda talep edilen alacakların gerek ispatı gerekse hesaplanması bakımından, davacının ... AŞ'de 18.04.2012-18.12.2012 tarihleri arasında çalıştığı toplam 8 aylık süre ile sınırlı olarak değerlendirme yapılması gerekmektedir. Buna göre davacının çalışma süresi 8 ay ile sınırlı olup kıdem tazminatına hak kazanmadığından talebin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
11. İhbar tazminatı bakımından, 854 sayılı Kanun gereğince davalının sorumlu olduğu çalışma dönemine göre davacıya verilmesi gereken ihbar öneli dört haftadır. Mahkemece dört hafta üzerinden ve davacının bu dönemdeki ücreti esas alınarak hesaplanan ihbar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
12. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının sorumlu olduğu 8 aylık dönem yönünden gerek ödeme gerekse zamanaşımı nedeniyle yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının hesaplanmadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurulmaması karşısında davalı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunun kabulü gerekir. Mahkemece bozma üzerine verilecek kararda davalı taraf lehine oluşan usuli müktesep hak gözetilerek bu alacakların reddi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
Açıklanan ilke ve esaslara uyulmadan karar verilmesi hatalı olup kararın belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.