Yargıtay 6. Hukuk Dairesi · E. 2024/1284 · K. 2024/4337
6. Hukuk Dairesi 2024/1284 E. , 2024/4337 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/113 E., 2024/201 K. KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/36 E., 2020/645 K. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete finansman sağlanması için müvekkili tarafından, davalı şirket yetkililerinin talimatı ve bilgisi dahilinde müzakereler yürütüldüğünü, yapılan müzakereler sonucu QNB Finansbank'tan davalı şirkete 20.000.000,00 TL değerinde nakit teminat karşılığı proje kredi limiti ve 40.000,00 TL tutarında kredi kartı limiti tahsis edildiğini, kredi tahsisi ile birlikte yüklendiği edimi yerine getirmiş olan müvekkili şirketin danışmanlık sözleşmesinin 4.1.maddesi gereği hizmet bedeline hak kazandığını, hizmet bedeli davalı şirket tarafından ödenmediği için sözleşme hükümleri ihlal edildiğinden sözleşmenin 10.1.maddesi gereğince talep edilen cezai şart alacağının da ödenmesi gerektiğini beyan ederek 237.888,00 TL hizmet bedeli ile şimdilik 162.112,00 TL tutarında cezai şart olmak üzere toplam 400.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalının sözleşme imzalamasındaki amacın projeye kefalet, ipotek, gayrimenkullerin teminat gösterilmek suretiyle kredi teminine yönelik olduğunu, davalının 20.000.000 TL nakdi parası olsa zaten finansman zorluğunun bulunmayacağını, bunun için danışmanlık hizmeti alması gerekmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; sözleşmenin amaçsal yorumu dikkate alındığında davalı şirketin finansman sorunu bulunduğu, bu sorunu aşabilmek amacıyla projeye finansman sağlamak ve gerekirse projede bulunan gayrimenkullerin teminat gösterilerek kredi kullanma için sözleşme yapıldığını, nitekim davalı şirketin yazılı talebi ile davacı tarafından dava dışı QNB Finansbank ile ilk başta bu konuda görüşmeler yapıldığı, ancak QNB Finansbank tarafından projenin ya da projedeki gayrimenkullerin teminat gösterilmek suretiyle kredi istemi uygun görülmeyerek reddedildiğini, sözleşmenin 3.6 maddesine göre garantör müşterinin önceden yazılı onayı olmadan müşteriyi borç ve yükümlülük altına sokacak herhangi bir şey yapmamayı taahhüt ettiğini, bu kapsamda davacının davalıya kredi limiti tahsis ettirmesinin TMK’nun 2. maddesine de aykırılık teşkil etiğini ve bu kapsamda davacının sözleşmede üstlendiği edimleri yerine getirmediği ve sözleşmeyi feshinde haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi’nce davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 04/01/2018 tarihli sözleşme ile verilecek danışmanlık hizmetinin kapsamı noktasında toplanmaktadır. Davacı taraf, sözleşmenin 4.1. maddesine göre davalı şirkete 20.000.000,00 TL değerinde nakit teminat karşılığı proje kredi limiti ve 40.000,00 TL tutarında kredi kartı limiti tahsis edildiğini ve bu şekilde hizmet verildiğini ileri sürerken davalı, sözleşme imzalamasındaki amacın projeye kefalet, ipotek, gayrimenkullerin teminat gösterilmek suretiyle kredi teminine yönelik olduğunu savunmuştur. Taraflar arasında 04/01/2018 tarihli Proje Finansmanı ve Risk Yönetimi Danışmanlık Sözleşmesinin imzalandığı, tarafların sözleşme imzalanmadan önce ve sözleşme süresi içerisinde mail yazışmaları yaptığı görülmüştür. Sözleşmenin 1.maddesinde, "Konusu"; "...Müşteri tarafından geliştirilmekte olan Prava Kartal Projesi (Proje) kapsamında Taraflar'ın kuracakları işbirliği ilişkisinin hüküm ve koşullarının saptanmasından ibarettir." Sözleşmenin 2. maddesinde, "Süresi"; "İşbu sözleşmenin süresi, imzalandığı tarihten itibaren 180 gündür. Süre bitiminde herhangi bir Tarafça fesih bildiriminde bulunulmadığı sürece ilk bildirime kadar kendiliğinden uzamış sayılacaktır." Sözleşmenin 3.maddesinde, "Tarafların Yükümlülükleri"; “3.1.Müşteri, Proje'nin, inşaatının yapılabilmesi için ihtiyaç duyduğu finansmanın sağlanması ve uluslararası reasüransı yapılmış inşaat tamamlama sigortasına uygun bir yapının yürütülmesi için Garantörüm'den hizmet almayı istemektedir.” Sözleşmenin 4.maddesinde "Hizmet Bedeli ve Diğer Ücretler"; "4.1.Garantörüm tarafından gerçekleştirilecek, finansman kaynaklarının oluşturulmasına ilişkin çalışmalar, görüşmeler ve müzakereler sonucunda, banka veya finansman sağlayan kurum veya kurumlar tarafından, Müşteriye tahsis edilecek olan, teminatlı veya teminatsız toplam Nakdi, Gayri Nakdi, Çek, Proje Finansmanı, Garantörlük (Konut Kredisi), İşletme Sermayesi limitlerinin toplamı üzerinden %1 oranında hizmet bedeli tutarı ve bu tutara isabet edecek KDV, Müşteri'nin kredi kullanımını takip eden 2 iş günü içerisinde, Garantörüm'ün, madde 4.4'de belirtilmiş olan banka hesabına, Garantörüm tarafından Müşteri'ye kesilecek fatura karşılığı, Müşteri tarafından, nakden ve defaten ödenecektir. Bankalar veya Finansman Kurumları tarafından Müşteriye tahsis edilen finansman limitlerinin kullanımı Müşteri inisiyatifinde olduğundan, limit tahsisini takip eden 10 gün içerisinde kullanım yapılmaması, Banka veya Finansman kurumları tarafından önerilen ve/veya onaylanan finansman limitinin ve/veya finansman yapısının müşteri tarafından kabul edilmemesi durumunda, Garantörüm'e ödenecek bedel değiştirmeyecek olup, Garantörüm tarafından kesilecek fatura karşılığı, fatura tarihini takip eden 3 iş günü içerisinde, Garantörüm'ün, madde 4.4'de belirtilmiş olan banka hesabına, Müşteri tarafından, nakden ve defaten ödenecektir." hükümleri bulunmaktadır. Taraflar arasında her iki tarafça da kabul edilen mail yazışmalarına bakıldığında, sözleşmenin imzalanması aşamasında tarafların iletişime geçtiği, sözleşmenin ödeme başlıklı maddelerinin karşılıklı olarak tartışıldığı ve tarafların talepleri doğrultusunda değişikliklerin yapıldığı görülmüştür. Yani davalı şirketin basiretli tacir olarak sözleşmelerin tüm maddelerinin anlam ve sonuçlarını bilerek imzaladığı kabul edilmelidir. Yine sözleşme süresi içerisinde taraf yazışmalarına bakıldığında ise, davalının istediği finansman türüne ilişkin net bir söylemi bulunmamaktadır. Sözleşmenin konusu başlıklı 1. maddesinde, müşteri tarafından geliştirilmekte olan Prava Kartal Projesi (Proje) kapsamında tarafların işbirliği ile ilişki kuracağı, tarafların yükümlülükleri başlıklı 3. maddesinde ise müşterinin, Proje'nin, inşaatının yapılabilmesi için ihtiyaç duyduğu finansmanın sağlanması ve uluslararası reasüransı yapılmış inşaat tamamlama sigortasına uygun bir yapının yürütülmesi için davacıdan hizmet almayı istediği yazılıdır. İlk Derece Mahkemesince, sözleşmenin maddelerinin amaçsal yoruma muhtaç kabul edilerek, davalı şirketin finansman sorunu bulunduğu, bu sorunu aşabilmek amacıyla projeye finansman sağlamak ve gerekirse projede bulunan gayrimenkullerin teminat gösterilerek kredi kullanma için sözleşme yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, sözleşmenin 4.1. maddesinde verilecek hizmet detaylı olarak yazılmış, tarafların mail yazışmalarından da sözleşme maddelerinin tartışılarak uygulamaya konulduğu görülmüştür. Bu durumda sözleşme içeriğinin lafzen açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde net olarak belirlendiği, yukarıda belirtilen sözleşmenin 1. ve 3.1. maddelerinde de açıkça sözleşmenin amacı ve tarafların yükümlülüklerinin belirtildiği anlaşılmış olup, bu nedenle sözleşmenin lafzi yorumu dışında taraf iradelerini ortadan kaldıracak amaçsal yorum yapılması ahde vefa ilkesini zedeleyeceğinden yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 04.11.2020 tarih ve 2020/36 E., 2020/645 K. sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 26.11.2024 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi. (Muhalif)