Yargıtay 9. Hukuk Dairesi · E. 2024/13208 · K. 2024/15673
9. Hukuk Dairesi 2024/13208 E. , 2024/15673 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Belediyesinde tahsildar olarak çalışmakta iken davalı ... tarafından 01.12.2009 tarihinde haklı bir sebep olmaksızın 2009 yılında hazırlanan denetim raporunda çıkan eksiklik ve buna paralel olarak, kamu zararı, güveni kötüye kullanma ve doğruluğa uymayan davranışlarda bulunmak iddialarıyla hakkında açılan ceza soruşturma dosyasına dayanarak iş sözleşmesini feshettiğini, müvekkilinin sözde fesih sebebi olan görevi kötüye kullanma suçundan ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/159 Esas, 2015/66 Karar sayılı kararı ile 09.10.2015 tarihinde beraat ettiğini, haksız fesih üzerine davalıya karşı açtıkları işe iade davasına ilişkin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/22 Esas, 2016/61 Karar sayılı davanın kabulü kararının Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin 05.12.2016 tarihli kararı onanarak 13.02.2017 tarihinde davacının işe iadesine ilişkin kararın kesinleştiğini, kesinleşme ve beraat kararları üzerine davacının suçsuzluğunun ispatlandığını, davalı Belediyeye işe iade için başvuru yapıldığını ancak davacının işe alınmadığını, davalının kötüniyetli olduğunu, davacının işe alınmama sebebi fesih ihtarnamesine konu olan sebeplerden bağımsız olmak üzere siyasi gerekçelere dayandığı, davacı ile birlikte iş sözleşmesi feshedilen ve daha sonra işe iade davaları kabul edilen kişilerin işe iadesi gerçekleştirilmişken söz konusu olayda yalnızca davacının işine geri dönmediğini, haksız fiile dayalı tazminat talep ettiklerini, davacının haksız ve kötüniyetli fesih tarihi olan 01.12.2009'dan işe iade kararının kesinleşme tarihi olan 13.02.2017 tarihleri arasında ücretini alamadığını, eksik yatan sigorta primi nedeniyle yaşlılık aylığının olması gerekenden düşük hesaplandığını, haksız fesih sebebiyle çalışmadığı müddette (fesih tarihi ile işe iade kararının kesinleşme tarihi arasındaki süre) davacının alacağı ücretin, sigorta priminin ve dolayısıyla işten haksız yere çıkarıldığından yüksek yatacak olan yaşlılık aylığı farkının, kötüniyetli fesih sebebiyle uğramış olduğu maddi ve manevi zararların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) haksız fiil hükümlerine dayanarak da tazmini gerektiğini, tüm bu sebeplerden dolayı haksız çıkarılma nedeniyle davacının son ücreti üzerinden hesaplanacak ücretinin (fesih tarihi ile işe iade kararının kesinleşme tarihi arasındaki süre) ve işten çıkarıldığı tarihten itibaren eksik yatan sigorta primi nedeniyle davacının işten çıkarılmadığı takdirde alacağı yaşlılık aylığı ile işten çıkarıldığı için aldığı yaşlılık aylığı farkının dava tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacı müvekkiline ödenmesini talep ettiğini, uzun ve yorucu dava süreci boyunca müvekkilinin gerek geçindirmesi gereken bir ailesinin olması gerekse haksız yere işinden çıkartılması nedeniyle derin üzüntü duyduğunu, büyük sıkıntılar yaşadığını, stres ve üzüntüye bağlı olarak kalp krizi geçirip stend takıldığını, şerefi ile ilgili laflar işittiğini, yaşadığı yerdeki itibarının yerle bir olduğunu, yıllarca taşıdığı ismine gelen lekeden dolayı psikolojik ilaçlar kullandığını, tüm bunları kaldıramayarak intihara teşebbüs ettiğini, bu durumun sadece müvekkilini değil ailesini de yüksek derecede etkilediğini, Belediyenin kötüniyetli feshi nedeniyle geliri kalmayan müvekkilinin çocuklarının üniversiteyi kazandıkları ancak kazandıkları fakültelere okumaya gidemediklerini, davacının annesinin de tüm bu olaylara dayanamayarak kalp krizi geçirdiğini, manevi sıkıntılar ve hastalıkların yanında başka hiçbir yerde çalışamadığı için icralık olduğunu, siyasi görüşü nedeniyle haklı bir sebep olmadan bir insanın uzun yıllar boyu işinden, muhtemel kazançları ve haklarından mahrum bırakıldığını, haksız yere işinden, gelirinden ve tüm sosyal haklarından mahrum kaldığını ve dava süreci boyunca büyük hak kayıplarına uğradığını iddia ederek maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.