Yargıtay 8. Ceza Dairesi · E. 2024/14414 · K. 2024/9165
8. Ceza Dairesi 2024/14414 E. , 2024/9165 K. "İçtihat Metni" MAHKEME-KARAR : 1- Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli ve 2015/290 Esas, 2015/577 Karar 2-Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/920 Esas, 2021/1877 Karar SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma KARARLAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması-Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli ve 2015/290 Esas, 2015/577 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 08.12.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli ve 2021/920 Esas, 2021/1877 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 30.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.03.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB- 2023/34600 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.04.2023 tarihli ve KYB- 2023/34600 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Sanığın 18/05/2014 tarihinde uyuşturucu madde kullanması eylemi sebebiyle hakkında Keşan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13/10/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetim, tedavi tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesini müteakip, denetim tedbirlerine uymamakta ısrar etmesi üzerine açılan kamu davasında Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20/10/2015 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyeti ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 08/12/2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip sanığın 15/06/2021 tarihinde uyuşturucu madde kullanması eylemi sebebiyle hakkında daha önceden iddianame düzenlenmiş olması sebebiyle Keşan Cumhuriyet Başsavcılığının 13/08/2021 tarihli ve 2021/2253 soruşturma, 2021/1381 Esas, 2021/1319 sayılı iddianamesi tanzim edilmek suretiyle açılan kamu davasında, Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/11/2021 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyeti ile cezasının ertelenmesine ilişkin karar verilen olayla ilgili olarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; Benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16/06/2021 tarihli ve 2020/18965 Esas, 2021/7640 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21/06/2021 tarihli ve 2020/21397 Esas, 2021/7865 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği, Yine benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/5427 Esas, 2019/8638 Karar sayılı ilâmında "...Somut olayda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğ edildiği, ancak erteleme kararında ve tebliğ evrakında erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun gösterilmediği, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce uyarılı ilk başvuru davetiyesi tebliğ edildiği ancak bu aşamada da şüpheliye erteleme kararına itiraz hakkı bulunduğunun hatırlatılmadığı ve TCK’nın 191/4. maddesi uyarınca kamu davası açılma koşulları oluştuğu gerekçesiyle dava açılarak yapılan yargılama sonucunda mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmışsa da, Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu, bu nedenle erteleme kararında itiraz mercii ve süresiyle birlikte itiraz hakkının gösterilmesi gerektiği, somut olayda ise kararda itiraz hakkı belirtilmediği gibi ne soruşturma ve denetimli serbestlik sürecinde ne de kovuşturma sırasında hiçbir aşamada itiraz hakkı bildirilmeden yargılamanın sonuçlandırıldığı anlaşılmış olup, karar içeriğindeki yasa yolu bildirimi de usulsüz olduğundan, bu kararın şüpheli tarafından öğrenilmiş olmasına rağmen, kesinleştiğinden söz edilemez. Bu durumda usulüne uygun bir tedavi ve denetimli serbestlik infaz süreci de bulunmadığından, TCK’nın 191. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kamu davası açılma koşulunun gerçekleşmediğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla bu usulsüzlüğü ortadan kaldırmak için, şüpheliye kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerektiğinden "durma" kararı verilmesi yerine, yargılamaya devam edilerek mahkûmiyet kararı verilmesi, yasaya aykırı olduğundan, kanun yararına bozma talebi yerindedir..." şeklinde belirtilen açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda, şüpheli hakkında Keşan Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen, 13.10.2014 tarihli ve 2014/1856 soruşturma, 2014/41 sayılı "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlarda, şüphelinin anılan kararlara karşı 15 günlük itiraz süresinin ve itiraz yerinin gösterilmediği gibi bu süre içerisinde itiraz hakkının olduğuna dair meşruhatlı tebliğinde yapılmadığı, bu durumda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararlarının usulüne uygun olarak kesinleşmediği gözetilerek kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiğinden yazılı şekilde mahkumiyeti ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde, Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli kararı esas alınarak 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca açılan kamu davasında Keşan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2021 tarihli kararıyla; kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karara esas teşkil eden 18.05.2014 tarihli eylemine ilişkin verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararının geçerliliğini yitirdiği, bu itibarla 20.10.2015 tarihli eylemin sanığın ilk eylemi olduğu nazara alınarak, yargılamaya konu 15.06.2021 tarihli eyleminde ihlali mahiyetinde olduğu anlaşıldığından düşme kararı verilerek dosyanın Keşan Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.