IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı-davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde; kusur belirlemesi, tazminatların ve nafakaların miktarları ile kişisel ilişki yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı-davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde; daha önce görülen ve reddedilen boşanma davasındaki kesin hükme bağlanan iddiaların müvekkiline kusur olarak yüklendiğini, tarafların 7 yıldır ayrı yaşadıklarını, kadının diğer iddialarının ise tarafların birlikte yaşadıkları döneme ilişkin olduğunu, kararda 28.07.2020 tarihinde Safranbolu'da gerçekleştiği ileri sürülen olay ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, 28.07.2020 tarihindeki olayda da, müvekkilin ya da babasının kadına fiziksel şiddet uygulaması, hakaret veya tehditte bulunması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, kadının sigortasız olarak çalıştığının tanık beyanlarından anlaşılmasına rağmen hatalı değerlendirme sonucunda kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedildiğini, ortak çocuğun üstün yararı gereğince velâyetinin babaya verilmesi gerektiğini, tarafların farklı şehirlerde yaşadıklarını, müvekkilin çalıştığı ve sık sık izin almasının mümkün olmadığını, müvekkilinin pazar günü hariç haftanın 6 günü çalıştığını, bu nedenle Nisan ve Kasım aylarındaki ara tatiller ve Şubat ayı içindeki sömestir tatili için belirlenen kişisel ilişki günlerinin uygun olmadığını, erkeğin kusurlu herhangi bir eyleminin bulunmadığını, kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kadın için hükmedilen maddî ve manevî tazminatın da fazla olduğunu, ayrıca hükmedilen maddî tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu, manevî tazminatta olduğu gibi maddî tazminatta da faizin başlangıç tarihinin kararın kesinleşme tarihi olması gerektiğini, hükmedilen tedbir ve iştirak nafakalarının yüksek olduğunu, birleşen dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, ancak erkek lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin kendilerine yükletilmesinin ise doğru olmadığını ileri sürerek kadının kabul edilen davası, kusur belirlemesi, velâyet, kişisel ilişki süresi, nafakalar ve tazminatlar ile birleşen davasında lehine hükmedilmeyen yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönlerinden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadın tarafından 15.07.2015 tarihinde erkek aleyhine açtığı boşanma davasının, erkeğin kusurunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddedildiği ve bu karar kanun yollarına başvurulmadan 14.11.2019 tarihinde kesinleştiği, kadının 01.10.2020 tarihinde açmış olduğu iş bu boşanma davasında tarafların beş yıldır ayrı yaşadıklarını belirttiğine ve erkeğin kusursuz olduğu da önceki kesinleşen dosyada belirlendiğine göre, reddedilen davadan önceki olaylar artık erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, ancak kadın bu davada taraflar arasında 2020 yılı yaz ayında yaşanan yeni bir olaya da maddî vakıa olarak dayandığı, toplanan deliller ile de erkeğin bu son olayda, “sen ne yapmaya çalışıyorsun” diyerek kadının kolundan tuttuğu ve kadına hitaben “bu çocuğu kaçırırım bir daha yüzünü göremezsin” şeklinde sözler söylediği, gerçekleşen bu durum ve tüm dosya kapsamına göre; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin yine tam kusurlu olduğu, kadının kusurlu bir davranışının ise kanıtlanamadığı, velâyet düzenlemesinin çocuğun üstün yararına uygun olduğu, kadın ve ortak çocuğun ihtiyaçları ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, hükmedilen nafakaların miktarlarında, herhangi bir geliri ve malvarlığının bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan ve boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olmayan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde, velâyeti anneye verilen ortak çocuk için iştirak nafakasına hükmedilmesinde, kadın için maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinde isabetsizlik olmadığı, ancak kadının zorunlu ihtiyaçları, tarafların yaşları, evliliğin süresi ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakasının az olduğu, ortak çocuğun ihtiyaçları ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde, ortak çocuk yararına takdir edilen iştirak nafakasının da az olduğu, Yüksek Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre nafakaların ÜFE oranında artırılması gerektiğinden, belirlenen nafakalara her yıl TÜİK’in açıkladığı ÜFE oranında artışa tabi tutulmasına, tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri ile tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, paranın alım gücü, tarafların yaşları, evliliğin süresi, mevcut veya beklenen menfaatlerin kapsamı, manevî tazminata esas olan fiillerin ağırlığı ve hakkaniyet kuralları birlikte değerlendirildiğinde, kadın lehine hükmolunan maddî ve manevî tazminatın az olduğu, belirlenen tazminatlara hükmün boşanmaya ilişkin bölümünün kesinleştiği tarihten itibaren yasal faiz uygulanmasına karar vermek gerektiği, ortak çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasında her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı, diğer taraftan, tarafların ayrı şehirlerde yaşamaları ve babanın pazar günleri hariç çalışıyor oluşu dikkate alındığında, sömestr ve ara tatillerdeki kişisel ilişkinin pazartesi gününden başlatılmasının isabetsiz olduğu, öte yandan, nisan ve kasım aylarındaki kişisel ilişkinin tüm haftayı kapsayacak şekilde kurulmasının da mümkün olmadığı, ortak çocuk ile baba arasında daha uygun süreli kişisel ilişki kurulması gerektiği, asıl kişisel ilişki düzenlemesinin boşanma davasında hükmedilen kişisel ilişki olduğu, ayrıca dava dosyalarının birleştirilmesi veya karşılıklı dava açılması halinde her davanın bağımsız niteliğini koruduğu, her dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince, boşanma davasında baba ile çocuk arasında kurulan kişisel ilişki gerekçe gösterilerek, birleşen davada “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu ancak buna dair hükmün istinaf edilmediği, erkeğin birleşen dava tarihi itibariyle dava açmakta haklı olduğu, vekâlet ücreti yönünden erkek lehine hüküm kurulmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle erkeğin istinaf başvurusunun kusur belirlemesi, kişisel ilişki, faiz başlangıç tarihleri, birleşen davada vekâlet ücreti yönlerinden kadının istinaf başvurusunun kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların miktarı yönlerinden kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili bentlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kusur gerekçesinin düzeltilmesine, ortak çocuk için aylık 1.500,00 TL iştirak nafakasına, kadın için aylık 1.500,00 TL yoksulluk nafakasına, belirlenen nafakaların her yıl ÜFE oranında kendiliğinden arttırılmasına, kadın için boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 40.000,00 TL maddî ve 35.000,00 TL manevî tazminata, ortak çocuk ile baba arasında her ayın 1. ve 3. Cumartesi günü sabah saat 10.00’da baba tarafından alınıp Pazar günü akşam saat 17.00’de anneye bırakılmak, dini bayramların 2. günü sabah saat 10.00’da baba tarafından alınıp 3.gün akşam saat 17.00’de anneye bırakılmak, milli bayramların 1.günü sabah saat 10.00’da baba tarafından alınıp aynı gün akşam saat 17.00’de anneye bırakılmak, her yıl sömestr tatilinin (Şubat ayı içindeki) ilk haftası Pazar günü sabah saat 10.00'da baba tarafından alınıp aynı hafta Pazar günü akşam saat 17.00'de anneye bırakılmak, her yıl Temmuz ayının 1. günü sabah saat 10.00’da baba tarafından alınıp 30. günü akşam saat 17.00’de anneye bırakılmak, Nisan ve Kasım ayları ara tatillerinde ilk Pazar günü sabah 12.00'de baba tarafından alınıp aynı hafta Çarşamba günü saat 16.00'da anneye bırakılmak, anneler gününde annede, babalar gününde babada olacak şekilde kişisel ilişki tesisine, birleşen davada erkek kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibariyle (2022 yılı) yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (...Ü.T.) gereğince 5.100,00 TL vekâlet ücretine karar verilmiş, tarafların sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.