Yargıtay 1. Hukuk Dairesi · E. 2024/3479 · K. 2024/6729
1. Hukuk Dairesi 2024/3479 E. , 2024/6729 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/40 E., 2023/300 K. Taraflar arasında görülen tapu iptali-terkin ve kal davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili; kadastro çalışmaları sırasında ... adına tespit ve tapuya tescil edilen Bartın ili, .... ilçesi, .... Mahallesi 2492 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığını ileri sürerek tapu kaydının iptaline ve üzerindeki yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemece ilk kararda; davanın kısmen kabulü ile bilirkişi raporu ve krokisinde (a) harfi ile işaretli 13.796,99 m2 miktarlı kısmın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaline, krokide (A), (B), (C), (F), (G), (I), (J), (K) harfi ile gösterilen binaların kal'ine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Dairece; 5841 sayılı Yasa'nın 2. maddesi ile 3402 sayılı Yasa'nın 12. maddesinin 3. fıkrasına eklenen cümle ve 3. maddesi ile eklenen geçici 10. maddesi gereği tescilin dayanağı olan ilamın kesinleştiği ve davanın açıldığı tarihler arasında 3402 sayılı Yasa'nın 12. maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle ve yargılama giderleri yönünden Mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece ikinci kararda; bozmaya uyularak hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine bu kez Dairece; 5841 sayılı Yasa'nın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmesinin doğru olduğu, ne var ki anılan Yasa'nın Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, iptal kararından sonra davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin verilen kararın doğruluğundan söz edilemeyeceğine değinilerek işin esası hakkında 28.11.1997 tarihli 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı doğrultusunda değerlendirme yapılmak ve yargılama masrafları yönünden de 6099 sayılı Yasa hükümleri gözetilmek suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak dava konusu taşınmazın 295 ada 1 parsele gittiği ve bir kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 22.07.2013 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda (e), (j), (m) ve (p) harfi ile gösterilen toplam 13.034,71 m²'lik kısmın tapu kaydının iptali ile tescil dışı bırakılmasına, taşınmaz üzerindeki yapıların kaldırılmasına karar verilmiş, kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; dava konusu taşınmazın geldi kaydı olan parsele tapulama çalışmaları sırasında uygulanan tapu kaydının hükmen tesciline esas 1952/398 Esas ve 1952/399 Esas sayılı dava dosyalarındaki keşif zabıtları ve krokiler uygulanmak sureti ile dava konusu taşınmazın yerinin belirlenmesi, temyize konu dosya yönünden kesin hüküm ya da dava konusu taşınmazın niteliği bakımından güçlü delil olup olmadığının belirlenmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyularak hükmen tescile esas dosyanın eldeki dosya açısından kuvvetli delil niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince; ilgili kararlar incelendiğinde taşınmazın zilyetliği ile ilgili araştırma ve inceleme yapıldığı, kıyı-kenar çizgisi ile ilgili bir araştırma yapılmadığı, hükmen tescil davasının eldeki dosyada kuvvetli delil teşkil edeceğinin düşünülmesinin hatalı olduğundan bahsedilerek keşif sonrası alınan 22.07.2013 tarihli fen bilirkişisi raporu da dikkate alınarak toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde davacının talebi hakkında bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; 22.07.2013 tarihli fen bilirkişi raporu ve ekindeki krokide gösterilen 13.034,71 m²'lik alanın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile krokide (e), (j), (m) ve (p) harfi ile gösterilen toplam 13.034,71 m²'lik kısmın tapu kaydının iptaline ve dava konusu parselden ifrazı ile kıyı-kenar çizgisi olarak terkinine karar verilmiş, ek karar ile 295 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 13.034,71 m²'lik kısmı hakkında hüküm kurulmadığı gerekçesi ile HMK'nın 305/A maddesi uyarınca 24.07.2013 havale tarihli fen bilirkişisi raporunda belirtilen krokide (e), (j), (m) ve (p) harfleri ile gösterilen kısımlar ile 295 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 13.034,71 m²lik kısmı olmak üzere toplam 13.491.72 m²'lik kısmının tapu kaydının iptaline, dava konusu parselden ifrazı ile kıyı-kenar çizgisi olarak terkinine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 14.09.2022 tarihli ve 2022/1956 Esas, 2022/5763 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali isteğinin yanında, taşınmaz üzerindeki yapıların yıkımına da karar verilmesi talep edilmiş olup davacının yıkım isteği yönünden HMK’nın 297/2. maddesine aykırı olacak şekilde olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden hüküm tesis edildiğine değinilerek HMK'nın 297. maddesi uyarınca, davacının dava dilekçesindeki tüm talepleri dikkate alınarak her bir talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 03.10.2023 tarihli ve 2023/40 Esas, 2023/300 Karar sayılı kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, 22.07.2013 tarihli fen bilirkişisinin raporunda (e), (j), (m), (p) harfi ile gösterilen 457,01m²'lik kısım ve bu kısma ilaveten 13.034,71 m² olarak tespit edilen kısım olmak üzere toplam 13.491,72 m²'lik kısmın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle anılan kısmın iptaline ve tescil harici bırakılmasına; dava konusu taşınmaz üzerinde dalga kıran, çekek alanı ve büfenin yer aldığı, bu yapıların kamu hizmetine yönelik oldukları, kullanımlarının kamusal oluşu gözetildiğinde kanuna aykırılık içermedikleri gerekçesiyle yapıların kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.