Yargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2024/35 · K. 2024/10257
7. Ceza Dairesi 2024/35 E. , 2024/10257 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/928 E., 2023/951 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz nedenleri; zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, suça konu eşyanın tamamının müsadere edilmesi gerektiğine, hükmün bozulması talebine ilişkindir.
II. GEREKÇE
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, 23.11.2009 tarihinde İran'dan Esendere Gümrük Kapısını geçerek kontrol noktasına gelen, sanığın yolcu olarak bulunduğu yolcu otobüsünde yapılan aramada, muhtelif gümrük kaçağı eşyalar ile birlikte suça konu eşyaların sahibi olan yolcu otobüsündeki 14 sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açılmıştır. Sanık savunmasında, İran'dan gelen yolcu otobüsünde yolcu olarak bulunduğunu, diğer yolcuları tanımadığını, kullanmak amacıyla 20 kg şeker, 10 kg pirinç, 3 kg çay, 10 kg peynir, 2 karton sigara, 7 kg bal ve 3 paket sallama çayın kendisine ait olduğunu, diğer eşyaların kendisine ait olmadığını ifade etmiştir. Dosya kapsamındaki tüm sanıkların da savunmalarında İran'dan getirdikleri bir kısım eşyaların kendilerine ait olduğunu, birbirlerini tanımadıklarını beyan ettikleri görülmüştür. Sanığın kovuşturma aşamasında 11.06.2010 tarihinde savunması alınmıştır. Sanık hakkında 02.04.2013 tarihinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 26.08.2013 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleştiği, denetim süresi içerisinde sanığın 23.12.2016 tarihinde suç işlemesi üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından, 28.02.2023 tarihinde hükmün açıklandığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan ... İdaresi vekilinin ve sanığın istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmaksızın yapılan yargılamada; Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, "dava zamanaşımını kesen son nedenin 11.06.2010 tarihli sanığın sorgusu olduğu, sanığa yüklenen suçun yasa maddesinde öngörülen cezanın türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen dönemdeki durma süresi de, olağan zamanaşımı süresine eklendikten sonra zamanaşımını kesen sanığın sorgu tarihinden, hükmün açıklandığı tarihe kadar (08.10.2021 tarihinde) gerçekleştiği anlaşılmakla sanık hakkında olağan dava zamanaşımı nedeni ile düşme kararı verilmesi gerekirken hükmün açıklanması ile mahkumiyet kararı verilmesi" gerekçesi ile ilk derece mahkemesince sanığın cezalandırılmasına dair hüküm fıkralarının çıkartılarak, sanık hakkında olağan dava zamanaşımı gerçekleştiğinden zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesine, kaçak olduğu anlaşılan malzemelerin soruşturma aşamasında yapılan keşif sırasında satış suretiyle tasfiyesine karar verilmiş olduğundan müsaderesine yer olmadığına, satışta elde edilecek bedelin hazineye gelir kaydına, şeklinde hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Suç tarihinde sanığın da içinde bulunduğu yolcu otobüsünde bulunan tüm yolcuların kendi eşyalarından sorumlu oldukları, eylemin toplu kaçakçılık suçu kapsamında kalmadığı, 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında bireysel kaçakçılık suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeler yerinde görülmüş, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan ... İdaresi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzetilmesi mümkün görülen; İddianamede müsaderesi talep edilen suça konu eşyanın 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, dışında hukuka aykırılık görülmemiştir.