III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden üye ...'un karşı oyu ile KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy çokluğuyla REDDİNE,
Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,09.12.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY:
Yasal Düzenleme:
Anayasamızın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
Hak arama özgürlüğünün unsurlarını; "davacı olma", "davalı olma", "iddia ve savunmada bulunma" "meşru vasıta ve yollardan faydalanma" ve "yargı merciler önüne çıkma", ‘yasal yollara başvurma’ şeklinde saymak mümkündür.
CMK Madde 237
(1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
5271 sayılı CMK’nın 237 nci maddesinde, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmıştır.
Katılma, ceza muhakemesinde mağduru, suçtan zarar göreni ya da malen sorumlu olanları koruma araçlarından birisidir. Suçun işlenmesiyle mağdur olan ya da suçtan zarar görenlerin katılma hakkını kullanmaya veya kullanmaya devam etmeye zorlanamayacağı açıktır. Bu itibarla mağdur veya suçtan zarar gören kişi kamu davasına katılmak istemeyebilecektir.
5271 sayılı CMK’nın 237 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.” şeklindeki hüküm ile kamu davasına katılma hak ve yetkisi bulunanlar üç grup hâlinde belirtilmiştir. Bu düzenleme, 1412 sayılı CMUK’nın 365 inci maddesindeki; “Suçtan zarar gören herkes, soruşturmanın her aşamasında kamu davasına müdahale yolu ile katılabilir.” hükmü ile benzerlik göstermekte ise de yeni hükme, önceki kanunda yer almayan malen sorumlu ve dar anlamda suçtan zarar göreni ifade eden mağdur da eklenmek suretiyle, madde; öğreti ve uygulamadaki görüşlere uygun olarak, katılma hak ve yetkisi bulunduğu kabul edilenleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kanunun kendilerine tanıdığı hak ve yetkileri kullanabileceklerdir.
Gerek CMK’da, gerekse CMUK’da kamu davasına katılma konusunda suç bakımından bir sınırlama getirilmemiş, ilke olarak şartların varlığı hâlinde tüm suçlar yönünden kamu davasına katılma kabul edilmiştir. Öğreti ve uygulamada kamu davasına katılma yetkisi bulunan kişinin “Suçtan zarar görmesi” şartı aranmış, ancak Kanun’da “Suçtan zarar gören” ve “Mağdur” kavramlarının tanımı yapılmadığı gibi, zararın maddi ya da manevi olduğu hususu bir ayrıma tabi tutulmamış ve sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle konuya açıklık kazandırılırken öğretideki görüşlerden de yararlanılarak, maddede katılma yetkisi kabul edilen “Mağdur”, “Suçtan zarar gören” ve “Malen sorumlu” kavramlarının, kamu davasına katılma hususundaki uygulamaya ışık tutacak biçimde tanımlanması gerekmektedir.
Olağan kanun yollarına başvurma hakkı olanlar itiraz yoluna da başvurabilirler.
CMK nun 260 ıncı maddesinde bu kişiler Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanlar olarak belirlenmiştir
5271 sayılı CMK’nın “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesi ise;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir.
Avukatlık yetkilerinin başkaları tarafından kullanılmaması:
Madde 63 – Baro levhasında yazılı bulunmayanlar ve işten yasaklanmış olan avukatlar, şahıslarına ait olmıyan dava evrakını düzenleyemez, icra işlemlerini takip edemez ve avukatlara ait diğer yetkileri kullanamazlar. Baro levhasında yazılı bulunmayanlar avukatlık unvanını da taşıyamazlar. (Ek cümle: 2/5/2001 - 4667/40 md.) Şu kadar ki, baro levhasındaki kaydı yirmi yılı dolanlardan, bürosunu kapatarak vergi kaydını sildiren avukatlar durumları hakkında bilgi vermek ve baroya karşı görev ve yükümlülüklerini yerine getirmek koşuluyla sadece avukat unvanını kullanabilirler.
(Değişik ikinci fıkra: 23/1/2008-5728/334 md.) Birinci fıkra hükmüne aykırı eylemde bulunanlara Cumhuriyet savcısı tarafından beşyüz Türk Lirasından ikibin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
(Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/334 md.) Avukatlık yapmak yetkisini taşımadıkları halde muvazaalı yoldan alacak devralarak ve kanunların tanıdığı başka hakları kötüye kullanarak avukatlara ait yetkileri kullananlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar.
Mahkemeler, icra ve iflas daireleri ve barolar, bu maddenin kapsamına giren bir olayı öğrenince Cumhuriyet Savcılığına bildirmek zorundadırlar. Yapılacak kovuşturma sonucu Cumhuriyet Savcısı tarafından baroya bildirilir.
Madde 97 – Baro başkanının görevleri şunlardır:
1. Baroyu temsil ve yönetim kuruluna başkanlık etmek,
2. Genel kurul, yönetim kurulu ve disiplin kurulu kararlarını yerine getirmek ve günlük işlemleri yürütmek,
3. 95 inci madde gereğince verilen izin ve yetki dairesinde baro adına iltizam ve iktisapta bulunmak, yüklenmelere girişmek, baroya yapılan bağışları kabul etmek ve bütçeyi uygulamak,
4. Mahkeme ve resmi dairelerde baroyu temsil edecek ve savunacak avukatları tayin etmek,
5. Avukat sicillerinin Türkiye Barolar Birliği tarafından gönderilen örneğine uygun olarak düzenlenmesini ve korunmasını sağlamak,
6. Meslek onuru ve bağımsızlığı ile ilgili işlerde kanunlar ve meslek kurallarının gereğini her türlü organlara karşı savunmak ve bu konuda doğrudan doğruya veya dolayısiyle kendisini göreve zorlıyan hususları yapmak,
7. Baronun ve yönetim kurulunun çalışmaları hakkında her yıl Türkiye Barolar Birliğine yazılı bir rapor vermek,
8. Başkanlık Divanı olmıyan barolarda, divanın diğer üyelerine ait görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak,
9. Kanunlarla verilen diğer yetkileri kullanmak.
HUKUKİ SÜREÇ :
Dosya kapsamına göre; Antalya Barosu Başkanlığınca, şüphelinin instagram isimli sosyal medya uygulamasında "Cesur Sevdalı- infaz\_durduran" isimli hesabın kullanıcısı olup, anılan hesapta sosyal medya kullanıcılarını yanıltıcı hukuki paylaşımlar yaptığı ve Barolar Birliğine bir kaydı olmamasına rağmen avukatlar tarafından kullanılabilecek yetkileri kullandığı izlenimi oluşturduğundan bahisle şikayetçi olunması üzerine, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca, yürütülen soruşturma sonunda kamu davası açmaya yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii Manavgat 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 26/01/2024 tarihli ve 2024/183 değişik iş sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Kanun Yararına Bozma isteminde 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulmuştur.
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık şikayetçi Antalya Barosu Başkanlığının, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Avukatlık Kanunun'un 6. maddesinde belirtildiği üzere Baro Başkanı, Meslek onuru ve bağımsızlığı ile ilgili işlerde kanunlar ve meslek kurallarının gereğini her türlü organlara karşı savunmak ve bu konuda doğrudan doğruya veya dolayısıyla kendisini göreve zorlayan hususları yapmak ile görevlidir.
Somut olayda, şüpheli instagram isimli sosyal medya uygulamasında "Cesur Sevdalı- infaz\_durduran" isimli hesabın kullanıcısı olup, anılan hesapta sosyal medya kullanıcılarını kendisini Avukatmış gibi tanıtmak suretiyle yanıltıcı hukuki paylaşımlar yapmıştır. Bu eylem Avukatlık Kanun'un 63. maddesinde belirtilen suçu oluşturmaktadır. Yalnızca avukatlar tarafından takip edilebilecek işler nedeniyle Avukatların dolayısıyla onları temsil etmekle görevli Baronun suçtan zarar gördüğüne dair kuşku yoktur. Bu şekildeki eylem nedeniyle özel kanun niteliğindeki 1136 sayılı Avukatlık Kanunundan kaynaklanan yetkiler ancak Baro tarafından kullanılabilir. Suçun kamu güvenliği aleyhine işlendiğinin kabulü halinde ise, sadece Cumhuriyet savcısı tarafından yasal yollara başvuru hakkı olacaktır. Bu durumda, emsal olayda olduğu gibi Cumhuriyet savcısı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği takdirde şikayetçi baronun yasal yollara başvuru hakkı elinden alınacak ve hukuki süreç takipsiz kalacaktır. Ayrıca, Baronun şikayet hakkını kabul edip mağdur ya da suçtan zarar gören olarak kabul edilmemesi hak arama özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelecektir. Bu nedenle; suça konu eylemde Antalya Baro Başkanlığının katılan sıfatını alabilecek nitelikte surette suçtan zarar görmüş olup, CMK nun 5271 sayılı CMK’nın 237 nci maddesi gereğince davaya katılma ve 260 ıncı maddesi uyarınca kanun yollarına yoluna başvurma hakkının bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu bakımdan; şikayetçi Antalya Barosu Başkanlığının şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz hakkı bulunduğu, bu nedenle KYB talebinin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken istemin sıfat yokluğundan reddine karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum. 09.12.2024