III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;
Hendek İlçesi Yukarı Çalıca Mahallesi Tepeaçma mevkii 1869 parselde faaliyet gösteren Büyük Coşkunlar Proteknik Kimya Sanayii Havai Fişek Oyuncak Pazarlama Ticaret ve Sanayi Limited Şirketine ait Sakarya ili Hendek ilçesindeki Büyük Coşkunlar Havai Fişek Fabrikası’nda, 03.07.2020 tarihinde, Türkiye saati ile 11.16.22'de başlayıp, dördüncüsü 11.18.14'te gerçekleşen ve 50 km çaplı dairesel alanda şiddetli şekilde hissedilen patlamaların meydana geldiği, ilk ve en büyük patlama sürecinin işyerinin Çin Mahallesi olarak bilinen kısmındaki misket laboratuvarında başladığı ve sırasıyla misket deposu (kurutma) ve ilaç eleme yerindeki patlamalar ile devam ettiği, bu ilk patlamanın saniyeden küçük bir zaman diliminde gerçekleştiği ve üç patlamadan oluştuğu, ikinci patlamanın ilk patlama sürecinin başlangıcından yaklaşık 9 - 10 saniye sonra kuzeydoğu istikametinde yer alan kimsayal madde deposunda, diğerlerine göre daha küçük olan üçüncü patlamanın ise birinci patlamaya göre daha güneyde gerçekleştiği, meydana gelen patlamalardan dolayı fabrikada çalışan 7 işçinin olay yerinde hayatlarını kaybettikleri ve sanık ...'nın yanı sıra fabrikada çalışan çok sayıda işçinin yaralandığı, ayrıca toplam 36 binanın zarar gördüğü,
Patlamanın gerçekleştiği fabrikanın sorumluları ile ilgili olarak yapılan araştırma, evrak içeriği ve beyanlara göre fabrikanın ortakları ve yetkililerinin sanıklar ... ve ... olduğu, sanık ...'nun fabrikada uzun yıllardır çalışmasından dolayı fabrikanın idari işleyişi ve hatta üretim konusunda tecrübe sahibi olduğu, bu nedenle de fabrikanın sahipleri olan diğer sanıklar ... ve ...'un fabrikada bulunmadıkları zamanlarda fabrikanın işleyişinde söz sahibi olduğu, sanık ...'ün de fabrikada uzun süredir çalışması ve tecrübesi nedeniyle üretim alanında piroteknik ürünler olan volkan, torpil, gök bombası gibi çeşitli üretim bölümlerindeki usta işçilerin ustabaşı olarak görev aldığı, üretim konusunda idare ile işçiler ve usta işçiler arasında iletişim kurduğu ve gerektiğinde üretimle ilgili talimatlarda bulunduğu, sanıklar ... ve ...'nın ise kimyager olarak fabrikada çalışmaya başladıkları, 14.12.2014 tarihinde meydana gelen adli bir olaydan sonra sorumlu müdür olarak çalışmaya devam ettikleri, sanık ...'ın Çin Mahallesi dışındaki üretim bölümlerinden sorumlu olduğu, Çin Mahallesi'nin idaresinin ise hakkında suç duyurusunda bulunulan ve Çin ülkesi vatandaşı olan Yang Weibing isimli kişiye ait olduğu, fabrikada Yang Usta olarak anıldığı, piroteknik malzemelerin üretimi konusunda bilgi sahibi olduğu ve piroteknik malzemelerin üretiminde çalıştığı, mesul müdür sanık ... ile Çin Mahallesi'nin işleyişini yürüttüğü, sanık ... Bozkurt'un Özdemir OSGB İş Sağlığı ve Güvenliği Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'ne bağlı olarak 2018 yılında sorumlu olduğu dava dışı diğer beş firma ile birlikte Coşkunlar firmasına B sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı olarak atandığı, patlamadan yaklaşık 1,5 ay önce Özdemir OSGB isimli şirkete 21.05.2020 tarihi itibarıyla 03.09.2018 tarihinde başlamış olduğu görevinden istifa ettiğine dair dilekçe sunup, istifa sonrası ihbar süresinde çalışacağını beyan etmesi nedeniyle ve hesaplanan 42 günlük ihbar süresinin 28.05.2020 tarihinde başlayacağına dair bilgisi ve rızası kapsamında istifa sonrasında da görevine devam edip, meydana gelen patlama tarihinden iki gün sonra 05.07.2020 tarihinde şirketten çıkışının yapıldığı, kendi ifadesine göre de patlamanın gerçekleştiği fabrikaya son olarak 01.07.2020 tarihinde geldiği, dolayısıyla olay tarihini de kapsayan çalışma döneminde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince işyerinde göreviyle ilgili mevzuat ve teknik gelişmeleri göz önünde bulundurarak, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları, tedbir ve tavsiyeleri belirleyip, işverene yazılı olarak bildirmekle sorumlu olduğu,
Patlamanın ardından yangın söndürme ve soğutma çalışmaları sonrası hazırlanan yangın raporunda fabrikada bulunan patlayıcı maddelerin patlaması nedeniyle yangın çıktığı tespitine yer verildiği, yüksek riskli piroteknik malzeme üretimi yapan fabrikada patlamaya neden olabilecek unsurlar; ateş, kıvılcım, statik elektrik, sürtünme, darbe, sıcak yüzeyler vb. olup, patlamanın sabotaj kaynaklı olabileceği yönündeki savunmayı doğrulayan hiçbir delil bulunmadığı, aksine patlamanın bu denli büyük bir etki yaratmasının başlıca sebebinin fabrikadaki diğer ürünlerin üretiminde kullanılmak üzere Çin Mahallesi'nde usule aykırı ve izinsiz olarak barut üretilmesi ve depolanması olduğunun belirlendiği,
Bu kapsamda patlamanın gerçekleştiği fabrikanın mimari proje, yapı ruhsat ve yapı kullanma belgeleri incelendiğinde, patlamadan önceki uydu fotoğraflarından da görüldüğü üzere, Çin Mahallesi'nin yaklaşık olarak 50 m aşağısında birbirlerine 15 - 20 m uzaklıklarda havai fişek fabrika arsasının batı uç sınırında inşa edilmiş dört yapının bulunduğu, bu yapıların hiçbirinin ruhsatının bulunmadığı, patlama sonrasında bu yapıların bulunduğu yerlerde oluşan patlama çukurlarının boyutundan ve dosya kapsamındaki beyanlardan misket depoları olarak kullanıldığının anlaşıldığı, bu binaların hemen bitişiğinde ölen ...'ın çalıştığı nitroselilöz eleme ve kurutma yerinin bulunduğu, yine bu yapının da ruhsat kaydının olmadığı, Tekel Dışı Bırakılan Patlayıcı Maddelerle Av Malzemesi ve Benzerlerinin Üretimi, İthali, Taşınması, Saklanması, Depolanması, Satışı, Kullanılması, Yok Edilmesi, Denetlenmesi Usul ve Esaslarına İlişkin Tüzük'ün (Tüzük) 99. maddesinde, "Yerüstü depoları Ek-1’de belirtilen güvenlik uzaklıklarına uygun, tek katlı ve patlama olduğunda uzaklara tehlikeli parçalar saçmayacak malzemeyle geniş saçaklı olarak yapılır, çatıları da hafif ve yanmaz malzemeyle örtülür.", aynı Tüzük'ün 10. maddesinde, "Güvenliksiz patlayıcı maddelerin bulunduğu yerlerin çevresi, yapılan işin özelliğine göre, tamamen veya kısmen yada ayrı ayrı sütrelenir veya taş duvar çekilir. Duvar veya sütrenin taban kenarları binalardan en az bir buçuk metre uzaklıkta başlar. Toprak sütrelerin üstleri en az bir metre genişliğinde olur ve kenarlarının eğimleri doğal eğiminden çok olamaz." hükümlerine yer verildiği, ancak gerek ruhsatsız olan bu depoların gerek ruhsatta depo olarak kayıtlı olmamasına rağmen depo olarak kullanılan yerlerin mevzuata uygun olarak yapılmadığı, yine 20.12.2018 tarihinde ruhsatı onaylanmış 63 - 32 kayıt numaralı karıştırma odası olarak ruhsata işlenmiş yapının, ruhsatta yer aldığı şekilde karıştırma odası olarak değil, barut üretilmek amacıyla yapıldığı ve bu amaçla kullanıldığı, öte yandan 2020 yılı başlarından itibaren Bosna, Kosova ve Sırbistan ülkelerinden gelen siparişler üzerine havai fişek, torpil, kız kaçıran gibi malzemelerin üretimi yapılarak, fabrikada depolandığı, 2020 yılı Mart ayında tüm dünyada başlayan pandemi nedeniyle eğlence mekânlarının kapalı olması ve insanların toplu olarak bir arada bulunmalarını gerektirir etkinliklerin yasaklanması sebebiyle üretilen ürünlerin depolarda muhafaza edildiği, yurt dışı sipariş üzerine üretilen ve işçiler tarafından muska, teknik olarak ise triangle (üçgen), ismi verilen ürünlerin ise patlamadan önceki günlerde ısındığı, ürünlerin muhafaza edildiği kolilerde koku ve ısınma yapması nedeniyle depodan çıkarılarak yemekhaneye yakın bir noktada üzeri tente ile kapalı olan yarı açık alanda yere serilerek kurumaya bırakıldığı, bu gibi durumların böyle yüksek riskle çalışan işyerinde büyük tehlike arz ettiği, ilk çıkış anı tam olarak tespit edilmese de meydana gelen patlamaların etkisini bu durumların artırdığına şüphe bulunmadığı,
Ayrıca, düzenlenen bilirkişi kurulu heyet raporlarında da vurgulandığı üzere, laboratuvarda bulunan patlayıcı madde miktarı yönünden; misket laboratuvarına günlük olarak giren patlayıcı maddelerin türü ve miktarı ile çalışacak işçi sayısına ilişkin için herhangi bir kayıt, iş emri vb. bir belge bulunmadığı, tüzüğe aykırı şekilde üretim ve depolama yapıldığı, çalışanların üretim yapılan birçok yerde günlük üretim miktarını aşacak şekilde üretim yaptıkları, kendilerinden üretimin fazla yapılmasının istenildiği, üretilen malzeme bileşenlerinin ilgili üretim alanında olması gereken miktardan daha fazla bulundurulduğu, üretim alanları ve depolarda yasal sınırın üzerinde patlayıcı malzeme olduğu ve bu malzeme miktarına ilişkin sağlıklı ve planlı bir takip sisteminin oluşturulmadığı, depolarda aşırı yığılmaların bulunduğu, depolama işleminin plansız, düzensiz ve dağınık şekilde olduğu, her bir üretim biriminde günlük bulundurulabilecek madde miktarının ne kadar olması gerektiğine yönelik herhangi bir çalışma, plan, etkin bir denetim ve gözetimin olmadığı, elektrik tesisatı yönünden; işyerinde patlama riski olabilecek yerlerde bulunan elektrik sistemlerinin tamamımın patlama ve kıvılcım güvenlikli sistemlerle (exproof) teçhiz edilmediği, işyeri üretim alanları ile depolar dikkate alındığında, patlayıcı ortam olabilecek alanların tamamı dikkate alınacak şekilde, anahtar, priz, şalter, elektrik panosu, armatür, motor, sigorta kutusu vb. ekipmanlarından bazılarının patlama ve kıvılcım güvenlikli (exproof) olarak teçhiz edilmediği, ilgili alanlarda kullanılan söz konusu ekipmanların patlama riski oluşturabileceği hususunun dikkate alınmadığı, bunların yanı sıra havalandırma amaçlı kullanılan aspiratörlerin (Fan) patlama ve kıvılcım güvenlikli sistem (exproof) olarak teçhiz edilmediği, fan hareketinden kaynaklanacak kıvılcım çıkarma, statik elektrik ihtimalinin göz ardı edildiği, işyerinin bazı alanlarında elektrik tesisatının (pano, iletken, sigorta, aydınlatma, fiş, priz, yalıtım, toprak hattı vb.) güvenli çalışmayı sağlayacak şekilde tesis edilmediği, kabloda eziklik, kopukluk, kablo zırhının zedelenmesi, iletkenin açığa çıkması vb. durumlar ile kablo bağlantı noktaları, rekorlar vb. yerlerdeki yalıtım durumunun dikkate alınmadığı, bu yerlerde izolasyonun tamamen sağlanmadığı, statik elektrik yönünden; tehlike bölgesinde statik elektrik riskine karşı çalışanlara verilmesi gereken antistatik kişisel koruyucu malzemenin tüm çalışanlara verilmediği, çalışanların ve çalışma ortamının statik elektrik taşıyıcısı veya üreticisi olabileceği durumların dikkate alınmadığı, işyeri genelinde statik elektrik riskine karşı alınan önlemlerin yetersiz olduğu, risk değerlendirmesi yönünden; işyeri bina ve eklentilerinin tamamına yönelik, özellikle misket laboratuvarındaki çalışmalarla ilgili ayrıntılı bir risk değerlendirmesi yapılmadığı, bu alanla ilgili riskler ve alınması gerekli tedbirlerin belirlenmediği, Çin Mahallesi misket laboratuvarı ve Çin Mahallesi'nde yer alan bütün depolarda patlamaya sebep olabilecek hangi tür kıvılcım kaynaklarının bulunduğu ve bunların aktif hale gelip gelmeyeceğine yönelik herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, bahse konu yerlerde kıvılcım kaynağının statik elektrik olabileceği gibi exproof olmayan herhangi bir elektrikli ekipman da olabileceği, patlamaya neden olabilecek bir diğer ısı kaynağının da sıcak yüzeyler ile sürtünme, darbe vb. nedenlere bağlı olarak çıkabilecek kıvılcımlar olabileceği, sıcak yüzeylerin patlayıcı maddeleri patlatmaya erişecek ısıl değere ulaşıp ulaşamayacağının tespit ve kontrolünün gerektiği, dosya kapsamında yer alan belgeler incelendiğinde ise misket laboratuvarı ve depolarda sıcaklık değerlerinin takip edildiğine yönelik herhangi bir bilgi, belge, veri, kayıt bulunmadığı, dolayısıyla bu aşamadaki sıcaklık takibinin yapılmadığı, misket laboratuvarı ve depolarda, hangi tür elektrikli ekipmanların yer aldığı, bunların patlamaya sebep olacak şekilde birer kıvılcım kaynağı olup olmadığı, bu ekipmanların patlama ve kıvılcım güvenlikli şekilde tesis edilip edilmediği, güvensiz bir durum teşkil etmeyecek şekilde tesisat kurulum ve kullanımının uygun olup olmadığına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, özellikle ilk patlamanın gerçekleştiği misket laboratuvarında, kıvılcım kaynağı olabilecek elektrikli ekipmanların neler olduğuna, bunların güvenli şekilde kullanılmasında bir sakınca olup olmadığına ve/veya güvensiz bir durum teşkil edip etmediğine yönelik herhangi bir tespit ya da değerlendirmenin yapılmadığı, işyerinin tüm binalarında ve misket laboratuvarının yer aldığı binada kullanılan makine ve tezgah, el aletleri ve diğer aksamın kıvılcım çıkarmayacak malzemeden yapılmış olması ve bunların hareketli ve demir ve çelik malzemeden yapılmış bölümlerinin patlayıcı madde ve artıkları ile temasını önlemek için tedbir alınması gerekirken, bu konuda herhangi bir tespit ve değerlendirmeye rastlanılmadığı, ilk patlamanın gerçekleştiği misket laboratuvarı dahil patlama riski olabilecek alanlardaki muhtelif elektrik techizatının alev geçirmez özellikte olup olmadığına yönelik bir değerlendirmenin yapılmadığı, misket laboratuvarında kapı, masa, sehpa, metal profiller dahil bütün metal aksamların üzerlerinde oluşabilecek ve birikebilecek statik elektriği doğrudan toprağa aktarabilecek eşpotansiyel bir topraklama yapılıp yapılmadığı veya yapılmış ise bunun uygun olup olmadığına yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, dosya kapsamında, bu alanlarda yer alabilecek iş ekipmanları, elektrik panosu ve metal aksamların her birinin topraklama ölçümlerinin yapıldığına dair herhangi bir belgenin yer almadığı, misket laboratuvarında, zeminin statik elektrik yüklenmelerini engellemeye yönelik antistatik malzeme ile kaplı olup olmadığı, bu alanlarda kullanılan koltuk, masa ve benzeri parçaların statik elektriğe karşı topraklamalarının yapılıp yapılmadığı veya bu parçaların antistatik özellikte olup olmadığına yönelik herhangi bir tespit ve değerlendirmenin yapılmadığı, acil durum yönünden; Acil Durum Eylem Planının Tahliye Talimatı bölümünde Acil Durum Toplanma Noktası olarak, Sakarya - Arifiye sınırları içerisinde yer alan ve başka bir fabrika olan Özbir Vagon Araç, Makina İmal. İnş. Tic. ve San. A.Ş.nin fabrika dinlenme alanı önü olarak belirlendiği, bu durumun da patlamanın meydana geldiği fabrikada acil durum toplanma noktasının bulunmadığını gösterdiği, yine yıllık olarak yapılması zorunlu olan tatbikatların yapıldığına dair herhangi bir kayda ulaşılamadığı, İş Sağlığı ve Güvenliği Tespit ve Tavsiye Defteri incelendiğinde; defter ve tutanakların usulüne uygun tutulmadığı ve 2020 yılına ait imzaları eksik sadece 3 adet kayıt bulunduğu, eğitim yönünden; iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin tüm çalışanlar tarafından alındığı yönünde kanaat elde edilemediği, evrak içerisinde 2020 yılına ait iş güvenliği yıllık eğitim planı bulunmadığı, işyerinin Çok Tehlikeli sınıfta faaliyet gösteren bir işyeri olmasına rağmen kayıtlarda işçilerin Tehlikeli ve Çok Tehlikeli Sınıfta Yer Alan İşlerde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik'in 6/1. maddesinde sayılan belgelerden herhangi birine sahip olmadıkları,
Açıklanan bu hususların yanı sıra dosya kapsamında yer alan ifadelerde, patlamanın gerçekleştiği günden yaklaşık üç ay öncesinden Kosova'ya gönderilmek üzere muska diye tabir edilen malzemenin üretildiği, bu malzeme için triangle isminin de kullanıldığı, malzeme içeriğinin ne olduğunun çalışanlar tarafından bilinmediği, çalışanlara belirli bir üretim miktarının ne olması gerektiğinin söylendiği ve bunun üzerine belirtilen miktara göre üretim yapıldığı, ifadelerde yer aldığı şekliyle, muska diye tabir edilen malzemenin belirli adetlerle kolilere yerleştirildiği, bu kolilerin bazılarında nemlenme olduğu ve bunun tespiti üzerine nemin giderilmesi amacıyla kurutmanın yapıldığı, muska diye tabir edilen malzeme ile ilgili olarak dosya kapsamında yapılan incelemede; dosyada yer alan ifadelerde muskanın içeriğine yönelik bir beyan olmadığı, dosyadaki formül defteri incelendiğinde, hangi bileşenlerden oluştuğunu gösterir herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, patlayıcı madde üretim ve satış defteri ile patlayıcı madde depo giriş - çıkış ve kontrol defterinde faklı adlarda (meşâle topaç, ufo, füze, çat pat, torpil, sis bombası vs.) patlayıcı adlarının yer aldığı, muska adında herhangi bir malzeme yer almadığı gibi ifadelerde diğer adının triangle olarak belirtildiği ve yine bu isimli herhangi bir malzemenin de yer almadığı, dosya kapsamında yer alan msdsler (malzeme güvenlik bilgi formu) incelendiğinde, farklı patlayıcı malzemelere ait dosyalandırmaların yapıldığı, bu dosyalarda ilgili patlayıcı malzemelere ait bileşenlerin her birinin msdslerinin yer aldığı, msdsler arasında muska ya da triangle adında herhangi bir msds formunun yer almadığı, dosya kapsamında muska (triangle) olarak adı geçen belgelerin "Üretim Formu" ile "Günlük Üretim Takip Çizelgesi" belgelerinin olduğu, ilgili belgeler incelendiğinde, bu belgelerde triangle, mini triangle terimlerinin yer aldığı, belge tarihlerinin Ocak 2020 ile Temmuz 2020 arası tarihler olduğu, triangle terimlerinin Nisan 2020 itibariyle belgelerde yer aldığı, dolayısıyla triangle yani muska üretimine olay tarihinden yaklaşık üç ay öncesinden başlandığı, dosya kapsamındaki ifadelerde de muska diye tabir edilen malzemenin daha önce üretilmediğinin, olaydan birkaç gün önce üretilmeye başlandığının ve içeriğinin ne olduğunun bilinmediğinin belirtildiği, triangle ve mini triangle maliyet hesaplarının yapıldığı tabloda kullanılan ürün olarak magnelyum, alüminyum tozu, baryum nitrat, potasyum perklorat ürünlerinin belirtildiği, dosya kapsamındaki ifadelerden bazılarında, işyerinde üretilen muska diye tabir edilen bazı patlayıcı malzemelerin kurutma işlemlerinin açık havada yapıldığı beyan edilmiş olup, kurutulması yapılan malzemelerin açık havada güneşe ve güneşten kaynaklı aşırı ısıya maruz kalma ihtimallerinin değerlendirilmediği, söz konusu ısının kurutulan malzemeye herhangi bir zararının olup olmadığı, malzemeyi ısıtıp ısıtmadığı, malzemenin, yanma, parlama, patlama noktasına gelip gelmeyeceği hususlarına yönelik herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığı, dosya kapsamındaki ifadeler dikkate alındığında, muska üretiminin yapıldığı yerin patlamanın gerçekleştiği Çin Mahallesi'nde olmadığı, kurutma işleminin yemekhane karşısında boş alanda yapıldığı, dosya kapsamında bulunan güvenlik kamera görüntüsü izleme tutanağındaki tespitler de dikkate alındığında, patlamaların Çin Mahallesi diye tabir edilen alanda gerçekleşmesi ve ilk patlamanın bu alandaki misket üretim laboratuvarında meydana gelmesi nedeniyle muska diye tabir edilen malzemenin üretildiği yer itibariyle doğrudan etkisinin bulunmadığı, Çin Mahallesi'nin 100 m kadar doğusunda, havai fişek fabrika yerleşkesinin kuzeyinde imalathane yapılarının yakınında yer alan patlayıcı mamullerin muhafaza edildiği 300 m3 HA sekiz büyük depo bakımından herhangi bir olası patlama, parlama ve yangın etkilerine karşı yapısal anlamda hiçbir önlem alınmadığı, hepsinin patlamadan sonra büyük yangından kullanılamaz hâle geldikleri, söz konusu depolar arası mesafenin yaklaşık olarak 81 m bırakıldığı ve bu depolar arasında herhangi bir sütre yapılmadığı gibi güvenlik mesafelerine de dikkat edilmediği göz önünde bulundurulduğunda, bahse konu depoların inşasında en az güvenlik uzaklıklarının dikkate alınmadığı, duvarların yanmaz, sızdırmaz şekilde tasarlanmadığı, statik elektriğe karşı gerekli önlemlerin alınmadığı, Çin Mahallesi denilen üretim bölgesinde laboratuvarın yanındaki deponun ve fırının önüne iki adet farklı noktada betonarme çerçeve ile kuşatılmış yığma tuğla duvar şeklinde sütre amaçlı kalkan duvarları inşa edilmiş ise de bahse konu sütrenin 20 cm olan genişliğinin mevzuatın öngördüğü 1 m genişlikten daha az olduğu, dolayısıyla mevzuata uygun şekilde inşa edilmediği, patlayıcı maddeleri depolamak ve kullanmak için özel bir alan oluşturulması, patlama sonucu oluşabilecek hasarı en aza indirmek için depolama alanlarının yapılardan uzakta bulunması, depolama alanının iyi havalandırılmış ve rutubetten arındırılmış olmalısı, depo zemininin ahşaptan veya kıvılcım oluşturmayacak başka bir maddeden yapılmış olması, depolama alanında hiçbir alet, patlatıcı ya da herhangi bir malzeme bulunmaması, patlayıcıların kutularının açılmasında paslanmaz aletler kullanılması gerektiği hâlde, sanık ...'nın, Çin mahallesinde misket laboratuvarının olduğu yerde ...'nın çalıştığı yerin bitişiğindeki odada ilaç transfer odasının bulunduğunu, bu odanın içerisinde ateşleme, patlama ve kuyruk ilacı (havai fişek yukarı çıkarken oluşan ışığın görülmesini sağlayan ilaç) bulunduğunu, bu ilaçların misket üretimi ile alakası olmadığını, daha çok yukarıdaki imalathanelerde üretimde kullanılan ilaçlar olduğunu, ancak bu ilaçların patlayıcılık ve etki özelliği çok fazla olduğu için yukarıda daha fazla tehlike arz edeceğinden bu ilaçların fabrika sahipleri tarafından ayrı bir alan yapılmak yerine Çin Mahallesi'ndeki laboratuvar bölümündeki bu boş odada muhafaza edildiğini beyan ettiği, ayrıca, çalışma yapılan yerde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksiksiz şekilde alınıp alınmadığının kontrol edilmemesi, çalışanların güvenliklerinin kendi inisiyatifilerine bırakılması, yapılan iş sırasında iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınarak çalışma yapılıp yapılmadığının denetlenmemesi, emniyetsiz çalışmayı önleyecek gözetimin sağlanmaması hususlarının da dava konusu olayın gerçekleşmesinde etkili olduğu,
Patlamanın meydana gelmesinde sanıklar ... ve ...'un, "İş Sağlığı Ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğine göre İşveren; çalışma ortamının ve çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama, sürdürme ve geliştirme amacı ile iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır. Risk değerlendirmesinin gerçekleştirilmiş olması; işverenin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. İşveren, risk değerlendirmesi çalışmalarında görevlendirilen kişi veya kişilere risk değerlendirmesi ile ilgili ihtiyaç duydukları her türlü bilgi ve belgeyi temin eder. Yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklanan mevzuat hükümleri gereği işyerinde güvenli çalışmanın sağlanması, çalışanların sağlık ve güvenliklerinin temini işverenin görev ve sorumluluğudur. Dava konusu olayda patlayıcı madde üretimi gibi çok tehlikeli işlerin yapıldığı işyerinde güvenli çalışmayı sağlamak üzere gerekli organizasyonun yapılmaması patlama tehlikesine karşı gerekli önlemlerin alınmamış olması, özellikle yüksek risk barındıran fabrikada üretim maliyetlerini düşürmek amacıyla barut üretmek için izin başvurusunda bulunulmuş, ancak gerekli şartlar yerine getirilmeksizin fabrikada usulsüz olarak barut üretimi yapılmış, üretilen barutlar diğer piroteknik malzemelerin yapımında kullanılmış, katılan sanık ...'nın savunmalarından anlaşıldığı üzere yaklaşık 700-800 kg kadar barutun Çin mahallesinde muhafaza edildiği, Çin mahallesinin misket üretimi nedeniyle fabrikanın batı kısmında diğer üretim alanlarından daha uzak bir noktada konumlandırıldığı, buna rağmen daha büyük tehlike arz eden barut üretiminin de Çin mahallesinde yapıldığı, ayrıca ÇİN mahallesinde 3 ayrı binanın da ruhsatsız olarak yapıldığı, binaların da yeterli sağlamlıkta olmadığı, işçiler üzerinde üretim baskının olduğu, yurt dışına gönderilecek malzemelerin yetiştirilmesi için son dönemlerde pandemiye rağmen cumartesi günü dahil alınan izinle çalıştırıldığı, yukarıda izah edilen müşteki işçilerin ifadelerinde adam başı fazlaca üretim yapılması konusunda işverenler tarafından baskı yapıldığının anlaşıldığı, bilirkişi raporu ile yukarıda anlatılan fabrikadaki mevzuata aykırılıklar nedeniyle Büyük Coşkunlar Piroteknik Şirketinin ortağı ve yetkilisi olan sanıklar ... ve Ali Rıza Coşkun'un ASLİ KUSURLU oldukları mahkememizce kabul edilmiştir. Her ne kadar sanık ... tarafından yargılama süresince patlamanın neden kaynaklandığının tespit edilmediği, olayda sabotaj olma ihtimali olduğunu belirtmiş ise de, yukarıda izah ediliği üzere sabotaj iddiası nedeniyle Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada takipsizlik kararı verilmiş ve mahkememizce olayda sabotaj olduğu yönünde somut delil elde edilemediğinden patlamanın sabotaj nedeniyle yaşanmadığı kabul edilmiştir. Yine patlama sabotaj dışında insan yada çevresel kaynaklı hangi sebepten başladığı ortaya konulamasa da, burada fabrikada patlamanın yaşandığı gerçeğinin olduğu, patlamanın yaşanması veya etkisinin büyümesi noktasında ayrıntılı izah edilen sebepler nedeniyle sanıklar Yaşar ve Ali Rıza'nın açık kusurlarının bulunduğu sabit olduğu..." şeklindeki gerekçelerle asli kusurlu oldukları,
Sanıklar ... ve ...'ün, "4857 sayılı İş Kanununda belirtildiği gibi; İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. İşveren vekili hem işçi hem de işveren vekili sıfatlarını birlikte taşımaktadır. Burada işveren vekili sayılabilmek için işveren adına hareket etmek ve işyerinin yönetiminde görevli olmak kanunda aranan iki unsur olarak karşımıza çıkar. Bu kapsamda iş sözleşmesiyle bağlı olarak çalışan işveren vekili işverene karşı işçi sıfatına sahip olduğundan işveren karşısında İş Kanunu’ndan kaynaklanan tüm haklardan yararlanarak aynı Kanun’daki tüm yükümlülüklerden de sorumludur. Bu husus ayrıca İş Kanunu’nun 2/5. maddesinde 'Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.' hükmüyle açıkça ifade edilmiştir. Buna göre işveren vekili sayılmak için 'işveren adına hareket etmek' ve 'işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev almak' olmak üzere iki unsurun gerçekleşmesi gerekir. Sanık ... uzun yıllardır aynı fabrikada uzun yıllardır çalışması nedeniyle fabrikanın idari işleyişi ve hatta üretim konusunda tecrübe sahibi olmuş, bu nedenle de fabrikanın sahipleri Yaşar ve Ali Rıza'nın fabrikada bulunmadığı anlarda fabrikanın işleyişinde söz sahibi olmuştur. Sanık ... de aynı şekilde fabrikada uzun süredir çalışması ve tecrübesi nedeniyle üretim alanında piroteknik ürünler olan volkan, torpil, gök bombası gibi çeşitli üretim bölümlerindeki usta işçilerin usta başı olarak görev almış, üretim konusunda idare ile işçiler ve usta işçiler arasında iletişim kurmuş ve gerektiğinde üretimle ilgili talimatlarda bulunmuştur. Burada sanık ... işyerinde şirket ortakları Yaşar Çoşkun ve Ali Rıza Ergenç Çoşkun'un bulunmadığında işyerinin yönetiminde söz sahibi olduğu, üretim ve idari konularda emir ve talimat verdiği, doğrudan şirket ortaklarını temsil ettiğine ilişkin diğer sanıklar ve müşteki işçilerin çokça beyanları bulunmaktadır. Bu nedenle sanık ... ve ...'ün dosyada mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden işçilerin güvenlik kurallarına uygun çalışmalarını sağlamak üzere yönlendirmemeleri, uygun iş dağılımı yapılmaması, denetim ve gözetim görevini yerine getirmemeleri nedeniyle olayın meydana gelmesinde TALİ KUSURLU oldukları..." şeklindeki gerekçelerle tali kusurlu oldukları,
Sanıklar ... ve ...'nın, "Sanıklar ... ve ... ise kimyager olarak fabrikada çalışmaya başladıkları, 14.12.2014 tarihinde fabrikada şirket tarafından tamirat işleri için anlaşılan Yılmaz Şapoğlu'nun ölümü ile sonuçlanan, mahkememizin 2015/240 esas sayılı dava dosyasında yargılaması yapılan olay sonrası sanık ... ve katılan sanık ...'in fabrikanın sorumlu müdürleri olarak çalışmaya başladıkları, fabrikada fiilen üretim bakımından ilgili bölümlerden sanık ..., Çin mahallesi diye adlandırılan fabrikanın batısında yer alan, misket depoları, misket fırını, fırın, volkan kurutma fırını, eleme binası, misket laboratuvarı, ilaç eleme yeri, idari bina ve barut imalathanesi için kullanılan soruşturmada hazırlanan krokide adlandırılmış 13 nolu bina ve boş bina olmak üzere toplam 14 yapının yer aldığı, Çin mahallesi denilen bölümün idaresi daha önce beyanları alınamayan Çin ülkesi vatandaşı olan Yang Weibing isimli kişiye ait olduğu, fabrikada Yang usta olarak anıldığı, piroteknik (bkz. Piroteknik maddelerin belgelendirilmesi, piyasaya arzı ve denetlenmesi hakkında yönetmeliğin 3/j maddesine göre Piroteknik madde: Isı, ışık, ses, gaz veya duman veya bu tür etkilerin kombinasyonunu kendiliğinden egzotermik kimyasal reaksiyonlar vasıtasıyla oluşturmak için tasarımlanan patlayıcı maddeler veya patlayıcı maddelerin karışımını içeren herhangi bir madde tanımlamaktadır.) malzemelerin üretimi konusunda bilgi sahibi olduğu, Yang usta Çin mahallesinde piroteknik malzemelerin üretiminde çalıştığı, mesul müdür ... ile Çin mahallesinin işleyişini yürüttüğü, ...'ın ise Çin mahallesi dışındaki üretim bölümlerinden sorumlu olduğu, bu fiili paylaşımın fabrikanın fiziki şartları ve üretim aşamaları nedeniyle kendiliğinden oluştuğu, her ne kadar sanıklar sadece evrak üzerinde sorumlu müdür olarak göründüklerini, tüm emir ve talimatları şirket ortakları dışında sanık ... tarafından verildiğini, bu nedenle kusurlarının olmadığını ileri sürmüş iseler de, sanıkların noterde müdür sıfatı ile yetki aldıkları, fabrikada özgür iradeleri ile işçi alma ve işten çıkarma yetkileri yoksa da Yönetmeliği'ne göre; sorumlu müdürün işyerinde üretimle ilgili görev ve sorumlulukları yanında 'müessesede işçilerin, personelin ve çevrede oturan hayat ve sağlıklarını koruyucu tedbirleri almak' görev ve sorumluluğu da bulunmaktadır. Bu durumda işyerinde güvenliği teminen gerekli prosedürlerin oluşturulmamış olmasında işyerinin sorumlu müdürü olan kişilerin de kusuru bulunmaktadır.Bu nedenlerle işyerinde mesul müdür olarak görevlendirilen ... ve ...'nın TALİ KUSURLU olduğu..." şeklindeki gerekçelerle tali kusurlu oldukları,
Sanık ... Bozkurt'un, "Sanık ... Bozkurt'un Özdemir OSGB bünyesine bağlı olarak 2018 yılı Ekim ayında sorumlu olduğu dava dışı diğer beş firma ile birlikte Çoşkunlar firmasına B sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği uzmanı olarak atandığı, patlamadan yaklaşık 1,5 ay önce çalıştığı Özdemir OSGB'din istifa ettiği, işyerinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu gereğince işyerinde göreviyle ilgili mevzuat ve teknik gelişmeleri göz önünde bulundurarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eksiklik ve aksaklıkları, tedbir ve tavsiyeleri belirler ve işverene yazılı olarak bildirmekle sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki ifadelerde iş güvenliği uzmanı Aslı BOZKURT'un; patlamanın gerçekleştiği Çin Mahallesi olarak adlandırılan bölüme hiç gitmediği beyan olup adı geçenin kendi ifadesinde de 'Çin mahallesi olarak adlandırılan fabrikanın bu bölgeye çok fazla gitmememin sebebi burada çalışan ...'nın işini çok iyi yapan ve aynı zamanda iş güvenliği uzmanı olan biri olması nedeniyledir' beyan ettiği görülmektedir. Dosya kapsamında yer alan İş Sağlığı ve Güvenliği Tespit ve Tavsiye Defteri incelendiğinde, iş güvenliği uzmanı Aslı BOZKURT'un patlamanın gerçekleştiği Çin Mahallesi olarak adlandırılan bölüme ilişkin herhangi bir tespit ve önerinin bulunmadığı hususu, çalışanların ve kendi ifadesi de dikkate alındığında, adı geçenin Çin mahallesi olarak adlandırılan bölümde riskleri tespit ederek iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tespit ve önerilerde bulunmadığı ve/veya gerekli özeni göstermediği, bu haliyle de iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmediği değerlendirilmektedir. İş Güvenliği uzmanı Aslı BOZKURT'un; işyerinde patlamaya sebep olabilecek bütün kaynaklar dikkate alımarak risk değerlendirmesi yapılmaması, iş güvenliği ile ilgili tespit edilen hususların deftere yazılmaması, Çin Mahallesi bölümünde inceleme vb. denetim yapılmaması, misket üretim yeri ile ilgili olarak hiçbir eksiklik ve tespite yer verilmemiş olması nedeniyle TALİ KUSURLU olduğu olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanununun 38’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan '1/7/2020' ibaresi '31/12/2023' şeklinde değiştirilmiştir. Buna göre, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 50'den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri ile kamuya ait işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirilmesine ilişkin hükmünün yürürlüğü 31.12.2023 tarihine ötelenmiştir. Ayrıca 31.12.2023 tarihine kadar B sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları çok tehlikeli sınıfta, C sınıfı belgeye sahip iş güvenliği uzmanları da tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde görevlendirilebileceklerdir. Bu nedenle çok tehlikeli sınıfta bulunan fabrikada sanık ...'nın B sınıfı iş güvenliği uzmanı olarak çalışması kusur durumu bakımından aleyhe değerlendirilmemiştir." şeklindeki gerekçelerle tali kusurlu olduğu,
Sanıkların eylemleri ile ilgili olarak olası kast ya da bilinçli taksir hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeden önce dava konusu olayın yaşandığı fabrikada daha önce gerçekleşen başlıca iş kazaları ile idari denetim ve cezalara değinmek gerektiği, bu kapsamda; aynı firmaya ait fabrikada, 17.08.2009 tarihinde meydana gelen ve bir kişinin ölümü ile şikayeti bulunmayan 39 işyeri çalışanının yaralanmalarıyla sonuçlanan patlama üzerine Hendek Cumhuriyet Başsavcılığınca 2009/1584 soruşturma numaralı dosyası üzerinden adli soruşturma başlatılıp, Hendek Cumhuriyet Başsavcılığının 29.07.2011 tarihli ve 2011/655 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 29.09.2009 tarihinde fabrika çalışanın demir makas ile fitil kesme işlemi yaptığı esnada fitillerin alev alması sonucu meydana gelen patlama neticesinde ölmesi ve şikayeti bulunmayan bir kişinin yaralanması üzerine başlatılan adli soruşturma ve yapılan yargılama sonunda, Hendek Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.12.2012 tarihli ve 2011/253 Esas, 2012/36 Karar sayılı kararı ile diğer sanıklarla birlikte sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, 22.11.2010 tarihinde fabrikanın fitil kesme bölümünde çalışan Ufuk isimli şahsın işyerinde çalıştığı esnada kesilen fitilin alevlenmesi sonucu meydana gelen yangında hayati tehlike geçirecek şekilde yaralanması üzerine Hendek Cumhuriyet Başsavcılığınca 2011/9 soruşturma numaralı dosyası üzerinden adli soruşturma başlatılıp, Hendek Cumhuriyet Başsavcılığının 06.02.2013 tarihli ve 2013/143 Esas sayılı iddianamesi ile sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan kamu davası açıldığı, 11.02.2011 tarihinde fabrikada kızkaçıran pres bölümünde meydana gelen patlama nedeniyle fabrikada çalışmakta olan bir kişinin ölümü ve birden fazla kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan olayla ilgili olarak, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2017 tarihli ve 2015/348 Esas, 2017/117 Karar sayılı kararı ile diğer sanığın yanı sıra sanık ...’un bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkûmiyetine karar verildiği, 14.12.2014 tarihinde fabrikada şirket tarafından tamirat işleri için anlaşılan Yılmaz isimli şahsın spiral makinası ile beton içerisinden çıkan demiri kesmeye başladığı esnada spiral makinasından çıkan kıvılcımların üretim binasında bulunan patlayıcı kimyasalları tutuşturması sonucu meydana gelen patlama neticesinde adı geçenin ölümü ve şikayetçi bir kişinin yaralanması üzerine Hendek Cumhuriyet Başsavcılığınca adli soruşturma başlatılıp, 2014/3865 soruşturma numaralı dosyası üzerinden fezleke hazırlanarak, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.06.2015 tarihli ve 2015/4297 Esas sayılı iddianamesi ile diğer sanığın yanı sıra sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı TCK’nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan kamu davası açıldığı, ayrıca; bahse konu firmayla ilgili 2007 - 2012 yılları arasındaki ruhsat döneminde tüzük hükümlerine aykırı davranmaktan 7 adet ceza uygulandığı, bu cezaların 6 adedinin kapatma (toplam 17 gün), 1 adedinin uyarma olduğu, 2017 - 2020 ruhsat dönemi içerisinde ise 9 adet ceza uygulandığı, bu cezaların 5 adedinin uyarma, 4 adedinin ise kapatma (toplam 16 gün) olmak üzere 2007 - 2020 yılları arasında toplam 16 adet cezanın uygulandığı,
Sanıkların eylemleri ile ilgili olarak olası kast ya da bilinçli taksir hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığına gelince; sanıklar ... ve ...'un şirket ortakları ve fabrika sahipleri olarak kusur durumları, yine sanık ...'nun fabrikada iş ve işleyişte işverenler gibi söz sahibi olup, işveren vekili olması, sanıklar ..., ... ve ...'nun fabrikada almaları gereken tedbirleri almamaları, daha önce aynı fabrikada meydana gelen iş kazalarına ve fabrikanın taşıdığı yüksek riske rağmen izinsiz barut üretimi, ruhsatsız yapı vb. usulsüz uygulamalara devam etmeleri, önceki olaylardaki kusurların mahkeme kararları ve bilirkişi raporları ile tespit edilmesine ve patlama veya kaza riskinin açıkça öngörülmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması nedenleriyle sanıklar ..., ... ve ...'nun bilinçli taksirle hareket ettikleri, ancak, adı geçen sanıkların fabrikanın bu denli büyük patlama ile kullanılamaz hâle gelmesini doğrudan veya dolaylı olarak istemelerinin mümkün olmadığı, bu durumun hayatın olağan akışına, akla ve mantığa uygun düşmediği, neticeyi engelleyici tedbirleri almamalarının suçun manevi unsurunun belirlenmesinde tek başına ele alınamayacağı, neticenin ortaya çıkmasını önleyici güce sahip tedbirlerin sanıklar tarafından bilinmesine rağmen bir yönetim politikası olarak gerçekleştirilmediği, fabrikadaki patlama riskinin yüksek olduğunu bilerek gerekli önlemleri almadan üretime devam edildiği, açıklanan nedenlerle sanıklar ..., ... ve ...'nun eylemlerinde olası kastın uygulama koşullarının oluşmadığı, diğer sanıklar ..., ..., ... ve Aslı Bozkurt bakımından ise adı geçen sanıkların daha önceki olaylarda görev ve sorumluluklarının bulunmaması, idari konularda doğrudan karar verme hak ve yetkilerinin olmaması nedeniyle meydana gelen neticeyi öngörmeleri gerektiği hâlde gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek öngöremeyen sanıklar ..., ..., ... ve Aslı Bozkurt'un eylemlerinin basit taksir düzeyinde kaldığı,
Sonuç olarak 7 kişinin ölümüne ve çok sayıda kişinin yaralanmasına neden olan sanıklar ..., ... ve ...'nun 5237 sayılı TCK'nın 85/2 ve 22/3. maddeleri gereği, sanıklar ..., ..., ... ve Aslı Bozkurt'un ise 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesi gereği taksirle öldürme suçundan ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiği,
Kabul edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş, hakkında Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.03.2017 tarihli ve 2015/348 Esas, 2017/117 Karar sayılı kararı ile taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle mükerrir olan sanık ...'a 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, kovuşturma evresinde şikâyetlerinden vazgeçen mağdurlar lehine de vekâlet ücreti takdir edilmesi, kendilerini vekil ile temsil ettiren katılanlardan bazıları lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesi, duruşma kaydının çözümü için bilirkişiye ödenen ücretin sanıklardan tahsiline karar verilerek sanıklara fazla yargılama gideri hükmedilmesi biçiminde tespit edilen hukuka aykırılıkların ise 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a ve 303/1. maddeleri uyarınca düzeltilebilir nitelikte yanılgılar olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin kararındaki sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hukuka aykırılıkların düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.