Yargıtay 7. Ceza Dairesi · E. 2024/4046 · K. 2024/10940
7. Ceza Dairesi 2024/4046 E. , 2024/10940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/1956 E., 2024/57 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi, usul ve kanuna aykırı verilen hükmün bozulmasına ilişkindir.
II. GEREKÇE
Olay tutanaklarına göre, 31.10.2013 tarihinde kolluk kuvvetlerince Kilis Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1573 Değişik İş sayılı önleme araması kararına istinaden sanık ...'un sevk ve idaresindeki ....plakalı araçtan şüphenilmesi üzerine durdurularak yapılan aramada, toplam 575 karton kaçak sigara ele geçirilmiştir. 13.11.2013 tarihinde ...'na ait olan, ancak damadı sanık ...'un depo olarak kullandığı iş yerinde kaçak sigara olduğuna dair ihbar üzerine alınan Nizip Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/1737 Değişik İş sayılı adlî arama kararına istinaden yapılan aramada ise, 22 adet kolide toplam 1.150 karton kaçak sigara ele geçirilen olayda, sanık ... hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle ayrı ayrı kamu davaları açılmış ve açılan kamu davalarının birleştirilmesine karar verilmiştir. Sanık savunmalarında, üzerine atılı olan suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiştir. Kaçak eşyaya mahsus tespit varakalarında belirlenen gümrüklenmiş değerlerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "normal değer" aralığında oldukları anlaşılmıştır. Mahkemece, netice ceza itibarıyla sanık hakkında kurulan hüküm içeriği göz önüne alındığında tebliğnamedeki bozma görüşüne iştirak olunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki bilgi ve belgelerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığından sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak, Mahkemece, 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi delaletiyle 3/5. maddesi uyarınca verilen 1 yıl 6 ay hapis ve 100 gün adlî para cezasından 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesi gereği 1/2 oranında arttırım yapılarak sanığın 1 yıl 15 ay hapis ve 150 gün adlî para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken mahkemece maddi hesap hatası yapılarak 1 yıl 15 ay hapis ve 17 gün eksiği ile, 133 gün adlî para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, verilen cezadan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında arttırım ve aynı Kanun'un 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 155 gün adlî para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, Mahkemece 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 138 gün adlî para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği ve 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi gereği netice adlî para cezası hesaplanırken sanığın neticeten 3.100,00 TL adlî para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken 2.760,00 TL adlî para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, sanığa maddi hesap hatası sonucu eksik adlî para cezası verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 322/6. maddesi gereği, söz konusu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.