III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarih ve 2018/34 Esas, 2020/258 Karar sayılı kararıyla; erkeğin, kadını ortak konuttan kovduğu, zaman zaman aşağıladığı, yatağını ayırdığı, ilgisiz olduğu, kadının ise birlik görevlerini ihmal ettiği, erkeğin ailesini istemediği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın da kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, ortak çocuklar ..., ...'nın velâyetinin anneye verilmesine ve ortak çocuklarla baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk ...'nın velâyetinin babaya verilmesine ve ortak çocukla anne arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuklar ..., ... yararına ayrı ayrı aylık 300,00 TL tedbir nafakası, 300,00 TL iştirak nafakası, kadın yararına aylık 400,00 TL tedbir nafakası, 400,00 TL yoksulluk nafakası, 20.000,00 TL maddî tazminat, 20.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli ek kararıyla; kadının davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı erkek mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 02.04.2021 tarih ve 2021/470 Esas, 2021/528 Karar sayılı kararıyla; "...Hükümden sonra karar henüz kesinleşmeden davalı - karşı davacı erkeğin 02.10.2020 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Boşanma kararı kesinleşmeden davalı - karşı davacı erkeğin ölümü üzerine evlilik ölümle sona ermiştir. Davacı - karşı davalı kadın 05/10/2020 tarihli dilekçesiyle davasından feragat etmiş, İlk Derece Mahkemesince de 09.10.2020 tarihli ek karar ile kadının davasının feragat nedeni ile reddine karar verilmiştir. Evlilik ölümle sona erdiğinden davacı - karşı davalı kadının davadan feragati sonuç doğurmaz. Bu sebeple davacı - karşı davalının davasının feragat nedeni ile reddine dair 09.10.2020 tarihli ek kararın isabetli olmadığı görülmekle anılan ek kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. İstinaf incelemesi sırasında ölen davalı - karşı davacının bir kısım mirasçıları tarafından verilen dilekçe ile davalı - karşı davacı ...'un boşanma kararı verildikten sonra vefat ettiğini, mirasçıları ... ve ...'un miras bırakan babası ...'un açmış olduğu boşanma davasını takip etmek istediklerini, mirasçı olarak davayı takip etme taleplerinin kabulü ile evlilik birliğinin ölümle son bulması nedeniyle davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi, davacı - karşı davalının kusurlu olduğunun tespitine, kadının mirasçılıktan çıkartılmasına karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır. Bir kısım mirasçılar vekili tarafından verilen dilekçe ile, davacı - karşı davalı kadının kusurunun belirlenmesi bakımından mirasçıların davaya devam iradesi bulunmaktadır. Bu durumda Türk Medeni Kanununun 181/2. maddesi gereğince davacı - karşı davalı kadının kusurlu olup olmadığının tespiti ve bu hususta bir karar verilmek üzere hükmün kaldırılması gerekmiştir. Mahkemece yapılması gereken iş, evlilik birliğinin davalı - karşı davacı erkeğin ölüm tarihinde sona erdiğinden her iki boşanma davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, davacı - karşı davalının boşanmaya sebep olan olaylarda boşanmaya sebebiyet verecek şekilde kusurlu olup olmadığı yönünde tespit kararı vermekten ibarettir. Davalı - karşı davacı mirasçılarının istinaf taleplerinin esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 ve 355/1 maddeleri gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamının kaldırılarak, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılıp sonucu uyarınca yeniden bir karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." içeren gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin "asıl davanın feragat nedeni ile reddine" dair 09.10.2020 tarihli ek kararının kaldırılmasına, davalı - karşı davacı erkek mirasçıları ... ve ... vekillerinin asıl karara ilişkin istinaf taleplerinin esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamının kaldırılmasına, dosyanın karar gerekçesine uygun şekilde yargılama yapılıp sonucu uyarınca bir karar verilmek üzere kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C.İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2022 tarih ve 2021/288 Esas, 2022/234 Karar sayılı kararıyla; yargılama sırasında erkeğin vefat etmesi sebebiyle konusuz kalan boşanma davaları hakkında karar verilmesine yer olmadığına, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
D.Bölge Adliye Mahkemesinin İkinci Gönderme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı erkek mirasçıları vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 15.02.2023 tarih ve: 2023/22 Esas, 2023/193 Karar sayılı kararıyla; "...Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince verilen kararın gerekçe bölümünde "...davalının eve tabanca ile gelerek davacıyı boşanmaya zorladığı, evdeki eşyaları kırıp döktüğü, ve davacıyı evden kovduğu, kapıyı kilitleyerek açmadığı, davacının ise davalının akrabaları ile görüşmek istemediği, toplanan delillerden anlaşılmış olup, bu durumda evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve ortak hayatın çekilmez hale gelmesinde ağır kusurlu eşin davalı karşı davacı olduğu ve tarafların evliliğinin ölümle son bulduğu anlaşıldığından davacının kusurlu olmadığının tespitine..." denilmek sureti ile her iki tarafa da kusur verilerek davalı - karşı davacının ağır kusurlu olduğunun belirtildiği halde gerekçenin devamında davacı - karşı davalının kusurlu olmadığının ifade edildiği ve hükümde asıl dava yönünden davacının karşı dava yönünden karşı davalının kusurlu olmadığının tespitine denilerek kusura dair gerekçenin kendi içinde ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı görülmüştür. Mahkeme, toplanan tüm delilleri değerlendirerek hangi vakıaları kusur olarak nitelendirdiğini ve kusur derecelerini denetime elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklamak zorundadır. Bu bakımdan ilk derece mahkemesince verilen karar çelişkili olduğu gibi yeterli açıklıkta olmadığından, kararın istinaf denetimini yapma olanağı bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince yapılacak iş; tüm deliller, iddia ve savunma birlikte değerlendirilerek, özellikle Anayasanın 141/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 27 ve 297. maddeleri kapsamında vardığı yargıyı içerir ve denetlenebilir gerekçe ve hüküm oluşturmak olmalıdır. Sonuç itibariyle; davalı - karşı davacı mirasçıları ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355/1 ve 353/1-a-6 maddeleri gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının tamamının kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalı - karşı davacı mirasçıları ... ve ... vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir..." içeren gerekçesiyle davalı - karşı davacı erkek mirasçıları vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamının kaldırılmasına, dosyanın kararda belirtilen gerekçeye uygun şekilde bir karar verilmek üzere kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
D.İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; erkeğin, kadını tehdit ettiği, ortak konutun eşyalarına zarar verdiği, kadını ortak konuttan kovduğu, kadının ise erkeğin akrabaları ile görüşmek istemediği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu, yargılama sırasında erkeğin vefat ettiği ve boşanma davalarının konusuz kaldığı gerekçesiyle her iki dava hakkında da karar verilmesine yer olmadığına, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının az, erkeğin ise ağır kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir.