IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekili istinaf dilekçesi ile müvekkili şirketin Manisa Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün 163362.45 sicil numarasında işlem gören Özel Akhisar Bahçeşehir Kolejinin işletmecisi olduğunu, T.C. ... Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından yapılan teftiş sonucunda 29.07.2022 tarihli ve 11145/İNC/22 sayılı inceleme raporunun düzenlendiğini, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 92/3 üncü maddesi gereğince rapora, tutanaklara ve raporun işçi alacaklarına ilişkin kısımlarına karşı itiraz ederek dava açmış iseler de İzmir 19. İş Mahkemesinin 21.11.2023 tarihli kararı ile müfettiş tespitlerinin aksini kanıtlayacak herhangi bir delil, belge sunulmadığından ve tanık dinletilmediğinden davanın reddine karar verdiğini, kararın usul ve Yasa'ya aykırı olduğundan istinaf yoluna başvurduklarını, 29.07.2022 tarihli ve 11145/İNC/22 sayılı inceleme raporu ile 01.03.2020 - 01.07.2021 dönem aralığı yönünden kısa çalışma ödeneği ve nakdi ücret desteğine aykırılık iddiası kapsamında inceleme yapıldığını, rapordaki tespitlerin gerçeği yansıtmadığını, Mahkeme kararının müfettişin tespitlerinin aksinin ispatlanamadığı yönünde ise de müfettişin tespitlerinin somut verilere dayanmadığını, müfettişin tespitlerinin tamamen çıkarımlara dayandığını, inceleme raporunda tüm öğretmen ve çalışanların ifadesinin bulunduğunu, müfettişin dinlediği çalışanların beyanlarının Mahkemece kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, müfettişin, öğretmenlerin aylık 30 gün olan çalışma sürelerini kendince bir formül ile değiştirerek haftalık 32,5 saat olarak hesap ettiğini, kanuni olarak 30 gün olan aylık çalışma süresini kendince saatlik hesaba çevirdiğini ve 30 gün olması gereken çalışma süresini soyut tespitlerle düşürme yoluna giderek kısa çalışma ödeneği ve nakdi destek yardımına aykırılık tespit ettiğini belirttiğini, bu tespit sonucunda haftada 32,5 saat çalışan bir işçinin aylık 30 gün değil bazen 28 bazen 29 gün çalıştığı belirtilerek idari para cezası uygulandığını, alışılagelenin dışında davalı Bakanlığın işçilerin fazla çalıştırıldığından değil az çalıştırıldığından bahisle ceza uygulanmasına sebebiyet verdiğini, raporun incelemeler kısmında belirtildiği üzere mevzuata aykırı hiçbir husus tespit edilemediğini, işçilerin ücreti ile bankaya ödenen ücretlerin uyumlu olduğunun tespit edildiğini, elden ödeme yapıldığına dair bir tespit yapılamadığını, yine iş yerinde işçilerin ve öğretmenlerin aylık brüt ücret ile çalıştığının tespit edildiğini, Kurumlara bildirilenler ile işveren kayıtlarının da uyumlu olduğunun tespit edildiğini, kısa çalışma ödeneğinin günlük hesaplanırken öğretmenlerin haftalık 32,5 saat çalıştığı varsayımı ile aylık 30 gün olan çalışma süresini düşüren müfettişin çıkarımının hatalı olduğunu, bu çıkarım nedeni ile öğretmenlerin çalışma süresinin 30 günden daha az olduğunu, bu çıkarımın sonucunda da haksız olarak yararlanılan kısa çalışma ödenekleri olduğunun düşünüldüğünü, öğretmenlerin çalışma süresini haftalık 32,5 saat olarak tespit eden müfettişin, bu tespitinin sonucu olarak da işçilere eksik ücret ödendiğini ve işçilerin sigorta prim gün sayıları ile prime esas kazanç tutarlarının SGK'ya da eksik bildirildiğini belirttiğini, yapılan tespitlerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, işçinin çalışma süresinin daima 30 gün olarak kabul edilip bunun 20 günü kısa çalışma ödeneğinden yararlandırılmış ise 10 gününün işveren tarafından bildirildiğini, müfettişin ise haftalık ders sayısını hesaplayarak 20 gün olan kısa çalışma ödeneğine esas günü 18 veya 19 güne düşürdüğünü, aradaki 1 - 2 günlük fark kadar müvekkiline cezai yaptırım uygulanmasına ve işçilerin eksik ücret aldığına karar verdiğini, bu tespitlerin yanlış olduğunu, müfettişin tespitlerinin tamamen çıkarımlara dayalı olduğunu ve somut hiçbir veri içermediğini, incelemenin yapılmasından 2 sene öncesine ait tespitlerin somut veriler içermesi ve hukuki olması gerektiğini, bahsi geçen tespitlerin hiçbir geçerliliğinin olmadığını, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 41 inci maddesine göre haftalık kırkbeş saati aşan çalışmaların fazla çalışma sayıldığını, fazla çalışma yaptığını iddia eden işçinin bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, 45 saati aşmayan çalışmaların normal çalışma süresi olduğunu, çalışma saatinin 45 saate ulaşmasının zorunluluk olmadığını, Kanun'un sadece üst sınırı belirlediğini, müfettişin ise işçilerin haftalık en az 45 saat çalışması gerektiği sonucuna ulaşarak işlem tesis ettiğini, işçilerin haftalık 32,5 saat çalışmasının da ayrıca Kanun'a aykırı bir husus olmadığını, müfettişin de tespit ettiği üzere iş yeri kayıtları ile banka kayıtlarının uyumlu olduğunu, çalışanların ihtirazi kayıtsız ücret bordrolarında imzalarının bulunması, iş yeri kayıtları ile banka kayıtlarının uyumlu olması, çalışanların kendilerinin fazla çalıştırıldığına ya da ücretlerinin eksik ödendiğine dair itiraz ve beyanlarının olmamasının müfettişin tespitlerini de boşa çıkardığını, 4857 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi gereğince "hasta, izinli veya sair nedenlerle mazeretli olduğu hallere bakılmaksızın her ay tam olarak maktu bir aylık ücretin işçiye ödeneceğini kararlaştırmış olabilirler. Bu durumda, içinde bulunulan takvim ayının kaç gün olduğuna bakılmaksızın işçiye her ay için sabit bir ücret ödenecektir." öğretmenler ile şirket arasındaki iş sözleşmelerinin 10. maddesinin Kanun'daki düzenlemeye uygun şekilde "işçinin aylık brüt ücreti ... TL dir. İşçinin ücreti kural olarak bankaya yatırılır" şeklinde olduğunu, sosyal güvenlik uygulamalarına göre de; ay / dönem içindeki çalışmaları tam olan sigortalıların prim ödeme gün sayılarının, ay / dönemin kaç gün olduğuna bakılmaksızın 30 gün olarak sisteme girildiğini, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin prim ödeme gün sayısı ve günlük kazanç başlıklı 100 üncü maddesinde "(1) Sigortalının aynı ay içinde birden fazla işyerinde çalışması hâlinde, o aydaki toplam prim ödeme gün sayısı 30 günü geçemez.(2) Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olup bir ay içinde tam çalışan ve buna göre ücret alan sigortalının prim ödeme gün sayısı, ayın kaç gün olduğuna bakılmaksızın 30 gün üzerinden bildirilir. Ay içinde işe alınan sigortalının prim ödeme gün sayısı, işe başladığı tarih ile ayın kalan günleri kadar, işten ayrılan sigortalının prim ödeme gün sayısı ise o ayda çalıştığı gün sayısı kadar Kuruma bildirilir" denildiğini, Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü tarafından her yıl açıklanan prime esas kazançların alt ve üst sınırlarına ait tutarlarda, sigorta primine esas aylık kazanç alt sınırı hesabında, günlük kazanç alt sınırı (günlük asgari ücret tutarı) ile 30 gün çalışılması halinde elde edilen tutar çarpılarak bulunan tutar üzerinden prim alınacağının da açıkça belirtildiğini, bazı aylar 30, bazı aylar 31 ve bazı ayların da daha az günden oluşabileceğini, bu bakımdan 31 gün çeken aylar için bir gün eksik ücret ödendiği sonucuna varılamayacağını, müvekkili Kurumda aylık ücret ödendiğini, ders saatine bakılmadığını, ücretin asgari ücretten az olamayacağı için müfettişin tespitlerinin de hatalı olduğunu, müfettişin tespit ettiği hesaplamaya itibar edilmesi halinde öğretmenlere haftalık 32,5 saat karşılığı ders saati kadar ödeme yapılması gerektiğini, bu tutarın asgari ücretten az da olabileceğini yahut müfettişin çıkarımına göre öğretmenin izinli olduğu hafta hiç derse girmeyen öğretmene hiç ücret ödenemeyeceği sonucunun çıktığını, 5510 sayılı Kanun uygulamasında da görüleceği üzere her ay 30 gün SGK primi ödendiği gibi yıllık prim ödeme gün sayısının 360 gün olarak kabul edildiğini, nitekim işçiler ile imzalanmış iş sözleşmesindeki hükümlerin de bu doğrultuda olduğunu, işçilerin eksik ücret ödendiğine dair taleplerinin olmadığı gibi hesap pusulalarında da imzalarının olduğunu, incelemenin; raporda da belirtildiği üzere ... isimli bir şahsın "Akhisar Bahçeşehir Kolejinde pandemi sürecinde tüm öğretmenlerin ücretsiz izinde gösterildiği fakat çalıştırıldığı, bu sistem sayesinde haksız kazanç elde edildiği" şikayeti üzerine başlatıldığını, ... isimli şahsın müvekkili şirket yetkilisi ... Dereköy ile husumetli olduğunu, aralarındaki husumetten dolayı böyle bir şikayette bulunduğunu, tüm dünyada etkin olan covid-19 corona virüs sebebi ile eğitim öğretim sistemi ve okulların uzun bir süre faaliyetlerine ara verdiğini, kısıtlamalar ve Hıfzısıhha Kurulu kararları doğrultusunda eğitim öğretimin sürdürülmeye çalışıldığını, bir dönem tamamen kapanan eğitim öğretim Kurumlarının bir dönem online ders yöntemi ile faaliyette bulunduğunu, Bakanlık, İl Müdürlüğü ve Hıfzısıhha Kurulu kararları doğrultusunda çalışma faaliyetlerini sürdürdüğünü, pandemi döneminde okulların kapalı olduğu, eğitim ve öğretime ara verildiği, öğrencilerin ve öğretmenlerin maddi manevi açıdan zarara uğramaması adına tüm önlemlerin alındığı düşünüldüğünde idarenin tespitlerinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, öğrencilere online eğitim verilerek eğitim hayatlarının sekteye uğramaması sağlanırken öğretmenlere de ücretlerinin gerek kısa çalışma ödeneğinden faydalanılarak gerek nakdi yardım desteğinden faydalanılarak gerek müvekkili şirketçe tamamlanarak mağdur olmalarının önüne geçildiğini, davalının dahi teftiş raporunda müfettiş tarafından tespit edilen hususun ne olduğunu, hangi kısmının hukuka aykırı olduğunu tam olarak tespit edemediğini, "nakdi ücret desteğinden yararlandırılan işçilerin fiilen çalıştırıldığı tespit edilmiştir" şeklinde davaya cevap verdiklerini, cevap dilekçesinin davalı Kurum tarafından bağlayıcı olduğundan davanın sırf bu beyan nedeni ile kabulü gerektiğini, teftiş yapılan yerin bir eğitim öğretim Kurumu olduğunu ve okulların pandemi döneminde kapatıldığı için fiili olarak çalışmadıklarını, müfettişin tespit ettiği hususun ise nakdi ücret desteğinden yararlandırılan işçilerin fiilen çalıştırılmadığı olduğunu, bunun yanında 4447 sayılı Kanun'un geçici madde 32 "(Ek:3/11/2022-7420/14 md.) Yeni Koronavirüs (Covid-19) sebebiyle işverenlerin yaptıkları zorlayıcı sebep gerekçeli kısa çalışma başvurularının alınması, değerlendirilmesi ve ödenmesine ilişkin işlemler ile nakdi ücret desteği işlemleri hakkında Bakanlık ve Kurum personeline herhangi bir sorumluluk yüklenemez. Bu kapsamda Yeni Koronavirüs (Covid-19) sebebiyle ödenen kısa çalışma ödeneği ile nakdi ücret desteği ödemelerinde hatalı işlemlerden kaynaklanan fazla ve yersiz ödemeler ile nakdi ücret desteğinden yararlanan işçinin başvuruda bulunduğu işveren tarafından fiilen çalıştırıldığının tespiti hâlinde işverene uygulanan idari para cezalarından bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla tahsil edilmemiş olanlar terkin edilir. Tahsil edilenler iade veya mahsup edilemez. Bu alacaklarla ilgili başlatılmış takip ve tahsil işlemlerine devam edilmez, yargı mercilerine intikal etmiş olan dosyalarda Kurum ve Bakanlık aleyhine yargılama giderine hükmedilmez. Kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebepler hariç olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmasına istinaden oluşan fazla ve yersiz ödemeler ile ceza soruşturmasına veya kovuşturmasına konu olmuş kısa çalışma ödeneği ile nakdi ücret desteği ödemeleri bu madde kapsamı dışındadır. Ceza soruşturması veya kovuşturması sonucu kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veya beraat kararı verilenler hakkında bu madde uyarınca terkin hükümleri uygulanır." düzenlenmesinin de idarenin tespitlerinin dayanaksız kaldığını ispatladığını, öğretmenlerin aylık 30 gün olan çalışma süresini haftalık 32,5 saat olarak değerlendiren ve bu doğrultuda kısa çalışma ödeneğinden haksız kazanç elde edildiğini belirten, nakdi destek yardımına aykırılık olduğunu belirten ve öğretmenlerin ücretlerinin eksik ödendiğini tespit eden teftiş raporunun hatalı olduğunu, davanın kabulü yerine davanın gerekçesiz şekilde reddine karar verildiğini iddia ederek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, 29.07.2022 tarihli ve 11145/İNC/22 sayılı inceleme raporu ile rapordaki tespit ve tutanakların iptaline karar verilmesini, eksik ücret ödendiği belirtilen işçilere eksik ücret ödenmediğinin tespitine ve aksine Kurum işlemlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle Kanun'a uygun sebeplere ve özellikle dosya kapsamı, delil durumu, emsal Yargıtay ilamları da dikkate alındığında; delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve Kanun'a aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ve kamu düzenine aykırı bir husus da tespit edilemediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.