İçtihatYargıtay10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi · E. 2024/7616 · K. 2024/25252
- Esas No
- 2024/7616
- Karar No
- 2024/25252
- Karar Tarihi
- 25.11.2024
Karar Metni
10. Ceza Dairesi 2024/7616 E. , 2024/25252 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER : Hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
A. Gebze 3. Ağır Ceza Mahkemesince, sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından mahkûmiyetlerine karar verilmiştir.
B. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve sanık ... yönünde re'sen de istinafa tabi olan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
A. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanığın uyuşturucu maddeyi para ile sattığına dair her türlü şüpheden uzak somut ve yeterli delil mevcut olmadığına,
2. Sanık hakkında verilen mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna,
3. Sanığın uyuşturucu maddeyi kendi kullanımı için bulundurduğuna,
4. Ceza hükmü kurulurken alt sınırdan uzaklaşılmasının makul bir gerekçesi açıklanmadığına,
5. 2. Kez tekerrür hükmünün uygulanmaması gerektiğine,
İlişkindir.
B. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
2. Ortaya konulup tartışılmayan bir delil 5271 sayılı CMK'nın 217/1. maddesi uyarınca hükme esas alınamayacağına,
3. Kuvvetli suç şüphesine dayalı somut delil bulunmamasına rağmen sanık hakkında iletişimin tespiti ve dinlenmesi kararı verildiğine,
4. Uyuşturucu madde kullanmak suçundan dava açılan ... ile ortak hareket edip birlikte kullanmak amacıyla uyuşturucu madde alan sanık ile Doğan Can'ın hukuki durumlarının aynı olduğuna, her iki şahsında eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde satın almak ve bulundurmak olarak değerlendirilmesi gerektiğine,
5. Sanık mahkeme huzurunda uyuşturucuyu'dan satın aldığını, da sanığın kendisinden uyuşturucu aldığını beyan ettiklerinden sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine,
İlişkindir.
A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak tayin edilmesine, 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a maddesinin ve 58. maddesinin uygulanmasına, 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, 5237 sayılı TCK'nın 188/3. maddesinde sayılan seçimlik hareketlerden olan "satan, satışa arz eden, başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran" eylemlerden birinin işlenmesi ile suç oluştuğundan, uyuşturucu maddenin para karşılığı olmaksızın temin edilmesi ile de suçun tamamlandığı, hükme esas alınan delillerin hukuka uygun şekilde elde edildiği anlaşılmakla sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmında "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği" ibaresi yerine "taksitlerden birinin zamanında ödememesi halinde tamamının muaccel olacağına" karar verilmesi, hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden;
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfı ile sübutuna, delillerin değerlendirilmesine, 5237 sayılı TCK'nın 188/4-a maddesinin uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, uyuşturucu madde alışverişine ilişkin fiziki takip içeriği, görgü tespit tutanağı içeriği, beyanlar ve tüm dosya kapsamı itibarıyla etkin pişmanlık hükmünün uygulanmasına ilişkin koşulların oluşmadığı anlaşılmakla, sanık müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilen dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
Adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmında "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği" ibaresi yerine "taksitlerden birinin zamanında ödememesi halinde tamamının muaccel olacağına" karar verilmesi hukuka aykırı olduğu değerlendirilmiş; bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle, sanık ... ve sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, BOZULMASINA; bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303. maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin,
Adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısımlarında yer alan "taksitlerden birinin zamanında ödememesi halinde tamamının muaccel olacağı" ibaresinin çıkartılması ve yerine "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği" ibaresinin eklenilmesi,
Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükümlerindeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Gebze 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.11.2024 tarihinde karar verildi.