İçtihatYargıtay10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi · E. 2024/9976 · K. 2024/11057
- Esas No
- 2024/9976
- Karar No
- 2024/11057
- Karar Tarihi
- 14.11.2024
Karar Metni
10. Hukuk Dairesi 2024/9976 E. , 2024/11057 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/740 E., 2024/1537 K.
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2018/97 E., 2018/851 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen prime esas kazancın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının Hukuk Genel Kurulu Kararı ile bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde, 23.07.2016–10.02.2018 tarihleri arasında aylık 7.000,00 TL net ücret ile çalıştığını, bildirimlerinin 2017 yılı Ağustos ayından itibaren gerçek ücreti üzerinden yapılmadığı gerekçesiyle prime esas kazançların gerçek ücretleri üzerinden tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı SGK Başkanlığı vekili, 5510 sayılı Kanun ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Kuruma başvuru şartı zorunlu olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davacının, Kuruma bildirilen sigorta primine esas kazançlarının eksik bildirildiği iddiasını yazılı belgeler ile ispatlaması gerektiğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı Ege Atılgan Endüstriyel Makina Tütün İnşaat İç ve Dış Tic. A.Ş. vekili, davacının aldığı maaş üzerinden eksiksiz olarak bildirimde bulunulduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının maaşının taraflarca uzlaşılan rakam üzerinden eksiksiz olarak ödenmiş olmasına rağmen ücretinde indirime gidildiğini iddia ederek maaşlarının bu nedenle eksik ödendiği yönündeki iddianın iyiniyetten yoksun olduğunu, davacının iradesine aykırı olarak ücretinde indirime gidilmiş olduğu kabul edilmiş olsa dahi davacının bu şekilde 6 aydan fazla bir süre çalışmış olması da işveren uygulamasının zımnen kabul edildiği anlamında olduğunu beyanla, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi 20.12.2018 tarihli ve 2018/97 E. 2018/851 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin 24.05.2021 tarihli ve 2019/809 Esas, 2021/877 Karar sayılı kararı ile; davacının 2017 yılı Ağustos ayından itibaren ödenmeyen bakiye ücret alacağı ve diğer işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açtığı davada Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2018/150 Esas, 2019/362 Karar ile davacının ücretinin 2017 yılı Ağustos ayı sonrasında net 7.000,00 TL olduğu benimsenerek davanın kabulüne dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği, hüküm altına alınan işçilik alacaklarının tahsili amacıyla İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2019/6501 Esas numarası ile takip başlatılması üzerine borcun ödendiği, öte yandan davacının 23.07.2016-10.02.2018 tarihleri arasında davalı Şirkete ait işyerinde çalıştığı, taraflar arasında düzenlenen iş sözleşmesinde ücretin aylık net 7.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, 2017 yılı Ağustos ayına kadar bordrolar bu miktar üzerinden düzenlenerek banka kanalıyla davacıya ödendiği, sonrasında düzenlenen bordrolarda davacının ücretinin net 3.500,00 TL olarak görüldüğü ve davacıya bu miktarın yine banka kanalıyla ödendiği, dosya kapsamına göre davalı işverenin tek taraflı işlemiyle davacının ücretinin düşürüldüğü, davacının yazılı rızası olmadığı gibi iş sözleşmesinin tadil edildiğine ilişkin yazılı delil de bulunmadığı, bu durumda ücret miktarında yapılan değişikliğin davacıyı bağlamayacağı, davacının bir süre aylık net 3.500,00 TL ücretle çalışmasının bu ücret miktarını zımnen kabul ettiği anlamına da gelmeyeceği, işçilik alacaklarına ilişkin davada kabul edilen ücret miktarının eldeki dava bakımından kesin delil olduğu, bu itibarla davacının 2017 yılı Ağustos ayından itibaren prime esas kazancının aylık net 7.000,00 TL olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü ile davacının davalı şirkete ait işyerinde 2017 yılı Ağustos ayı ilâ 10.02.2018 tarihleri arasındaki çalışmasının aylık net 7.000,00 TL prime esas kazanç üzerinden olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı işyerinde, 23.07.2016 – 10.02.2018 tarihleri arasında kesintisiz çalıştığını, çalıştığı dönemde aylık ücretinin 7.000-TL net olduğunu belirterek prime esas kazancın tespitini talep ettiği, taraflar arasında görülen kesinleşmiş alacak davasında davacının kazancının net 7.000-TL olduğunun kabul edildiği, Mahkemece, kesinleşmiş alacak davası kuvvetli delil kabul edilerek, davanın kabulü ile davacının davalı şirkette çalıştığı 2007-8 İLE 10.02.2018 tarihleri arasındaki süreler itibari ile sigorta primine esas kazancının aylık net 7.000-TL (NET) olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesidir. Söz konusu maddelerde prime esas kazançların nasıl belirleneceği düzenlenmiş olup, “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. İdare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belir bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 200 üncü ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas - 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas-2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas - 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas - 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas-2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
Diğer taraftan, 5510 sayılı Kanun dönemi açısından;
5510 sayılı Kanunun 80/1-d maddesinde de; "4'üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.
... d)Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilave edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmazı ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz." denilmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, Mahkemece, işçilik alacaklarına yönelik kesinleşen davada verilen karar sonrasında davacıya işverence ödeme yapıldığı anlaşılmakla, buna göre ödemenin yalnızca hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceği dikkate alınarak, toplanan kanıtlardan elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı şirket ve Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 11.05.2022 tarih ve 2022/713 Esas 2022/1058 Karar sayılı kararı ile önceki gerekçeye ilaveten uyuşmazlık konusu dönemde aylık net 7.000,00 TL ücrete hak kazandığı hâlde davalı işveren tarafından davacıya eksik ücret ödendiği, kesinleşen işçilik alacaklarına ilişkin davada işverenin tek yanlı uygulaması nedeniyle davacının çalıştığı aylarda ödenmeyen bakiye ücret alacağı bulunduğunun hüküm altına alındığı, işçilik alacaklarına ilişkin davada kabul edilen ücretin hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dâhil edilmesi gerektiğine ilişkin bozma kararının benimsenmesi hâlinde işveren ücreti fiilen ödemediği için hak edilmiş ücret üzerinden ilgili aya ilişkin prim ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı ve bir yıllık birikmiş ücretin sonradan ödenmesi hâlinde dâhi tüm ödemeye ilişkin primlerin hizmetin gerçekleştiği son aya mâl edilmesinin gerekeceği şeklinde sonuca ulaşıldığı, böylesi bir yaklaşımın yasal düzenlemeler ve sosyal güvenlik hukukunun genel ilkeleriyle bağdaşmayacağı, eldeki davanın prime esas kazancın tespiti davası tanımına tam uymadığı, yazılı iş sözleşmesi, yasal düzenleme ve işyeri uygulaması uyarınca hak edilen ücrete ilişkin sigorta primlerinin eksik ödenmesi nedeniyle oluşan hak kaybının giderilmesine yönelik bir dava olduğu, bu nedenle hak edilen ücrete ilişkin primlerin ödenmesi davalı işverenin yasal yükümlülüğü kapsamında olduğundan bozma kararına uyulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
C.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nun 06.12.2023 tarihli, 2022/10-1255 Esas, 2023/1220 Karar sayılı kararı ile "...Somut olayda davacının, 23.07.2016-10.02.2018 tarihleri arasında davalı işyerinde iş sözleşmesinde de belirtildiği üzere net 7.000,00 TL ücretle çalıştığını, prime esas kazancının 2017 yılı Ağustos ayına kadar gerçek ücreti üzerinden Kuruma bildirilmesine rağmen bu tarihten sonra eksik bildirildiğini iddia ettiği, dosya kapsamına göre davalı işveren tarafından 2017 yılı Ağustos ayına kadar iş sözleşmesinde kararlaştırılan aylık net 7.000,00 TL, bu tarihten sonra ise aylık net 3.500,00 TL üzerinden sigorta primlerinin yatırıldığı, davacının 2017 yılı Ağustos ayından itibaren ödenmeyen bakiye ücret alacağı ve diğer işçilik alacaklarının tahsili istemiyle açtığı davada Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin (İş Mahkemesi sıfatıyla) 2018/150 Esas, 2019/362 Karar ile davacının ücretinin 2017 yılı Ağustos ayı sonrasında da net 7.000,00 TL olduğu kabul edilerek bakiye ücret ve işçilik alacaklarının hüküm altına alındığı, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2019/1754 Esas, 2020/746 Karar ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, bu şekilde kesinleşen karara istinaden İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2019/6501 Esas numarası ile takip başlatılması üzerine davalı işveren tarafından takip konusu alacakların ödendiği anlaşılmıştır.
14.Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık konusu dönem itibariyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 200 ve 202 nci maddelerindeki hüküm kapsamında davacının 2017 yılı Ağustos ayından sonraki dönemde aylık ücretinin 7.000,00 TL olduğu yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiği ve işçilik alacakları davasında hüküm altına alınan ve ödenen miktarların 5510 sayılı Kanun'un 80 inci maddesi uyarınca son ayın prime esas kazanca dâhil edileceği gözetilerek toplanan delillerden elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırıdır." şeklinde karar verilmiştir.
D. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı içeriğinde, hükmedilen ücret alacağına ilişkin tutarın "son ayın prime esas kazanca dâhil edileceği gözetilerek" sonuca varılması gereğine yer verilmiş olup; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 2019/1754 E., 2020/746 K. sayılı ilamıyla istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmesi üzerine kesinleşen işçilik alacaklarına ilişkin hükmün, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2019/6501 Esas sayılı takip dosyası kapsamında davacı tarafça tahsil edildiği kayıtlarla sabit ve çekişmesiz olduğundan; işçilik alacaklarının tahsiline yönelik dava kapsamında hüküm altına alınan ve davacı tarafça tahsil edilen 30.516,34 TL ücret alacağı tutarı, çalışmanın son bulduğu 2018 yılı Şubat ayında geçerli prime esas aylık kazanç üs sınırı olan 15.221,40 TL'nin üzerinde olduğundan, davacının 2018 yılı Şubat ayı prime esas kazancın, aylık kazanç üst sınırı düzeyinde gerçekleştiğinin kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ... adına 1571077 sicil numarasıyla tescilli iş yerindeki 2018 yılı Şubat ayına ilişkin çalışmasının sigorta primine esas kazancın tavan düzeyinde kazançla gerçekleştiğinin tespitine; fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı Kurum vekili, istinaf kararı ile gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı şirket vekili, Kuruma başvuru şartının gerçekleştirilmediğini, yazılı belge bulunmadığını belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; 2017 yılı Ağustos ayına kadar iş sözleşmesinde kararlaştırılan aylık net 7.000,00 TL ücret üzerinden, bu tarihten sonra ise aylık net 3.500,00 TL üzerinden sigorta primleri yatırılan davacının uyuşmazlık konusu 2017 yılı Ağustos ayından 10.02.2018 tarihine kadar olan dönem yönünden aylık 7.000,00 TL ücret aldığı yönündeki iddiasını 6100 sayılı Kanun’un 200 ve 202 nci maddelerindeki hükümler kapsamında yazılı delil ile ispat etmesinin gerekip gerekmediği; buradan varılacak sonuca göre ücreti net 7.000,00 TL kabul edilerek diğer işçilik alacaklarının yanı sıra bakiye ücret alacağının tahsiline ilişkin kesinleşen işçilik alacağı davasında verilen karara istinaden yapılan ödemenin son ay prime esas kazancına dahil edilerek toplanan delillerden elde edilecek sonuca göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 80 inci maddesi
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 ve 202 nci maddeleri
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.