Haberin özeti
Gazze’de Ekim 2023’te başlayan savaşın üçüncü yılı geride kalırken Avrupa Birliği’nin İsrail’e yönelik tutumu, başlangıçtaki koşulsuz destek açıklamalarından sınırlı yaptırım önerilerine doğru değişti. Ancak üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle bu söylem ortak ve etkili politikalara dönüşmedi. AB’nin sivil kayıplar ve insani kriz karşısındaki yaklaşımı, Birliğin demokrasi, insan hakları ve uluslararası hukuk vurgusuyla çeliştiği gerekçesiyle eleştirildi.
AB içinde ateşkes çağrıları konusunda dahi uzun süre ortak tutum oluşturulamazken, kamuoyu baskısı ve bazı ülkelerin ulusal girişimleri Birliğin söylemini etkiledi. İspanya, İrlanda ve Slovenya’nın Filistin Devleti’ni tanıması ile İsrail’in insan hakları ihlallerine ilişkin Ortaklık Anlaşması incelemesi, diplomatik baskıyı artırdı. Komisyon, ticari imtiyazların kısmen askıya alınmasını ve bazı İsrailli bakanlar ile yerleşimcilere yaptırım uygulanmasını önerdi; ancak gerekli siyasi destek sağlanamadı.
İsrail’in yararlandığı ticari imtiyazların kaldırılması için yürütülen girişim, özellikle Almanya ve İtalya’nın mevcut tutumlarını koruması nedeniyle sonuçsuz kaldı. Aşırılık yanlısı bakanlara yaptırım önerisi ise Macaristan ve Çekya’nın itirazları nedeniyle kabul edilmedi. Buna karşılık, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik ciddi ve sistematik hak ihlallerinden sorumlu görülen 3 kişi ile 4 kuruluş yaptırım listesine alındı; karar mal varlıklarının dondurulması, finansman yasağı ve seyahat kısıtlamalarını kapsadı.
AB Konseyi kaynaklarına göre yeni önlemler konusunda yakın zamanda ortak karar alınması beklenmiyor. Ortaklık Anlaşması’nın tamamen askıya alınması veya yasa dışı yerleşimlerle ticarete kısıtlama getirilmesi gibi seçenekler tartışılsa da bunlar için gerekli destek henüz oluşmadı. Bazı ülkelerin ulusal düzeyde aldığı önlemler ve İsrail’deki seçimlere ilişkin değerlendirmeler gündemdeki tutumu etkilerken, AB’nin sertleşen açıklamaları ile fiili politikaları arasındaki farkın sürdüğü belirtildi.

